Haber Detayı
08 Haziran 2020 - Pazartesi 23:51 Bu haber 970 kez okundu
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a Ayasofya yanıtı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yunanistan kurusıkı atıyor. Biraz kendine çeki düzen ver. Haddini bilmezsen Türkiye'nin yapacağı bellidir. Diyorlar ki 'Ayasofya'yı camiye çevirmeyin', Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz biz mi idare ediyoruz?" dedi.
Siyaset Haberi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Yunanistan'a Ayasofya yanıtı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT ortak yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkilerine ilişkin soru üzerine Erdoğan, salgının sadece Türkiye'yi değil tüm dünyayı etkilediğini, dünya ülkelerinde meydana getirdiği çok yönlü zararların olduğunu belirtti.

Bu süreçten ABD başta olmak üzere Rusya, Çin ve diğer ülkelerin çok büyük zararlar gördüklerini ifade eden Erdoğan, ABD'de şu anda 45 milyon civarında işsizden bahsedildiğini anımsattı.

"Türkiye'nin durumuna bakıldığında ilk çeyrekte Türkiye, dünyada bir numara büyümede, 4,5 gibi bir oranı yakalamak suretiyle." diyen Erdoğan, "Bütün yaptığımız yatırımlara rağmen terörle mücadele gibi bir süreci biz kesmedik. Aynen buna devam ediyoruz. Aynı şekilde salgında mücadelede biz şu ana kadar 102 ülkeye büyük bir kısmı hibe olmak üzere yardımlar gönderdik. Onun içinde maske, tulum, ilaçlar vesaire var. Bütün bunları yaparken de kendimize de çok farklı hedefler koyduk. Benim hep 'aşkım' dediğim adımım, şehir hastaneleri. En son Çam ve Sakura Şehir Hastanesi. Türkiye'nin en büyük hastanesi oldu. Muhteşem mi muhteşem." diye konuştu.

"Sağlıkta en ileri teknolojiyi burada da kullandık"

Erdoğan, Çam ve Sakura Şehir Hastanesini yap-işlet-devret modeliyle inşa ettiklerini, içindeki bütün donanımıyla en ileri teknolojinin bu hastanede görülebileceğini söyledi.

Hastanede bazı eksikliklerin olduğunu, çevredeki peyzaj ve ağaçlandırmayla ilgili çalışmaların devam ettiğini aktaran Erdoğan, Sağlık Bakanlığının hastaneyi doktor, hemşire ve sağlık memurları konusunda çok güçlü bir ekiple donattığını anlattı.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim şimdi yeni bir adım atmamız lazım. Sağlık turizmine de girelim. O zaman bir şey yapmamız lazım. Bizim Yeşilköy'de havalimanımız var. Bu havalimanına millet bahçesi yapma sözü verdik ama bunun bir bölümünü de biz kalkalım, acil durum hastanesi yapalım. Ne ile mücadelede? Salgınla mücadelede. Kalktık, 45 günde yapma sözü verdik. Biz burayı 45 günde 1008 odalı, tek katlı yapalım dedik. Sağ olsun yüklenici firma söz verdi ve söz vermekle de kalmadı. 'İki hastaneden bir tanesini ben üstleneceğim.' dedi. Sağ olsun Rönesans firması bir tanesini de o üstlendi. Diğerini de Sancaktepe'de yaptık. Sancaktepe'de askeri havaalanının yanına yapalım dedik. O da 1008 odalı. Oraya da onu yaptık. Fakat bizim orada bir başka sözümüz vardı. Biz burada bir şehir hastanesi yapacaktık. Şimdi biz 1008 odalı acil durum hastanesini Feriha Öz Hastanesi olarak yaptık. Aile efradı, hepsi profesör. Onlar da hayran kaldılar. Sağlıkta en ileri teknolojiyi burada da kullandık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer hastaneye ismi verilen Prof. Dr. Murat Dilmener'in Çapa Tıp Fakültesinde bir duayen olduğunu, bu hocaların koronavirüs nedeniyle vefatlarının bir farklılık arz ettiğini aktardı.

Dilmener'in öğrencilerinin, meslektaşlarının telefon açarak gösterilen kadirşinaslık nedeniyle teşekkür ettiklerini anlatan Erdoğan, "Okmeydanı'nda yapmış olduğumuz şehir hastanesine Cemil Hoca'nın adını oraya verdik. O da çok farklı bir ses getirdi gerçekten. Cemil Taşçıoğlu aynı zamanda benim hemşehrim. Babalar, baba dostu. Öyle de bir özelliği var. Ben bilmiyordum, sonradan öğrendim. Yine özellikle Çapa'dan falan çok olumlu sesler getirdi. Hadımköy'deki hastaneye de İsmail Niyazi Kurtulmuş ağabeyimizin, amcamızın adını verdik. Üzerimizde çok çok emeği olan ve aynı zamanda benim Genel Başkanvekilim Numan Kurtulmuş Bey'in de babası olur." dedi. 

