Haber Detayı
27 Aralık 2021 - Pazartesi 11:13 Bu haber 6335 kez okundu
 
"Filografiyi icra etmek ve yaşatmaktan mutluluk duyuyorum"
Filografi sanatçısı Emel Yazgan ile kaybolmaya yüz tutmuş sanat dallarından olan Filoğrafi sanatını konuştuk.
Röportaj Haberi

RÖPORTAJ: İSHAK POLAT- TUĞBA POLAT /  İcrası zor ama bir o kadar estetik sanat eserlerine ilişkin sorduklarımız ve aldığımız cevaplar.

Filografi sanatı nedir okuyucularımız için anlatabilir misiniz?

Dilerseniz bu konuyu kısaca aydınlatma yerine, iyice anlaşılması adına birazcık uzunca değinmek istiyorum. Filografi sanatı, Ortadoğu’da doğmuş daha sonra batıya ve uzak doğuya yayılmış olan bir sanattır. Filografinin tarihi çok eskiye dayanmaktadır. Osmanlı’nın geleneksel el sanatı olan filografi, ülkemizde yaygın olmayan ve pek tanınmayan bir sanattır. Filografi; zorluğu ve büyük sabır gerektirmesi nedeniyle az uygulanmakta olup unutulmaya yüz tutmuş sanat dalları arasındaki yerini almıştır.

Filografi sanatı; değişik motif, logo, resim veya hatların tahta zemin üzerine tel, ip ve çivi kullanılması ile gerçekleştirilir. Çivilerin tahta zemine çakılması ve akabinde tel veya ipin belirli bir düzen dahilinde sarılması şeklinde icra edilen filografi azami seviyede dikkat, sabır ve el becerisi gerektirmektedir.

Filografi el sanatı, son dönemlerde sayıca az da olsa ustalar tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır. Bir filografi sanatçısı sanatını icra ederken hat, kaligrafi, tezhip, tezyin, ebru vb. birçok sanat dalıyla da kısmen ilgilenmek ve yararlanmak durumundadır. Dolayısıyla filografi sadece bazı materyallerin kullanılmasıyla icra edilen bir sanat dalı olmayıp, diğer sanat dallarıyla da oldukça içli dışlıdır.

Filografi sanatının insanın ruh dünyasına çok önemli katkılar sağladığı bir gerçektir. Filografi, rahatlama ve sosyalleşme adına ciddi bir uğraştır. El becerisine ilaveten, önemli bir hazırlık aşaması ve iş birliği gerektirdiği için ekip ruhu oluşmasına önemli katkılar sunar.

 

Sizin filografi sanatına başlama hikayeniz nedir?

Önceleri bir hobi ve boş zamanlarımı değerlendirdiğim bir uğraşı olsun diye başladığım filografiyi bugün profesyonel tarzda icra etmenin gurur ve mutluluğunu yaşıyorum. Farklı zamanlarda aldığım yaklaşık 1.000 saatlik eğitim ve 2015 yılından beri yaptığım çalışmaların vardığı seviye, yapabileceklerim konusunda en büyük motivasyon ve enerji kaynağım oldu.

Kollektif çalışma ruhuyla, beraber çalıştığım insanlarla emekleri karşılığı önemli maddi paylaşımlar sağladık. Emeğimizi birlikte vererek, ekmeğimizi birlikte kazandık. Hem bu sanatı sevmelerine hem de maddi katkı sağlamalarına sebep olduk.

Hedefim filografi ve bu sanat gibi unutulmaya yüz tutmuş birçok sanat dalını tanıtmak, yaygınlaştırmak ve bizden sonraki nesillere aktarma konusunda üzerimize düşen vazifeyi yerine getirmektir.

Bu sanatı icra ederken destek ve yardımlarını gördüğüm herkese minnet borçluyum. Onların ilgisine muhatap olduğum için kendimi şanslı sayıyorum.

 

Fazla bilinmeyen ve unutulmaya yüz tutmuş bu sanatla uğraşmak zor değil mi?

Kolay iş arayanlara lafım yok. Bu ve bunun gibi emek yoğun sanatlarla uğraşanlar bir tabloyu tamamlamak için uzun uğraşlar ve emekler verirler. Ancak tablo tamamen oluştuğunda o yorgunluk en azından yüzünüze bir tebessüm olarak yansır. Bence esas ödül ve karşılık da budur. Ayrıca kaybolmaya yüz tutan bir sanat dalıyla uğraşıyorsanız ve bunu yaşattığınızı veya yok olmasını geciktirdiğini düşünüyorsanız üzerinizde bir sorumluluk hissediyorsunuz ve motivasyon kaynağı oluyor.

Başladığınız zaman eşinizin çocuklarınızın ve çevrenizin tepkisi ne oldu?

