Haber Detayı
23 Aralık 2011 - Cuma 19:13 Bu haber 1021 kez okundu
 
BİR DERS KİTABININ AYIBI
Arşiv Haberi
BİR DERS KİTABININ AYIBI

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları arasında yer alan aile Sosyolojisi ders kitabının 58. sayfasında ki yazıları görünce bir profe'nin bunları nasıl yazdığına şaşarsınız. Bir şehir halkını, bir milleti iftiralarla karalayarak nasıl bir başarı ve nasıl bir kazanç edindiğini doğrusu merak ediyorum. Kitabın içinde insanı tiksindiren sözleri defalarca okumaya gerek yok. Saçmalık ve yanlışlıklarla dolu olduğu daha ilk kelimeden belli... Çünkü yöre halkı arasında "Berdel" olarak adlandırılan evlilik şekli "Berder" olarak yazılmış. Berdel; genç oğulları ve bacıları olan iki denk ailenin kız kardeşlerini değiştirerek yapılan bir evlenme şeklidir. İki taraf birbirini beğenir şartları uygunsa yapılır.  Bu berdel ekonomide ki mübadele, takas olarak algılanmamalı. Türkçede "değişik" olarak adlandırılan bu evlenme şekli özellikle başlık parası bulamayan yoksul aileler arasında gerçekleşen bir evlilik türüdür. Bunun yanlışlıkları görüldü, toplumda ve ailelere verilen zarar görüldü dolayısıyla yıllar var ki bu işten vazgeçilmiş, hatta unutulmuş. Aslında bu berdelin içeriği bu gün anlaşıldığı şekliyle değildir. Halk arasındaki barışı yakalama adına, kan yerine veya herhangi bir olay karşısında bir kızın verilmesi ve alınmasıdır. Bu zamanla "berdel" olarak halk arasında evlilik çağına gelmiş erkeklerin bacılarını değiştirme şeklinde algılanmıştır. Kitapta birkaç evlilik çeşidi daha geçmektedir. Bunlardan biri Levirat (yenge ile evlilik). Bu evlilik Kürtler arasında yaygın bir şekilde yapılırdı. Bir mecburiyetten doğan bu evlilik şekli  bugün terk edilmiştir.  Bir başka evlilik türü ise Sororat (baldızla evlilik). Ölen karısının yerine bacısını (baldız) getirme. Bu evlilik türü binde bir görülen bir olaydır. Bu evlilik türleri dinen bir mahsuru olmadığı için yapılmaktadır. Lakin Kürtleri küçümseme ve hakaret anlamında ne gerekiyorsa yapanlar bir gün bunun hesabını halkın huzurunda vereceklerdir. Bunun altında çapanoğlu arayanların geçmişin küllerinden yeniden kıvılcımlar yaratma çabasındadırlar. Yoksa prof. Dr. Birsen Gökçe'nin evlilik konusunda anlatacak başka bir şey mi bulamamış. Kaldı ki bu tür evlenmeler sadece Güneydoğu ve Doğuda kısaca Kürtlerin yaşadığı yerlerde değil, Türkiye'nin birçok yerinde yapıla gelmiştir. Yine bir başka evlilik şeklini bu kadar rahat bir bilim adamı edasıyla anlatırken yüzünün kızarmadığına hayret ediyorum. "Ender olmakla beraber kayınpeder gelin evliliğine de rastlanmaktadır. Oğlu ölen baba evlendirebileceği başka oğlu yoksa geliniyle kendisi evlenmektedir." Demesini ender de olsa kimseyi inandıramayacak. Ancak bu kitabı okuyanların kafasını bulandırmak bir yana zımnen de olsa Adıyaman ve yöresinde yaşayanları karalama ve çirkin iftiralara maruz bırakmaktadır. Bu hanım efendi bu kadar ilkel aile tiplerini araştırırken özellikle neden Kürtlerin yaşadığı bölgeyi seçmiş, onu ister istemez insan merak ediyor. Türkiye'nin birçok bölgesinin de ensest ilişkiler yaşanmakta, bu kirli ilişkiler haberlere konu bile olduğuna tanık oluyoruz. Bunun gibi hataya düşmüş insanların çirkinliklerini bir yöreye, bir bölgeye ve millete mal etmek ne kadar doğrudur. Bu tür ilişkiler ancak sapık olan insanların işidir. Adıyaman'ın dağ köyleri olarak adlandırdığı böyle ilişkilerin yaşandığını söylemesi ahlaki değildir. İlmi hiçbir dayanağı olmayan verisiz, belgesiz söylentilere dayanılarak, bilimsel araştırma olarak  halkın önüne nasıl sürebilir. Bunu hangi din, hangi millet kabul eder. Böyle bir olay bir sapık tarafından işlenmişse bunu bir bölgeye bir şehre ya da dağ köyleri adı altında bir bilinmeze mal etmesini hangi mantık kabul eder. Halk arasındaki bazı belden aşağı fıkralardan hareketle anlatılan bu tür yaşanmamış sadece halk tarafından uydurulmuş olayları yaşanmış gibi söylemesi ve bir kitaba ders olarak konulması sizce ne kadar etik. Aslında bu tür saçmalıkları yazacağına, yurdun çeşitli yerlerinde (bölge, şehir, köy ismi vermeden) iğreneceğiz birçok ensest ilişki yaşandığını, bunun bilimsel ve ahlaki yanlarını anlatarak insan ufkunu aydınlatmaya, ruhi şekillenmeye yön vermesi konusunda daha olumlu sonuçlar yakalayacağı kanaatindeyim. Bunları örneklemek istemiyorum. Ancak Profe'nin bu konuda görüş ve düşüncelerini yazarak bu tür ilişkilerin topluma, aile yaşamına, dini değerlere büyük zarar vermiş, bilimin etiğini altüst etmiştir. Oysa daha olumlu olgun anlatımlarda bulunarak hayata hazırlanan genç dimağların ufkunu açmaya yönelik çalışmalarıyla daha saygın olacağı inancındayım. Tüm bu ahvali içeren konuda STK ların açıklamasını yeterli görmeyip bir grup arkadaşla dava açmak için uğraştığımız gibi, Cumhurbaşkanına, Başbakana ve YÖK e şikâyet ederek sesimizi duyurma çabasındayız.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: bir, ders, kitabinin, ayibi
Yorumlar
Haber Yazılımı