Sağlık turizmi

Erdoğan, şehir hastanelerini genişleterek devam ettirdiklerini, son yapılan açılışlarla 11 şehir hastanesinin olduğunu ifade etti.

"Bütün bu hastanelerin hava ulaşımıyla entegre oluşu sağlık turizminde bir patlama meydana getirecek." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte Yeşilköy'de düşün, yaya yürüyüşü. Hemen uçak iniyor, ambulans oradan alıyor hemen oraya 5 dakika. Aynı şekilde Sancaktepe'de uçak iniyor, hemen 5 dakika. Tedavisi bitti, ayrılacak, ayrılacağı zaman da yine oradan aynı şekilde bütün ailesi ile eğer hava ambulansı ile gelmişse o şekilde ayrılıyor. Yok tarifeliyle geldiyse her iki tarafta havaalanları yakın. Bir tarafta Sabiha Gökçen, diğer tarafta malum İstanbul Havalimanı var. Bu bizim sağlık turizmini tetikleyecek. Sağlık turizmiyle mevsimlik turizmdeki açığımızı kapayacağız. İşin böyle de güzel bir yanı var. Şu anda yurt dışından hastalar gelmeye başladı. Yeni, hemen. Çok kısa bir zamanda hızlandıracak bu işi."

Açılışı yapılan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin yolunu, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin yapması konusunda mutabakat olduğunu belirten Erdoğan, "Belediye maalesef şu andaki malum zihniyete kaptırılınca bunlar 'Bizim paramız yok, biz bu yolu yapamayız.' dediler. Allah'tan biz iş başındayız. Ben hemen Ulaştırma Bakanımıza talimatı verdim, sağolsun Ulaştırma Bakanımız çok kısa sürede hemen yol olayını bitirdi." ifadelerini kullandı.

Hastanenin bulunduğu bölgeye yapılan metronun, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca tamamlanacağını, metro bittiğinde hastaneye geliş gidişlerin her yönüyle çok daha rahat olacağını söyleyen Erdoğan, "İstanbul'a bu yakışır, İstanbul'a da bunu yapmamız gerekiyor. Onun için durmak yok, yola devam." diye konuştu.

Koronavirüs salgınıyla ilgili soru üzerine Erdoğan, "maske, mesafe ve temizlik" kavramlarının önemine işaret etti.

"Ben sevgili halkıma hitap ediyorum, aman ne olur bu üç kavrama çok dikkat edin. Maskeyi ihmal etmeyin. Nerede olursanız olun, hele hele kapalı mekanda kesinlikle maskeyi takın." uyarısında bulunan Erdoğan, 1,5 metrelik mesafenin korunması gerektiğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ellerin de bir yere sürüldüğünde hemen yıkanması gerektiğini belirterek, "Bunu yapalım ki başımıza iş almayalım. Eğer buradaki tedbirlerimiz yerli yerinde ele alınırsa ben inanıyorum ki çok kısa zamanda benim 65 yaşındaki kardeşlerim, ağabeylerim bu işten zarar görmeyecektir." dedi.

Gençlerin de "Ben gencim, nasıl olsa bana bir şey olmaz." dememesi gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, bu hafta sonu piknik alanlarında, yol kenarlarında, asker uğurlamalarında yapılanların doğru olmadığına dikkati çekti. Erdoğan, bunun telafisinin zor olduğunu ifade ederek, "Bu virüs, farklı bir virüs. Buna karşı tek çare, Bilim Kurulu üyesi hocalarımızın söyledikleri. Hep 'maske, mesafe, temizlik' diyorlar. Buna dikkat edeceksiniz." diye konuştu.

"Bu iş bitti anlamına gelmez"

"Her şeyi serbest bıraktık diye, bu iş bitti anlamına gelmez. Allah göstermesin." diyen Erdoğan, bugünün rakamlarına bakıldığında vaka sayısının 989'a düştüğünü, 19 kişinin vefat ettiğini, yoğun bakımda ise 625 hasta olduğunu aktardı.

Erdoğan, yoğun bakımda 625 gibi sayıları görmek istemediklerini, bunun ve entübe hasta sayısının daha da aşağı inmesini arzu ettiklerini belirtti.

