Haber Detayı
01 Aralık 2011 - Perşembe 19:13 Bu haber 592 kez okundu
 
Bizansın zaferi!
Arşiv Haberi
Bizansın zaferi!

29 Mart 2009 Yerel seçim sonuçları memleket ve milletimize hayırlar getirsin. Oy veren, aday olup seçilen - seçilemeyen, demokrasilerin şöleni seçimlere katılan herkesi tebrik ediyorum.   Sandık sonucu millettin tercihi, iradesidir. Demokrasilerde seçmen tercihini, tepkisini, teveccühünü sandıkta gösterir. Katılım şekli ve düzeyi, seçim şartları, sayımlardaki şeffaflık ve doğruluk, sonuçlara tarafların rıza göstermesi gibi birçok gösterge demokrasilerin seviyesini belirler.   Bu anlamda seçim sonuçları sadece siyasi partiler ve adaylar için notlar - dersler vermekle kalmaz, kamu ve toplumun geniş kesimleri için de değerlendirilmesi gereken önemli mesajları gösterir.   ***   DTP ve AK Parti Şanlıurfa seçimlerinde yarışan siyasi partiler oldular. Nüfuz sahibi aileler, eski siyasiler, çeşitli güç ve çıkar odaklarının öne sürdüğü adaylar iki partiyle, bazen de kendi aralarında yarıştılar. Viranşehir, Ceylanpınar, Suruç ve Halfeti ilçeleri DTP'nin parti olarak kazandığı yerler. Bozova başta olmak üzere diğer bütün ilçelerde parti ve teşkilatları dışında, adaylar arkalarına aldıkları 'kendi' güçleriyle iktidar oldular. AK Parti, SP, DP, MHP'nin belki rozet olarak katkı sunmuşlardır.   Urfalı Mayınlar Yarıya yakını Şanlıurfa il sınırları içerisinde olan mayınlı arazilerin temizlenmesiyle ilgili yasa teklifi hükümet tarafından geri çekildi.   8 Yıldır sınırdaki mayınları temizlemek isteyen AK Parti Hükümeti bu defa da sonuca ulaşamadı. Bir dahaki adımı ne zaman atar, atacak mı belli değil..   Ancak bu vesileyle şimdiye kadar öne sürülen fikir ve eleştiriler dikkatle değerlendirilmeli. Bu sorunun çözümü için Hükümet tarafından daha ciddi ve kapsayıcı çözüm önerileri ortaya konulmalıdır.   Sorunun çözümü “Temizle – senin olsun”, yada “Başkalarına havale edelim” şeklinde olmamalıdır.   Çünkü mayınlı araziler, büyük resmin bir parçası.. Resmin bütünü içerisinde değerlendirilirse, anlamı kavranır. Hatta sosyal-ekonomik-güvenlik ve gelişmişlik alanında büyük problemlerin çözümü yolunda bir fırsat alanı olarak da “değerlendirilebilir”.   ***   İşte resmin parçalarından bir kaçı..   Bir önceki yazımda verdiğim rakamlardan: Urfa'da kayıtlı çiftçi sayısı 60 bin. Topraksız köylü-çiftçi sayısı 90.00 bin!   Bunu aile olarak hesap edersek, bölgenin en asgari rakamlarıyla 400 – 500 bin insan ediyor..   Bu kadar insan köylerde – kırsalda yaşıyor ama toprakları yok.   Geçinmek için başka topraklara gidiyorlar her mevsim.   Akdeniz'e portakal toplamaya, Adana ve Ege'ye pamuk, Karadeniz'e Fındık, İç Anadolu'ya patates – soğan, Marmara'ya sebze toplamak….   Özellikle yaz aylarında köyler boşalıyor, kasabalar – ilçeler hayalet merkezlere dönüyor..   Sınıflarda öğrenci kalmıyor, esnaf kepek kapatmak durumunda kalıyor.   Urfa il nüfusunun yaklaşık %30'u bu kapsamda..   Yaşıyoruz, görüyoruz, iliklerimize kadar hissediyoruz ama konuşmuyoruz. Memleketin yazgısı haline geldiğinden kanıksanmış, normal olaylar..   Ya yollardaki trafik kazalarında toplu ölüm haberleri ile gündeme geliyor yada gittikleri yerdeki toplu kavga ve asayiş olaylarıyla ele alınıyorlar..   