Bu işle uğraşıncaya dek vakit geçirmek, sosyal aktivite gibi arayışlarla bazı farklı çalışmalar yaptım. Aramaktan vazgeçmezseniz zamanla kabiliyetinizle ve mizacınızla uyuşan işi buluyorsunuz. Çevrem bu işi de zamanla bırakacağımı düşündüler ama ben bu işi sevdiğim için ve sürdürülebilir kıldığım için 7-8 yıldan bu yana aralıksız uğraşıyorum. Ve şu an tüm çevrem bu konuda bana sonsuz destek veriyor.

Bir eserin gün yüzüne çıkma evreleri neler?

Ben artık sergilere yönelik çalışmaktansa, sipariş üzerine çalışmayı daha uygun buluyor ve öyle yapıyorum. Öncelikle esere talip olan kişinin beğendiği bir eseri, işyeri logosunu, bir hat çalışmasını veya kaligrafi çalışmasını birlikte belirliyoruz. Daha sonra eserin boyutunun, kaplama renginin, tel ve çivi renginin asmayı düşündüğü mekânla uyum içinde olması adına seçimler yapıyoruz. Bu seçimler bittikten sonra boyuta uygun çıktıyı alıp, deri ile kaplanmış ahşap üzerine monte ediyoruz. Sonrasında ise çivi çakımı başlıyor. Bu aşamadan sonra tel sarımı işine giriyoruz. Çivi çakımı ve tel sarımı işin en yorucu kısmı. Düşünün bir tabloda bin adet çivi olsa, her bir çivi 3-4 çekiç darbesi ile çakılıyor. Bu da 3-4 bin vuruş demek.. Ayrıca çok ince ve çelik tel kullandığınız için ellerinizdeki deride kesilmeler ve yırtılmalar meydana geliyor. Bu zedelenmeler sonrası iş daha da zorlaşıyor. Son olarak çivisi çakılmış, teli sarılmış ve gerekli rötuş ve temizliği yapılmış tabloyu çerçeve yaptırıyoruz.

 

Bir eser ile uğraşırken neler hissediyorsunuz?

Bu işin temelinde sevmek var. Ayrıca çalışırken tam bir konsantre gerekiyor. Çalışırken aklınız başka yerde ise ortaya iyi bir eser çıkması mümkün değil. Hal böyle olunca da kendinizi dış dünyanın tüm sıkıcılıklarından arındırıp işinize bakıyorsunuz. Ve sonuçta ortaya somut bir eser çıkarıyorsunuz. Öncelikle kendi eserinizle gurur duyuyorsunuz. Akabinde ise gelen olumlu tepkiler sizin azminizi ve şevkinizi daha da arttırıyor. Ben bu konuda iyi bir arşiv çalışması yapıyorum. Tüm eserleri yerine teslim etmeden önce fotoğraflıyorum ve katalog oluşturup sık sık güncelliyorum. Arada katalogu inceliyorum ve nereden nerelere geldiğimi somut olarak görünce anlamlı ve haklı bir gurur ve mutluluk yaşıyorum.

 

Emine Erdoğan'a hediye edilen eseriniz var bahseder misiniz?

Emine Erdoğan hanımefendiye verilen tablo öncelikle benim gurur tablolarımdan birisidir. Ayrıca o tablonun bende önemli bir hikayesi var. İlgili arkadaşlar böyle bir tablo takdim etmek istediklerini biraz geç bildirdiler. Gündüzleri hep çivi çakıp, son iki gece hiç yatmadan çalıştım diyebilirim. Bu arada ellerime çok yoğun bir yük bindiği için parmaklarımın derisi parçalanmaya başladı ve ben tel tutamaz duruma geldim. Ama tabloyu da mutlaka yetiştirmeliydim. Doktor bir yakınımızın tavsiyesi ile anestezi merhemi denilen bir ilacı ellerime sürdükten sonra etkisi geçinceye kadar ben tel sarmaya devam ediyordum. İlacın etkisi geçince yine parmaklarıma sürüyordum. Bayağı zorlandım ama çok şükür emaneti sahibine zamanında ulaştırdık.

Sanatseverlerin eserlerinize olan ilgisi nasıl? Eserleriniz beğenilince neler hissediyorsunuz?