Bugün 3 bin 411 kişinin iyileşmesinin ve test sayısındaki yüksekliğin önemine işaret eden Erdoğan, "Vefatı ne kadar sıfırlamaya doğru gidersek, sıfırlarsak o zaman çok daha mutlu olacağız ama gelişmeler bu noktada fena değil." dedi.

Türkiye'de, diğer ülkelerle kıyaslandığında vefat oranının düşük olmasına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Biz şu anda dünyada 11'inci sıradayız, iyiyiz yani." yanıtını verdi.

Erdoğan, bu rakamları paylaştığı ABD Başkanı Donald Trump'ın şaşırdığını söyledi.

"Biz, bir şey söylemiştik"

"Birileri 'Türkiye İtalya, İspanya gibi olacak' diye tartışmalar yürütürken siz kendi içinizde ne düşünüyordunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biz, siyasette yola çıktığımızda bir şey söylemiştik, 'Biz, Türkiye'yi 4 temel taş üzerinde yükselteceğiz.' demiştik. 'Bunun birincisi eğitimdir, sağlıktır, adalettir, emniyettir' demiştik. Ondan sonra bu 4 temel taşın üzerine ulaşımı, tarımı, dış politikayı ilave ettik, vesaire. Ve biz, bu 4 temel taşa gerçekten çok önem verdik. Yoğun bir şekilde gerek ortaöğretim gerek üniversitelere ağırlık vererek Türkiye'de üniversite olmayan ilimiz kalmadı. Yani 75-76 üniversiteden 206 üniversiteye çıktık. 81 ilin 81'inde de üniversitemiz var. Bu hale getirdik işi. Diğer yönden de gerçekten çok lüks hastaneler yaptık. Mesela acaba İtalya'da ücretsiz ilaç alabilir misiniz? Almanya'da ücretsiz ilaç alabilir misiniz? İşte bay Kemal zamanında, SSK'nın başında olduğu zamanda, SSK hastanelerinde ilacı bırakın ücretsiz almak, doktorun yazmış olduğu ilacı, iniyorsunuz SSK'nın aşağısında eczanesi var, orada size yazılan ilaçların tamamını alamıyorsunuz. Zaten dışarıdaki eczanelerden alma şansınız yok."

Erdoğan, AK Parti iktidarının bunları kaldırıp vatandaşın istediği eczaneden ilaç almasının önünü açtığını belirterek, bunların hepsinin o ufkun gereği olduğunu söyledi.

"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." diyen Erdoğan, koronavirüs salgın sürecinde bir ülkenin, ölen insanlarını torbalar içinde bir yerlere koyduğunu dile getirdi. 

"Durum bizde çok farklı seyretti"

Erdoğan, böyle bir zamanda Türkiye'de vaka-ölüm oranının yüzde 2 civarında olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Fransa'da bu, yüzde 18. Fransa'yı şöyle dinlediğiniz zaman, aman yarabbi havasından geçilmiyor. İşte tablo ortada. Virüsün bulaştığı 100 kişiden 18'i Fransa'da şu anda hayatını kaybetmiştir. Böyle bir durumda. Durum hamdolsun bizde çok farklı seyretti, hala da böyle seyrediyor. Ve biz, vatandaşlarımıza ilacında, şunda, bunda herhangi bir ayrım yapmıyoruz, yine ücretsiz olarak vermeye devam ediyoruz. Niye? Çünkü bizim üzerimizdeki sorumluluk bunu gerektiriyor da onun için. Bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğiz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanıysam sorumluluğumun altında bu yatıyor. 'Kenarı Dicle'de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de Adl-i İlahi sorar Ömer'den onu'. Bu anlayışla yetiştik. Dolayısıyla kalkıp da kenarda köşede bir garip var, bir hasta var, 'bırak ne olursa olsun' diyemeyiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başları tersten yapışık 2,5 yaşındaki ikizlerin tedavisi için Türkiye'de bir netice alınamayınca, çocukların, bu ameliyatı yapabilecek İngiltere'deki Keşmirli bir doktora gönderildiğini anlatarak, Türkiye'den doktorların da bu ameliyata eşlik ettiğini söyledi.

Çocukların başarılı geçen ameliyat sonrası çarşamba günü Türkiye'ye döneceğini belirten Erdoğan, çocukların mutluluklarını sosyal medyadan gördüğünü dile getirdi.

