Haber Detayı
27 Mart 2013 - Çarşamba 19:23 Bu haber 1799 kez okundu
 
"Çağımız ortak çalışma çağı"
Arşiv Haberi


Röportaj:  İshak POLAT Medet Abbasoğlu  ile yıllar öncesine dayanan bir tanışıklığımız var. 1997 yılında İstanbul’daki Siverekliler Rehberini yaparken tanışmıştık. O zaman Ankara da kalıyordu. Yıllar sonra Urfa da yollarımız tekrar kesişti.  Urfa’nın kalkınması için çalışan, çaba sarf eden insanlarımız var. Medet Abbasoğlu  da bu isimlerden birisi. 30-40 yılını memlekete adamış bir insan ve hala araştıran üreten bir insan. Sinirleri alınmış hissi veren. Mütevazı ve alçakgönüllü. Bilgi ve birikiminden faydalanılması gereken bir değer. Siverek hususunda çalışmalarını bilen biliyor. Özellikle Siverek’in yakın tarihinin şahitlerinden birisi. ( Siverek tarihi ve sosyoloji konusunda araştırma yapanların kulağına buradan fısıldıyorum) Ama Medet Abbasoğlu’nu daha dikkat çekici hale getiren “Organik Tarım” ve özellikle “ Nar” aşkı. 10 Yılı aşkın peşine düştüğü bu sevdanın artık semerelerini almaya başlamışlar. 2 saate yakın süren röportajımızı sadeleştirerek yayınlıyorum. Bu birikim dolu insanı 2 saate sığdırmaya gönlüm el vermedi. Birkaç konu hakkında ayrı ayrı röportaj sözü alarak sadeleştirilmiş röportajımızı siz okuyucularımız ile paylaşıyorum.   Okuyucularımız için sizi tanıyabilir miyiz? Ben Eczacı Medet Abbasoğlu. GAP Ekolojik Tarım Derneği Başkanıyım. Urfa’da Eczacılık yapmaktayım.  Aynı zamanda BİOGAP Gıda ilaç Tarım Ürünlerinin şirket ortağıyım.   Eczacısınız ama Ekolojik Tarım ile uğraşıyorsunuz. Bu ilginin sebebi nedir? Ben bir çiftçi çocuğuyum. Tarlalar da yetiştik, büyüdük. Ben çocukken babamın buğday, mercimek ektiğimiz tarlalarımız, bağımız vardı. Küçüklükten beri doğayı, bitkiyi, hayvanları seven bir yapım ve ortamım vardı. Temiz toplum ve temiz dünya ye önem veren yapıya sahibim. 1982’de Ankara Eczacılık Fakültesini bitirdikten sonra Siverek’te serbest eczacılığa başladım.  1984’te Siverek yeni yeni bazı sıkıntılardan çıkmaya başlamıştı. Allah rahmet eylesin, Yakup Maltaş diye bir Kaymakamımız vardı. Birgün benim eczaneme gelmişti. Bana dedi ki; ‘İstiyorum ki, Siverek’te aydınlarımız yine toplansınlar memleketlerine hizmet etsinler. Doğruluk, güzellik, iyilik adına bir araya gelelim. Duydum ki sen burada seviliyorsun, seni Hıfzıssıhha Kurulana alalım, daha sonra Siverek Kalkınma Kurullarına alalım. Allah rahmet eylesin, İrfan gazetesinden Osman Usta benden kendisine bahsetmiş. Kaymakam bey bizleri topladı, dedi ki; ‘Tarihçilik oynamayalım, Siverek’in bir resmini çizelim. Tarihi, doğal güzelliklerini ortaya çıkartalım.’ Bir dergi çalışmamız oldu. Kaymakam beyin özel bir izin belgesi ile Karacadağ bölgesinde, Fırat havzasında birer çalışma yaptık.  Karacadağ bölgesini biliyordum ama ilk defa Fırat bölgesini bu kadar yakından tanıma fırsatım oldu. Fırat bölgesini resimledik. O yıllarda nar bahçelerini gördüm, Karacadağ’da domatesi gördüm. 1985’te çocuklarımın eğitimi için Ankara’ya yerleştim.  