Haber Detayı
13 Aralık 2011 - Salı 19:13 Bu haber 1568 kez okundu
 
Gülsan: Sosyal devlet anlayışının zayıf olması aşiretçi yapıyı güçlendiriyor
Arşiv Haberi
Gülsan: Sosyal devlet anlayışının zayıf olması aşiretçi yapıyı güçlendiriyor

 Muhabirimiz Hamide Yıldırım'ın bu haftaki röportaj konuğu Araştırmacı-Yazar Gülsan oldu. Muhabirimiz Hamide Yıldırım, Şanlıurfa'daki eğitim, aşiretçilik, kadın sorunları hakkındaki Araştırmacı-Yazar Gülsan'ın görüşlerini aldı. Sizi tanıyabilir miyiz?Ben kendimi daha çok aktivist, araştırmacı gazeteci olarak tanımlıyorum. Bağımsız olarak çalışan bir gazeteciyim, aynı zaman da bir insan hakları savunucusuyum. Yaklaşık yirmi yıldır yazıyorum, tam yirmi yıldır bu camianın içerisindeyim. Kadın olmak nasıl bir duygudur?Aslında bütün dünya da kadın olmak biraz zor, farklı ülkeler ve farklı coğrafyalara gidip bu konuda araştırmalar yapmış bir kadın olarak altını çizerek bunu ifade etmek istiyorum: Doğu yâda gitseniz Batı yâda gitseniz her yerde kadın bizim burada yaşadığımız sorunların benzerini yaşıyor. Tek fark, şartların ve coğrafyaların değişik olmasıdı. Konum olarak hep kadınlar şartları zorlayan, güçlü olmaya çalışan, eril zihniyete, eril yönetime karşı mücadele etmeye çalışan da yine kadınlardır. Geçmişten bugüne erkeklerin kadınlara olan bakış açısının değiştiği söylenebilir mi?Aslında çok fazla bir değişim olduğunu düşünmüyorum. Yani dünya kurulduğundan bu yana belki, ilk yaşamdan sonra kadının hayvanı ehlileştirdiği, ilk çanak çömleği bulduğunu, ilk dokumayı icat ettiğini biliyoruz. Lakin; üretim mekanizmaları erkeklerin eline geçtikten sonra kadınlar hep ikinci sınıf da tutulmuşlardır. Kadınlar ne zamanki emek dünyasının, paranın gücünü kullanmayı erkeklere bıraktılar, o zaman kadınlar toplumda ikinci sınıf muamelesi görmeye başladılar. 2.Dünya savaşına bakacak olursak en fazla hizmet verip de geri hizmet de olan kadınlardır. Almanya'nın sanayiyi kurmasında en büyük rol kadınların olsa da bir süre sonra yerlerini erkeklere vermek zorunda kalmışlardır. Hani dolgu maddesi gibi, geri hizmette istenildiği zaman olan ama gerektiğinde de gönderilen anlayışa benzer bir düşünce sistemi kadınlar üzerinde egemen durumdadır.Almanya da 3 K vardır. Bunlar mutfak, kilise ve çocuk bakımıdır.Yani kadın bu üç şeyin üzerine endekslidir. Aşiretçi yapının ana yurdunun Urfa olmasının temel sebebi sizce nedir?Bu bölge zaten hep aşiretçiliğin olduğu bir bölge. Ailenin aşiret bağlamından, aile soyundan, kan soyundan bir araya gelip, güçlendiği ve birbiriyle hareket ettiği bir düşünce sistemi olduğu söylenebilir. Sosyal devlet anlayışı burada biraz sorunlu ve arızalı olduğu için Aşiret yapısı daha da güçleniyor ve çözülmüyor. Günümüzde halen aşiretçi zihniyetin çok fazla etkisini hissetmemizin temel sebebi de budur. Urfa'da kime sorarsanız sorun isminden unvanından önce aşiretini söyler. Ve bu da kimliğinin önüne geçiyor. Bu zihniyet kırılmadığı sürece bu eğitimle de çözülmez. Çünkü bunu yapanların çoğu da eğitimli, kariyer sahibi insanlardır. Sosyal devlet anlayışının zayıf olması aşiretçi yapıyı güçlendiriyor. Aşiretçi yapının olumlu tarafları var mıdır?İnsanların birbiriyle iletişim içinde olmaları, birbirlerine yardımcı olmalarını olumlu olarak değerlendirebiliriz. Biri hastaneye veya karakola düştüğünde herkes seferber olur. Bazen bir aşiret içinde kardeş kardeşle sorunludur lakin; başına bir olay geldiğinde hemen yanlarında olabiliyorlar. Sosyal devlet anlayışı, aşiret bireylerinin bilinçaltlarına o kadar nüfuz etmiş ki onu halen ilk günkü gibi yaşatıyorlar. Örneğin aşiretçi yapı da; cemaate soralım, cemaatle konuşalım tarzındaki sözler egemen durumdadır. 2011 yılı itibariyle halkımızın Eğitim konusundaki konumu nedir?Eğitimle ilgili temel sorunları zaten biliyoruz. Kızların okur-yazarlık konusunda ki sorunları biliyoruz bunlar zaten tespit edilmiş sorunlardır. Sınıf mevcudunun haddinden fazla olduğu okullar mevsimlik işçiliğin ve bu işçiliğin çocuklara yansımasıyla eğitim yılının başında ve sonunda okullardan ayrılmaları gibi tarım işçisi sayısının en fazla olduğu yer Urfa'dır. Burada iş gücüne katılım oranı kadınlar ve çocuklardan oluşmaktadır. Bunu göz önün de bulunduracak olursak eğitimde zaten en fazla bu kesime yansıyor, bu bir zihniyet meselesidir. Eğitimin liseye kadar zorunlu olmasının bu bölgede sağlanması gerekiyor, çocuk okula kayıt yaptırıyor lakin devam etmiyor yani kayıtla mezuniyet arasında ki sürecin iyi takip edilmesi gerekiyor, bunlar çok takip edilmediği gibi özellikle kız çocuklarının eğitime olan inancı da çok etkin bir taraf yoktur. Daha fazla çocuk anneliği, evde anneye yardımcı kız çocuğu beklentisi ve nasıl olsa evlenecek okutup da ne olacak tarzında ki görüşler eğitimden uzaklaşılmasına neden oluyor. Eğitim konusunda erkeklere verilen destek sizce bayanlara da yeterince veriliyor mu?Eğitim için erkeklere verilen destek kız çocuklarına verilmiyor ve sonra erkekler eğitimli erkekler de buna dâhildir. Aslında okumuş kendi ayakları üzerinde duran eşler istemiyorlar. Bu da bu bölgenin en büyük sorunlarından biridir. Urfa'da buna çok fazla rastlıyoruz, bakın okumuş, eğitimli, Urfalı olan erkeklerin eş tercihleri bunu zaman zaman kendileri de dillendirdikleri de oluyor. Bu tip erkekler kendilerine bağımlı kadınları daha çok tercih ediyorlar. Kadının lise mezunu veya ortaokul mezunu olması çocuklarına iyi annelik yapması, en azından bir okur yazar olması, birer kriter olarak değerlendiriliyor. Hatta çalışan kadınların da evlendikten sonra çalışmadığı bir coğrafya burası.
Kaynak: Editör:
Etiketler: gülsan, sosyal, devlet, anlayışının, zayıf, olması, aşiretçi
Yorumlar
Haber Yazılımı