Beğenilmek insanın en fazla haz duyduğu fıtri duygularından birisidir. Marifet iltifata tabidir derler ya.. Aynen bu sözün içinde barındırdığı mana gibi ben de her beğeni sonrası daha da şevk ve azimle işime sarılıyorum. Bazı kurumlar konusunda uzman kimselerin değerlendirilmesi sonrası takdim edilecek hediyelerin seçimini yapıyorlar. Mesela bu durumu İstanbul Teknik Üniversitesinde yaşadık. İTÜ’den mezun bir Bakana, ziyareti esnasında Rektör tarafından takdim edilecek tablo belli bir değerlendirme sonrası seçildi. Bu değerlendirmeleri geçmek bile çok onur verici.. Benim ilk tablom Cumhurbaşkanlığı külliyesine gitti.. Daha sonra 4 tablo daha aynı adrese gitti. Belki bu tabloyu duvarına asan kişi baktıkça tabloyu yapanı değil kendisine takdim edeni hatırlıyordur.. Olsun, biz kendi hissemize düşen gurur ve mutluluğa razıyız. Çok nadir olarak demoralize olduğumuz anlar da olabiliyor. Özellikle fuar ve sergilerde yaptığımız işi basit gören yaklaşımlarla karşılaşabiliyoruz. Bunu da hoş karşılıyoruz. Herkes sarraf değil ki altından anlasın!

Bugüne kadar kaç eser yaptınız ve kaç sergi de sanatseverler ile buluştu eserleriniz?

Yaptığım eser sayısı 300’ü geçmiştir. Çünkü en son yaptığımız bir katalog çalışmasında 260 eser fotoğrafı arasından seçim yapmıştık. Onun üzerine 40-50 tablo daha yapmışımdır.

Bir hocamızın teşvik ve desteğiyle Hamarat Eller Çarşısında başlayan profesyonel filografi maratonumu 11 sergi ile kamuoyuna sundum. Yaptığım çalışmalar Belediye Başkanlarımız, Sivil Toplum Kuruluşları Başkanları ve yöneticilerimiz tarafından alınarak başta sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve muhterem eşleri Emine Erdoğan hanımefendi olmak üzere birçok bakan, bürokrat ve önemli şahsiyete ulaştırıldı.

Özellikle Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç’in oğlu olan Bosna Hersek Cumhurbaşkanına tablomun takdim edilmesi; manevi değer açısından benim için hayatımdaki paha biçilmezler arasındaki yerini aldı. Farklı illerden ve Irak, Kuzey Irak gibi yurt dışından gelen talepler bu sanat dalına olan sevgimizi daha da arttırdı. Logo, isimli tuğra vb. özel tasarımlarımız birçok sanatseverin duvarlarını süsledi.

 

 

Filografi sanatı ile uğraşmak isteyenlere tavsiyeleriniz var mı?

Benim âcizane bir önerim olacak. Mutlaka her bir bireyin uğraştığı bir sanat dalının olması gerektiğine inanıyorum. Bu hem kabiliyetlerinin ortaya çıkmasına sebep olacak, hem sosyal yönü gelişecek hem de belki bir kazanç temini söz konusu olacak. Bu iş sevince zor değil. Herkes öğrenebilir, ama kim çok severse o kadar güzel eserler ortaya çıkartır. Bu hususta öğrenmek isteyenlere kapımız açıktır. Bana sosyal medya hesaplarım üzerinden (İnstagram: hilalfilografi63, Facebook: hilalfilografi63, E.Mail: hilalfilografi63@gmail.com) ulaşabilirler.

Son olarak eklemek istediğiniz bir husus var mı?

Hani bir şarkıda der ya: “Ne yaparsan yap Aşk ile yap”.. Bu söz aslında bir yaşam ve hayata bakış biçimi.. Bir insanın yaptığı işte başarılı olmasının altında yatan en büyük etken “Sevgi”dir aslında.. Diğer bir husus diyelim ki siz herhangi bir sanat dalıyla uğraşıyorsunuz ve bunu evinizin duvarlarını süslemek için kullanıyorsunuz. Kalanları da arka odada arşivlemişsiniz. Eğer siz bu işi kazanca çeviremezseniz, satış konusunu ihmal ederseniz, artık bu çalışma sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır. Satacaksınız, para kazanacaksınız ki ar-ge çalışmalarınızı daha sağlıklı yapıp, yeni eserler ortaya çıkartıp, kendinizi geliştirebilesiniz. İnsanın sevdiği işten para kazanması çok güzel bir duygu.. Hem işin devamını sağlıyor hem de aile bütçesine katkıda bulunuyorsunuz.

Son olarak altını kalın kalın çizerek belirtmek istediğim bir konu var. Ben bu işi kendi evimde yapıyorum. Benim evim 3 katta ve her ne kadar yalıtım konusunda çaba sarf etsem de özellikle çivi çakarken komşularıma rahatsızlık verebiliyorum. Şimdiye kadar bana gösterdikleri anlayış için onlara çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bana bu konuda her aşamada destek olan eşime ve çocuklarıma da teşekkür ediyorum. GAP Gündemi ailesine de sesimizi duyurduğu, bu sanatın yaşamasına katkı sunduğu için özellikle teşekkürlerimi sunuyorum.

Kaynak: Editör:
Etiketler: "Filografiyi, icra, etmek, ve, yaşatmaktan, mutluluk, duyuyorum",
Yorumlar
Haber Yazılımı