Burada arkadaşlar ile ilaç deposu kurduk. 1997 yılında Fransa’dan ithalat yaparken Gayrimüslim bir Türk vatandaşımız bana; ‘Ne bu işlerle uğraşıyorsun. GAP bir cevher neden bu küçük şeylerle uğraşıyorsun, git memleketine yerleş’ dedi. Ben insanların doğduğu yere vefa borcunu ödemesi gerektiğine inanan bir insanım.  Toprağına minnet borcu olan insanlarız. Bu duygularla tekrar Siverek’e yerleştim, ama bu arada adım adım Urfa’ya yanaşmaya başladım.  Her ne kadar evim işim Siverek’te ise de, arada GAP İdaresi ve KOSGEP ile görüşüyordum. Bu arada Ticaret Odası Başkanı İsmail Demirkol, sağ olsun burada beni GAP GİDEM Koordinatörü Şükran hanımla tanıştırdı. Bu minval üzerine biz çalışmalara başladık. Bizden nar çekirdeği istenmişti yurt dışından yapabilirimsiniz diye bizde o kendi ailemle beraber bu siparişi teslim ettik. Daha sonra başka talepler geldi ama amatör şekilde bu taleplere yetişmenin mümkün olmadığını gördük. Buda farklı şeyler düşünmeye sevk etti bizi. Neden Nar? Nar çekirdeği ve nar ekşisi ilgili bu  talepler olunca, biz bu proje üzerine çalışmaya başladık. Zaten Fırat havzasında iç talebe yetecek kadar meyvecilik yapılıyordu. Narın faydaları üzerine basında çıkan haberlerinde etkisi ile biz bu işin üzerine daha da eğildik. Bu işi daha bilimsel ve tabana yayarak büyütmek istedik.   Urfa insanı kolektif çalışmayı seviyor mu? Bu konuda zorluk çektiniz mi? Burası çok zor bir coğrafya. Maalesef, uzun yıllar Urfa’da ortaklık olmaz demişler. Gerek üretim ilişkileri gerekse üretim güçleri buna müsaade etmiyordu. İlişkilerimiz, düşüncelerimiz buna müsaade etmiyordu. Ama artık bu tabu yıkılıyor ve yıkılmak zorunda. Çağımız ortak çalışma çağı. Güç birliği yapma çağı. Başta buna inanmak lazım inanınca oluyor. Tabi bu eğitimle alakalı. GAP Eylem Planı insan odaklı bir proje olduğu için eğitime çok önem veriliyor ve eğitim sonucunda, son 10 yılda ciddi projeler ortaya çıkmaya başladı. Birde bu tür çalışmalarda topluma örnek olacak insanlar lazım. Kapalı toplumlarda maalesef değişim biraz zor ve güç oluyor.   Şanlıurfa’da neden kooperatif kültürü yok? Ben hayatımda şunu öğrendim. İnsanların arasında karakter uyuşmazlığı varsa maalesef sıkıntı oluyor. Bu karakter karmaşası içersinde amaç ve hedef birlikteliği yoksa ortaklık yürümez. Kooperatifleri incelerseniz bizim buralarda eşten dosttan dolayı girilmiştir. Belliki amaç ve hedefler belirlenmeden girilmiştir. Kimisi de, ‘ya bir girelim, bakalım ne oluyor, ne olacak’ diye girmiştir. Kooperatif bir güç biriliği ve birbirini tamamlama kültürüdür. Güçsüzü koruma kültürüdür. Ben Fransa’da bunu gözlemledim. Oradaki mantık, ‘güçsüzü korumadan kalkınma olmaz’ kültürüdür. Bunu yaşıyorlar ve yaşatıyorlar. Hâlbuki bizde Hadis var; ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ ve bunu yaşamak lazım. Bu kültürü geliştirmek lazım.   