Erdoğan, isimleri Derman ve Yiğit olan çocukların ameliyat bedellerini bir Türk armatör ile Keşmirli bir kişinin karşıladığını ifade ederek, "Niyet hayır olunca, akıbet de hayır oluyor. Ama biz, öyle olsa da olmasa da bu işi zaten üstlenmiştik. Türkiye bu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu. Bütün vatandaşlarına genç, yaşlı sahip çıkmak için elinden geleni yapıyor. Bazılarının neticesinde farklılıklar da olabiliyor ama bazen de böyle hayırlı, güzel neticeler de alıyoruz." dedi.

 

Şehir hastaneleri ve Kovid-19 salgını sürecinde ABD, İspanya, İtalya ve İngiltere'de yaşanan sıkıntıların yer aldığı görüntüler üzerine Erdoğan, "Elazığ depreminde yani Fethi Sekin Şehir Hastanesi olmamış olsaydı biz orada adeta depremin altında kalırdık ama o gün en ufak bir sıkıntı yaşamadan bütün o yaralıları bu hastanemize taşıdık. Bu hastanede de en ufak bir sıkıntı yaşanmadan ameliyatsa ameliyat, ayakta tedaviyse ayakta tedavi hepsini halletmek suretiyle evlerine gönderdik, yatırdık." ifadelerini kullandı.

Depremde yaralananları ziyaret ettiğinde kendisine dualar edildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Zaten görüyorsunuz, şimdi Manisa'sı, Kayseri'si, Eskişehir'i bütün bunların hepsi şehir hastaneleriyle donatılmış olan yerler. Yıl sonuna kadar 5 tane daha şehir hastanesi yapacağız, bunlar devam edecek. Hedefimiz, 30 büyükşehrin 30'una da şehir hastanesi yapmak. Ama bu ana muhalefetin başındaki zat, 'Bunun hesabını ver.' diyor. Bunun hesabını versek de anlamazsın. Yapılan şey ortada, burada devletin cebinden bir kuruş çıkmadan bu hastaneler yapılıyor. Buradaki tek şey işletici ile devletin arasındaki protokolüdür, sözleşmesidir. Şu ana kadar da biz bunu en ideal şekilde, en güzel şekilde işletmesiyle de yapıyoruz ve herhangi bir sıkıntıya da mahal kalmadan bu yürüyor."

"Türkiye'de buna benzer örnekleri inşallah çok yaşayacağız" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehir hastaneleri konusunda, "Siz bunu devlet bütçesinden yapmış olsanız sadece faizine yetiştiremezsiniz. Burada önemli yatırım bunlar. Bunlar, yatırım deyince akılları başka yerde." dedi.

Şehir hastanelerinin çoğunun dış kredi olduğunu belirten Erdoğan, "Kredisini bulur getirir ve hastaneyi de kendisi yapar. Bazıları da yabancı ortakla yapıyor. En son Çam ve Sakura Hastanesi'nin finansörü Japonya. Hatta o gün açılışını da Japon Başbakanı Abe ile beraber video konferansla yaptık, o da çok mutlu oldu. Bundan sonraki süreçte de Türkiye'de buna benzer örnekleri inşallah çok yaşayacağız." ifadelerini kullandı.

Koronavirüs ile mücadelede hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbim mekanlarını cennet eylesin hele hele bir de bir hemşiremiz malum yavrusunu yani çok kısa bir süre görebildi ama o da ebediyete intikal etti. Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun inşallah. İşte onların da mükafatı, ecri bu." diye konuştu.

"Yatırımların durması diye bir şey bizim kitabımızda yazmıyor"

Erdoğan, 23 Nisan'da vatandaşlara çağrı yaptıklarını ve eşi Emine Erdoğan ile balkona çıkarak İstiklal Marşı okuduklarını anımsatarak, "Biz de o şekilde katıldık, bu defa bu işin heyecanı böyle oldu. İnşallah kısa zaman içerisinde bunu telafi ederiz, ondan sonra tekrar aslımıza döner ve artık caddelerde, meydanlarda çalışmalarımızı sürdürürüz." açıklamasını yaptı.

