Haber Detayı
02 Aralık 2011 - Cuma 19:13 Bu haber 763 kez okundu
 
Biz böyleyiz, işte...
Arşiv Haberi
Biz böyleyiz, işte...

Zor olan bir coğrafyada yaşıyoruz. Ve o coğrafyanın çok zor olan bir şehrinde. Evet çok zor olan bu şehirde yaşıyor olmak, beraberinde birçok şeyi de göğüslemeyi zorunlu hale getiriyor…  Mesela yaşama tutunmak, sevmek, insanlarla düzeyli ilişkiler geliştirmek, bir şeyler yapmak… gibi sıradan ve her insan topluluğun olmazsa olmazı olan masum şeyleri yapmak, bazen çok zor hale gelebiliyor. Doğrusu, bıkkınlık verecek kadar çekilmez hale geliyor/getiriliyor. Sıradan olan bu insani faaliyetleri yapmak da yaşamak da hakikaten cesaret istiyor... Gayret ve tahammül istiyor. Çünkü zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Yaşama tutunmak için, kendi varlığını kabul ettirmek için, yani ben de varım diyebilmek için aslanın ağzındaki lokmayı alacak kadar cesur olmak gerekiyor. Cesaret ve gayret, sabır ve tahammül olmadan bir işin üstesinden gelmek çok zordur bu coğrafyada. Zor coğrafyanın insanı da kendisi gibi zordur, adeta kapalı bir kutunun içinde yaşıyor gibidir. Kendini, kendi elleriyle, zihniyetiyle hapsetmiştir adeta bu kutunun içine. Bırakın bu kutunun içinden çıkmayı, bütün çıkış yollarını dahi nefes alamayacak şekilde kapamıştır kendi üstüne.  *  * * Urfa...Evet, Urfa... Zor coğrafyanın belki de en zor şehri. Zihinsel refleksleri, tarihi kadar yaşlı ve hantal. Hafızasındaki mevcut kültürleri, insani değerler noktasında bir arada tutma becerisini geliştiremeyen kadim şehir. Tarihi (Göpeklitepe kazısı sonucu), yeryüzündeki şehirlerin en eskisi. İnsanlık, neredeyse buradan dünyanın dört bir yanına yayılmış, kültürler, medeniyetler… Ama o günden bugüne, oradan buraya Urfa, bu zenginliği içselleştirecek ve dönüştürecek kabiliyetler ortaya koyamamış, ne yazık ki. Kendi etrafına çizdiği dairenin içine hapsolmuş adeta. Neden? Çünkü varlığını borçlu olduğu değerler, aynı zamanda kendisinin mahvına da sebep olmuş değerler. Kibirlenme ve hasetlik şeklinde tezahür eden bu durum, yerleşik kültür ile elit (baskın)  kültür arasında sıkışıp kalmasına sebep olmuş.  Bu coğrafyanın başlıca unsurları olan Kürt, Ermeni, Süryani, Arap vd. kavimleri, yerleşik kültür ile elit kültür arasında sıkışıp kaldıkları için, birlikte hareket etme noktasında birbirilerine birikimlerini ve güçlerini aktaracak dinamiklerden yoksunlar. Buna din (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam) taassubu da eklenince,  haliyle zengin ve evrensel bir şehir kültürü de ortaya çıkmıyor. Nispeten azalan ve ortadan kalkan bu yapı, yerleşik kültür ile evrensel kültür arasında sıkışan Urfa'yı, bu zihinsel hantallıktan kurtardığını söylemek güç. Onun etkileri hala en şiddetli biçimde devam ediyor, ne yazık ki... Urfa, dünyadaki gelişmeleri algılama noktasında sorunlar yaşıyor bu yüzden. Bu yüzden sorunlar karşısında aciz kalıyor, cevaplar üretemiyor. Bırakın cevaplar üretmeyi, bazen kendisi dahi sorun olabiliyor. Sorunlar karşısında karşı refleksler ortaya koyamayınca da kendi kendisiyle cebelleşmek zorunda kalıyor. Adeta birbirilerini yiyecek duruma geliyorlar. Bu durumda eğer, yapılanlar karşısında sizin doğru olarak bildikleriniz, kabul edilmiyorsa, sabır noktasında kavi bir yürek edinmeniz gerektiğini bilmeniz gerekir. Çünkü akıl ve feraset, geçerliliğini kaybetmiştir bu topraklarda; doğru söyleyen, doğru iş yapan hep dokuz köyden kovulur hale gelmiştir. İnsanların alakası, uçup giden moda şeylerin üzerinde odaklanmıştır da "atın önüne et, itin önüne ot" konması daha akılcı olarak görülmüştür. Bu yüzden bu memlekette yaşıyor olmak, birçok şeyi göğüslemeyi zorunlu hale getiriyor..  
Kaynak: Editör:
Etiketler: biz, böyleyiz, işte
Yorumlar
Haber Yazılımı