Son zamanlarda organik tarımın önemi neden arttı? Bunun sebepleri Dünyada ve Türkiye’de yaşadığımız şeylerden kaynaklanıyor. Mesela Adana bölgesinde kullanılan DDT dediğimiz bir kimyasal kullanıldı yıllar sonra çok büyük yan etkileri ortaya çıktı. Son zamanlarda bilinçsiz şekilde hormon ve ilaç kullanımı arttı. Kanserin hızla artması bu gibi etkinlerin sonucudur. Tarım da ilaç kullanılır kullanılmalıdır da ama uzman reçetesi ile ve uzman gözetiminde olmalıdır bu. Doğayı kirletmeden doğal florayı koruyarak pek ala tarım yapılabilinir.   Urfa’da organik tarımın boyutu nedir? Urfa bu anlamda çok önemli ve bakir topraklara sahip. Siverek bölgesinde doğal, kirlenmemiş taşlık araziler var. Sınır bölgesindeki mayınlı araziler var. Urfa bölgesinde ürün olarak nar, domates, siyah dut, üzüm gibi çeşitlerin üzerinde durulabilir. Kaybolan birçok çeşidimiz var. Bunlar tekrar canlandırılıp, bunların üretimi yapılabilir. Dünyada organik tarım çok düşük bir ekonomik kapasiteye ulaşmış durumda. Bizim de bu pastadan pay almamız lazım.   Urfa çiftçisi organik tarımı biliyor mu? Bunun bilincinde mi? Maalesef bilincinde değil. Biz Urfa’da hazinenin üstünde oturuyoruz. Bu toprak, bu su, bu güneş hiçbir yerde yok. Bütün Ortadoğu pazarı hemen yanı başımızda. Doğunun bittiği, batının başladığı yerdeyiz. Bunun sebebini bazen tartışıyoruz. Destekleme olayını hem iyi denetlemek lazım, hem de amaç ve hedeflerini iyi belirlemek lazım. Bakıyorsunuz ayçiçeğine destek çıkıyor, çiftçi sıkıntısını gidermek için oraya yöneliyor.  Ama araştırmıyoruz, bunun pazarı nedir? Hemen oraya geçiyorlar. Aynı şey narda oldu. İnsanlar araştırmadan, devlet destek veriyor diye nara geçti sonra da söktüler. Yavaş yavaş öğrenen çiftçilerimiz var. Bu konuda Valiliğin, GAP İdaresinin, Bakanlığın çalışmaları var. Alışkanlıklar zor değişiyor.  Bizde hala araştırma yok, Pazar araştırması yok. Yüzlerce dönüm arazimiz var ama 1 tane danışmanımız 1 tane Ziraat Mühendisimiz olmaz. Fabrika kurarız 1 tane Üretim Danışmanımız, 1 tane Pazarlama Müdürümüz olmaz. İnsan kaynaklarına değer vermiyoruz. Bunları aşmamız lazım, her şeyi devletten beklememeliyiz. Ama önümüzdeki yıllarda Urfa’da organik tarımla ilgili çok ciddi ve güzel şeylerin olacağına inanıyorum.   Devlet kurumları ile organik tarımın neresinde? Artık Tarım Bakanlığı, GAP İdaresi, kısacası bu işle ilgili kurumlar artık işin içersinde, çiftçilerle ve yatırımcılarla ilgileniliyor. Ciddi projeler sunulduğunda önünüz açılıyor. Bürokrasi geçmiş yıllara göre çok çok iyi. Mesela Milletvekilimiz Zeynep Karahan Uslu,  bu tür organik tarımla ilgili ciddi projelerle ilgileniyor, destek oluyor. Ben bundan gurur duydum, mutlu oldum. Mesela Urfa’da Karacadağ Kalkınma Ajansı, TKDK gibi kurumların bu tür ciddi projelere inanılmaz desteği var. Ciddi projeler gittiği zaman hem kredi, hem de hibe desteği var. Özellikle TKDK’nın çok ciddi bir proje irdelemesi var.  Yeter ki; siz ciddi bir şekilde araştırma yapın, çalışma yapın, kurumlar size gerekli desteği sağlar. Organik tarım ile ilgili özellikle kamu kurumlarının güzel çalışmaları var. Ama asıl önemli olan şey şu; Hayatta siz proaktif olacaksınız. Siz ne üretiyorsunuz, kendinizi ne kadar yetiştirmişsiniz bu çok önemli.   