Kıbrıs Türk halkının varoluş ve özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük'ün eşi Süheyla Küçük'ün bugün hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhumeye Allah'tan rahmet dileyerek ailesine ve Kuzey Kıbrıs'a şahsı ve Türk Milleti adına başsağlığı diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs sürecinde 128 ülkeden 80 bin vatandaşın Türkiye'ye getirilmesi ve aynı anda hayata geçirilen yatırımlarla ilgili de şunları kaydetti:

"Her şeyden önce yatırımların durması diye bir şey bizim kitabımızda yazmıyor, yazmayacak. Yatırımları aynı kararlılıkla devam ettireceğiz. İnşallah bu yıl sonuna kadar 15 kadar da baraj açılışı yapacağız. Bunlar açılışı yapılacak olanlar, bu arada tabii bir de temelini atacağımız barajlar var. Ilısu'da bizim yıllık inşallah gelirimiz 1,5 milyar olacak ve gerek burada sulama gerekse enerji bu noktada özellikleri olan bir yer. Malum ülkemizde 1 numara, dünyada 2 numara yani gövde büyüklüğü itibarıyla böyle bir özelliğe sahip. Ilısu'nun hakkını teslim edelim. Onun temelini Veysel Eroğlu hocamızla beraber atmıştık ve arkadaşlarımızın da teklifi üzere Ilısu Barajı'nın adını da Veysel Eroğlu olarak vermek suretiyle marifet iltifata tabidir dedik, onun adı verdik."

"Sağlık sanayinde durmayacağız"

Atılan adımlara bakıldığında her şeyden önce hizmet siyasetine öncelik verdiklerini vurgulayan Erdoğan, bunu sürdüreceklerini, çünkü halkın siyasetçiden hizmet beklediğini söyledi.

Türkiye'nin savunma sanayinde çok ciddi bir sıçrama içerisinde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle dedi:

"Mesela SİHA'lar, İHA'lar, şimdi Akıncı geliyor. Bunlar olmamış olsaydı biz terörle mücadelede beklenen başarıyı kesinlikle elde edemezdik ama SİHA'larla o başarıyı elde ettik, İHA'larla koordinatların belirlenmesini tespit ettik. Ondan sonra F-16'lar indi vurdu. Bu süreci bu şekilde devam ettireceğiz, bir defa sağlık sanayinde durmayacağız. İşte sağlık turizmi dedik, bununla beraber yola devam edeceğiz."

"60 bin civarında solunum cihazı siparişi var"

Yerli ve milli solunum cihazının üretildiğini hatırlatan Erdoğan, "Siparişler yoğun şekilde gelmeye başladı, 60 bin civarında solunum cihazı siparişi var." dedi.

"Ekonomik güvenlik konusunda mücadele vereceğiz"

Piyasa bozucu faaliyetlerle mücadeleye sonuna kadar devam edileceğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Haksız fiyat artışlarına yönelik MASAK incelemelerini başlatacak. Ülkenin ekonomik güvenliği konusunda gerekli mücadeleyi vereceğiz çünkü bu da bir terördür."

"Hafter her an sürecin dışına atılabilir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya'da geçiş sürecine ilişkin şunları kaydetti:

"Hafter her an sürecin dışına atılabilir, gelişmeler onu gösteriyor. Trump ile görüşmemizden sonra ABD-Türkiye arasında süreçle ilgili yeni dönem başlayabilir, mutabakatlarımız oldu. Sayın Putin'le de görüşmem olacak. 'Benim orada askerim yok' açıklaması vardı, kendileriyle konuşalım istiyorum."

"FETÖ'cü isimleri Trump'a aktardık"

ABD Başkanı Donald Trump ile bu akşam gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin bilgi veren Erdoğan, "FETÖ'cü isimleri kendilerine aktardık. O da 'Gönderdiğiniz bilgileri alacağım, gerekli çalışmaları yapacağım' dedi." şeklinde konuştu.

"PKK/YPG'nin Antifa denilen terör örgütü ile bir araya gelişi manidar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'de yaşanan gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

"George Floyd'un öldürülmesi ırkçı bir yaklaşımın tezahürü. Vicdan sahibi hiçbir insanın kabul edebileceği bir durum değil. PKK/YPG'nin Antifa denilen terör örgütü ile ABD'deki bir araya gelişleri manidardır. Bunu Sayın Trump'a söyledim."

"Yunanistan kurusıkı atıyor"

Erdoğan şöyle devam etti:

"Yunanistan kurusıkı atıyor. Türkiye'ye bu tür laf atılır mı? Biraz kendine çeki düzen ver. Haddini bilmezsen Türkiye'nin yapacağı bellidir. Diyorlar ki 'Ayasofya'yı camiye çevirmeyin', Türkiye'yi siz mi idare ediyorsunuz biz mi idare ediyoruz?" AA

Kaynak: Editör:
Etiketler: Cumhurbaşkanı, Erdoğan'dan, Yunanistan'a, Ayasofya, yanıtı,
Yorumlar
Haber Yazılımı