Yoksulluk, sömürü, cehalet, felaketlerin fotoğrafı olarak Urfa'dan Türkiye'nin dört bir yanına, dört mevsim bu manzara yayılıyor..   ***   Özelleştirme kapsamında yerli ve yabancı şirketlerin Şanlıurfa'da ilgisini çeken kurumlarından başında TİGEM geliyor. Ceylanpınar ilçe sınırlarının %80'ini kaplayan TİGEM arazisi, birçok devletten daha büyük yüzölçüme sahip. Kuruluş amacı, işleyişi, bugün için gördüğü işlev ve imkan/kaynak – üretim dengesi üzerine çok şey konuşmak mümkün olsa da Türkiye tarımının genel durumu, buradaki manzaradan farklı değil. Devlet Çiftliği yıllardır siyasilerin – bürokratların “ÇİFTLİK” olarak kullanıla-gelmiş. Geçtiğimiz yıl Çırpı deresinde onlarca tarım işçisinin can verdiği kazanın da gösterdiği gibi üretim ve geliştirme merkezinden çok, ihmal ve istismar görüntüsü veriyor.   Bunun maksatlı politik uygulamaların sonucu olduğu da tartışma-iddiaların arasında. Kapatmak, elden çıkarmak için TİGEM'e aktarılan görev ve kaynakların sınırlandırılması, yönetim zaafları gibi uygulamalarla özelleştirmeleri meşrulaştırmak için zarar eder – işlev görmez hale getirilmek istendiği de söylenebilir.   Ama 20'yılı aşkın zamandır mayınlı araziler gibi burası da zaman zaman büyük şirketlerle birlikte gündeme geliyor. TİGEM arazisinin özelleştirilmesi, büyük yabancı şirketlere kiralanması.. Yılmaz, Çiller hükümetleri döneminde sık sık konuşuldu. Bu hükümet döneminde de bir iki defa lafı edildi.   Türkiye'nin yer altı sularının yarıyı yakınının tek başına bulunduğu bir alan Ceylanpınar TİGEM arazisi..   Devletin onlarca yıldır yaptığı yatırımlar var. Artezyen kuyuları, sulama kanaletleri, binalar, ambarlar, makinalar..   Toprakları 1. Sınıf tarım arazisi..   Ve dört bir tarafında onbinlerce yoksul, topraksız çiftçiler..   Yoksulluğun, terörün, göçlerin kol gezdiği bir coğrafyada; “Devlet Çiftliği”..   Devlete hayrı yok, millete hayrı yok. Mayınlı arazilerde olduğu gibi buraları da yabancı şirketler için zaman zaman ısıtılıyor..   ***   1973 Toprak Reformu'nun pilot ili Urfa. Bu kapsamda mülkiyeti devletin eline geçen topraklar 35 yıldır devlet adına kayıtlı.. Sosyal kırılmaları – travmaları hala devam ediyor. Toprakların çok azı dağıtıldı. Geri kalanı sorun kaynağı. Kiralanması, toplulaştırma hareketleri, imar alanları içerisindeki yerler.. Kördüğüm haline gelmiş koca sorunlar yumağı.   ***   Bu temel sorunların üzerinde her şey bitiyor. Eğitim, sağlık, güvenlik başta olmak üzere her alanda arıza çıkıyor. Bunların giderilmesine yönelik bütün yatırım, proje ve emek de sonuçsuz kalıyor.   Bu nedenle mayınlı araziler dolayısıyla gündeme gelişen tartışmalar derinleştirilmelidir.   GAP Kalkınma İdaresi, Üniversite, ilgili oda ve sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri bu konuda ortak çalışma yapmalı ve topraksız köylülerin, sağlıklı tarım işletmelerine, birlik ve kooperatiflere sahip olması yönünde ciddi ve uygulanabilir bir proje oluşturmalıdır.   Gerçek çözüm ve kalkınma bu zeminde gerçekleştirilebilir. Aksi takdirde hergün –kanıksadığımız için- farkına varmadığımız onlarca mayın patlar.   İlk yayı tarihi: 2009
Kaynak: Editör:
Etiketler: bizansın, zaferi
Yorumlar
Haber Yazılımı