Şimdi BİOGAP’ a gelelim. Kuruluş hikâyesi nedir, bugün hangi noktadasınız? BİOGAP Gıda İlaç Tarım Ürünleri Ltd. Siverek’te kurduğumuz bu şirket 2001 krizinde bayağı sıkıntıya girdi, yürütemedik kapattık. Ama bu bizim için çok büyük bir tecrübe oldu. 2005 yılında Urfa’ya gelince, tabi ben narın geleceğine inandığım için arkadaşlara dedim ki, bir dernek kuralım. Organik Tarım Derneği kuralım. Hem öncü oluruz. GAP Gidem’in desteği ile Organik Tarım Derneği kurduk. Dernekte çiftçi arkadaşlarımızı örgütledik. Özellikle nar üreticiliği yapan 50 kadar çiftçi arkadaşımıza AB ile ilgili projeler verdik. Bu arada arkadaşlar dediler ki; ‘Senin yıllardır bu konuda çalışman var, bunu değerlendirelim, bir aya gelelim.’ Böylelikle BİOGAP Ltd’yi kurduk. Başta 2 kişi başladık, şimdi 10 kişiyiz. Bunun 7 kişisi Eczacı 1’i Avukat, 2 tane de iş adamı. Çalışmalara başladık, fabrikayı kurduk. Tarım Bakanlığına fide proje programı verdik. Ben 10 yıllık tecrübemi tamamen buraya aktardım. Sonra markalaştık Narvital diye bir marka oluşturduk daha sonra BİOGAP’ı markalaştırdık. Şimdi iki markamız var . Bazen bazı arkadaşlar sabırsızlık gösterdi, ama çok şükür şimdi artık rayına oturdu. Narvital artık demo üretime başladı. Bunu Urfa’da piyasaya sürdük, bazı marketlerde beğeniye sunduk.  İnşallah ileride yurtiçi ve yurtdışı pazarlara açılmayı düşüyoruz. Bugün müjdeli bir haber aldık. Kalkınma Ajansında programımız 7.3.2013 itibariyle kabul görmüş. Böyle olursa inanınız Türkiye çapında markalaşacağız. Benim de inancım ve heyecanım bu yönde.   Narvital’den aldığınız tepkiler nasıl? Yıllarca insanımız sitrik asit, limon tuzu, glikozla nar ekşisi adı altında nar ekşisi kullandığını zannetmiş. Köylülerimizin yapmış olduğu nar ekşisi de orijinal ama hijyenik olmayan ortamlarda yapıldığı ve kaynatıldığı için birçok vitaminini kaybediyor. Bizde üretim hattında deneme yanılma yöntemi ile ürettiğimiz nar ekşisiyle ilgili çeşitli dosyalar oluşturduk. Önümüzdeki sene 4 tane ürün çıkartacağız. 1-Nar Konsantresi, 2- Nar Ekşisi, 3- Nar Suyu. Taze nar suyu, Narda ürün çeşitliliği bitmez. Boşuna ‘Cennet meyvesi’ dememişler.   Başka projeleriniz olacak mı? Üzüm suyu, üzüm pekmezi, üzüm ve nar çekirdeği üzerine çalışacağız. Tıbbi kısmı ile çalışacağız ve bu çok ciddi bir çalışma gerektiriyor. Özellikle nar çekirdeğini fırçalayıp, temizleyip belki ileride iyi pazarlar bulmayı umut ediyoruz.  Nar çekirdeği çok kıymetli bir üründür. Kozmetik sanayinde yağı çok değerlidir. TÜBİTAK ile Türkiye’de bizler ilk olarak 2000’lerde biz yaptık.   TÜBİTAK ile ilişkileriniz nasıldır?  TÜBİTAK bizim için çok önemli bir kurum. Herkesin TÜBİTAK’la çalışmasını öneririm. Bir proje yapmadan önce girişimcilere TÜBİTAK’la görüşüp öyle Ar-Ge yapmalarını tavsiye ederim. Gerçek anlamda proje yapılırsa bütün kurumlar size yardımcı oluyor. Son zamanlarda ‘devlet yardımcı olmuyor’ diyen haksızlık etmiş olur.   Harran Üniversitesi tarımla ilgili çalışmalarınızda size gereken desteği veriyor mu? Üniversitemiz, çok güzel diyalog kurduğumuz bir kurumumuzdur. Bünyesinde çok çok değerli akademisyenler var. Şimdi bizim coğrafyamızda öğrenilmiş acizlik olayı var. Bazen bu insanları eleştiriyorlar, ama Üniversitemizdeki bilim adamlarımız çok çalıştı, çiftçilerimiz gerekli ilgiyi fazla göstermedi. Şimdi bu insanlar futbolcu gibi, çiftçi ise teknik direktör gibidir. Yani temel dinamikler halktan olmalıdır. Danışmanlık yapıyorlar, çalışma yapıyorlar, maddi manevi karşılığını belki alamıyorlar. Haklarını yememek lazım. Akademisyenlerimiz çok güzel çalışmalara imza atmışlardır. Ama inşallah bu Teknoparkla beraber Üniversitemiz tarım konusunda daha güzel çalışmalara imza atarlar.  Ama şu da bir gerçek; arada bir iletişim kopukluğu var. Üniversite ile çiftçi arasında bunun sebeplerini ve çözüm yollarını araştırmak lazım.   Medet Bey hem Eczacılık hem Nar ile uğraşıyorsunuz.  Asıl Mesleğinize ve ailenize ayırmanız gereken zamanı bile organik tarıma ayırdınız, yorulmuyor musunuz? Aidiyet duygusu, unvansız liderlik benim tabiatımda var. Toplumun isimsiz insanlara da ihtiyacı var. Ben kendimi hep bu gruba ait hissediyorum ve böyle devam edeceğim. Eminim ki, hayat hep güzel ve doğrunun yanındadır. Eşim ve çocuklarım her zaman yanımda oldular. Bazen benim çalışmamdan dolayı çocuklarım sıkıntı gördüler. Zaman zaman onları doyasıya sevemedim, onlara ilgi gösteremedim, ama bana inanılmaz bir sevgi ile destek oldular. Benim ayakta kalmama sebep olan en büyük destek bu sevgidir. Çalışmalarımda hiç pişmanlık duymadım ve yaşamadım, ama bugünkü durum için asla söylemiyorum ve altını özellikle çiziyorum. Geçmişte insanların emeğe, bilgiye değer vermediklerini gördüğüm ve bazen hak etmediğim şeylerle karşılaştığım zamanlar olmuştur. İşte o zaman kırıldığım anlar oldu.   Emeğe değer veren insanların motive eden sözlerini duyunca mutlu oluyorum. ‘Yılma, çalış biz sana inanıyoruz’ gibi lafları işitince bütün yorgunluğum gidiyor. Onun dışında paylaşmayı seviyorum, selamlaşmayı, diyalogu görünce mutlu oluyorum.   Medet Bey eklemek istediğiniz şeyler var mı? Teşekkür ediyorum. İlk defa sizin gibi değerli bir dostumuz, toplumun ünvansız bir toplum liderine sayfalarınızda yer verip, ölmeden önce gençlerin önüne çıkardığınız için teşekkür ediyorum. Böyle şeylere çok takılmam, ama topluma örnek olabilecek güzel çalışmalarımızı yansıttığınız için teşekkür ediyorum. Yıllar sonra ilk defa siz teveccüh gösterip çalışmalarımızı, düşüncelerimizi kamuoyuna yansıtma adına köprü oldunuz. Medet Bey zaman ayırıp düşüncelerinizi paylaştığınız için şahsım ve GAP Gündemi adına teşekkür ediyorum
Kaynak: Editör:
 
Etiketler: çağımız, ortak, çalışma, çağı
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Sıcak
Güncelleme: 18.08.2018
Bugün
26° - 41°
Pazar
25° - 39°
Pazartesi
24° - 38°
Şanlıurfa

Güncelleme: 18.08.2018
İmsak
04:07
Sabah
05:37
Öğle
12:36
İkindi
16:18
Akşam
19:23
Yatsı
20:45
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı