İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Londra notları - 1
Londra notları - 1
Zangoç
Zangoç
Haber Detayı
01 Aralık 2011 - Perşembe 19:13 Bu haber 659 kez okundu
 
Londra Notları - 3
Arşiv Haberi
Londra Notları - 3

Avrupa Gazeteciler Birliği toplantısı    Üçüncü gün program yoğun. İlk toplantımızı kaldığımız otelde yapıyoruz. Toplantı, Avrupa Gazeteciler Birliği başkanı William Horsley'le. Horsley, BBC TV ve Radyo haberlerinde dış haberler muhabiri olarak çalışmış. Türkiye'yi yakından tanıyor. Sunumunda ağırlıklı olarak AB – Türkiye ve İngiltere ilişkileri üzerinde durdu. Türkiye'nin AB'ye kabul edilmemesi çılgınlık olur, diyor. Çok yakında Avrupa'nın ikinci ekonomisi olacak Türkiye'ye İngiltere'nin AB konusundaki desteğinin altını çiziyor. Ekonomik krizi derinden yaşayan İngiltere'nin bölgesinde ekonomik anlamda da büyüyen Türkiye'nin kazanımlarından ortaklık yaparak yararlanmaya çalıştığını belirtiyor. AK Parti'nin rakipsizliği ve Türkiye'nin yükselişinden –AB ile ilişkilerin samimiyeti (!) bazında- biraz endişeli. Türkiye'nin Avrupa'ya yönelik kara sevdadan bıkıp bölgesel ilişkilerini güçlendirmesi Batı'yı biraz tedirgin etmişe benziyor.   İngiltere'de “Basının çeşitlendirildiği”ni öğreniyoruz. Ülke çapında 5-6 ulusal gazete var. Bölgesel ve yerel basın oldukça yaygın ve etkin.   Basın özgürlüğünün insan hakları ile sınırlandırıldığını, keyfilik ve sorumsuzluğa karşı çeşitli kurum ve yasalarla sınırlamalar getirildiğini belirtiyorlar.   Özellikle karalama ve iftira içerikli haberlere karşı İngiliz basın yasasının oldukça katı hükümler içerdiğinin altını çiziyor.   İnsan Hakları İzleme Komitesi'nde toplantı   Günün ikinci toplantısını İnsan Hakları İzleme Komitesi'nde yapıyoruz. Komitenin müdürü Tom Porteous ve yardımcısı Benjamin Ward birlikte sunum yapıyorlar. Türkiye'deki insan hakları alanındaki gelişmeleri ve son Anayasa değişikliğinden takdirle bahsediyorlar. “Anayasa değişikliği tüm sorunları çözmese de bizleri cesaretlendirdi  - sevindirdi” diyor. Komitenin çalışmaları dünya çapında yapılıyor. Hemen hemen her ülkeyle ilgili birimleri – temsilcileri var. Türkiye temsilciliğinin hazırladığı raporun Pazartesi günü kamuoyuna sunulacağını söylüyorlar.   Hak ihlalleri açısından İngiltere'deki faaliyetlerini soruyoruz. Genellikle göçmen ve etnik sorunlarla ilgili başvuruların yapıldığını, kendilerinin de bu alanda çalışmalarda bulunduklarını belirttiler.       BBC'de toplantı       Ünlü basın kuruluşunun binası devasa. Her yerde olduğu gibi burada da güvenlik önlemleri üst safhada. Her yerde güvenlik gerekçesiyle fotoğraf çekme yasağı var. BBC binasının içinde de aynı yasağı görünce gülmekten kendimizi alamıyoruz. İşi paronoya boyutuna vardırmışlar.       BBC ile ilgili sunumu Bölgesel proğramlar müdürü Davud Holdswort'tan alıyoruz.       Holdswort'dan öğrendiğimize göre BBC hükümetten bağımsız. Kraliçe tarafından verilen yetki ve destekle çalışıyor. Kuruluş amacı İngiltere'ye hizmet ve Kraliçe'ye karşı sorumlu. Hükümetin belirlediği Mütevelli bir heyet tarafından yönetiliyor. Mütevelli heyetin başlıca görevi kurumun bağımsızlığı ve finansmanını sağlamak. BBC'nin Görevleri; vatandaşlık bilinci, eğitim, kültür, İngiltere'yi çeşitlendirilmiş bir toplum olarak sunmak, dünyaya tanıtmak, dünyada olup bitenleri İngiltere'ye aktarmak, elitleşmeyi önlemek (!) ve iletişim nimetlerini İngiliz toplumuna sunmak.   BBC'nin İngiltere'de 9 ulusal Tv kanalı var. Yine 10 ulusal, 40 yerel – bölgesel radyosu bulunuyor.   Uluslar arası yayın servisinde 32 dilde yayın yapılıyor. İngiltere'nin %97'si BBC haberlerini izliyor. Dünyada 180 milyon BBC izleyici var. Temel gelir kaynağı İngiliz hane halkından alınan yıllık 145 Sterlin'lik bandrol ücreti (Yaklaşık 400 TL). Her yıl alınıyor. Reklam almıyor, hükümet bütçesinden herhangi bir fon, katkı almıyor. BBC'nin ticari bir kolu bulunuyor. Bu kol belgesel ve proğram satıyor. Ancak buradan elde edilen gelir toplam gelirin %10'u kadar. BBC'nin yıllık bütçesi 3,6 milyar sterlin (!) (Türkiye'nin savunma bütçesinden fazla)..   BBC bu bütçesinin %5'ini bölgesel yayınlara ayırıyor. Nüfusu 500 bin – 1 milyon arasında değişen şehirlere göre 12 Tv bölgesine ayrılmış. 40 yerel radyo istasyonu günde 1 saat kadar ortak yayın yapıyor. Geri kalan saatler yerel yayınlara ayrılıyor.   Tv, Radyo ve internet servisinde 3 bin kadrolu elaman çalışıyor. BBC'nin toplum çalışan sayısı 23 bin kişi.   Doğru, yansız ve bağımsız habercilik ana ilkesi. BBC'nin kalbinde gazeteciler var deniliyor. 300 Sayfalık davranış klavuzu, etik kuralları var. Bu kurallar çerçevesinde çalışıyor. Denetimini Mütevelli ve STK'lar yapıyor. İngiliz medyasında BBC'nin saygın bir yeri olduğu ve takdir edildiği söyleniyor. Büyük olmak zorunda olduklarını, “haber denilince BBC akla gelmeli” prensibiyle çalışıldığını söylüyor.   BBC'deki ziyaretten sonra akşam yemeğine kadar otobüsle şehir turu var proğramda. 10-15 dakikalık otobüs seyahatinden sıkılıyoruz. Londra merkezinde korkunç bir trafik var. Hatta yeni seçilen belediye başkanı da bu konuda birtakım önlemler almış. Bunlardan birisi şehir merkezinde bir çember çizilerek merkeze giren araçlara 16 Sterlin ödeme zorunluluğu getirilmiş. Birçok noktaya belediye kameraları yerleştirilmiş. Merkeze girdiğiniz anda plakanız kameralara yansıyor. Hesabınıza otomatik olarak 16 Sterlin (Yaklaşık 40 TL) borç olarak yazılıyor. Bu borcu ödemek de kolaylaştırılmış (!). İnternetten, banka hesabından ve belirli merkezlerde oluşturulan tahsilat bürolarından ödeme yapabiliyorsunuz.   Trafik problemine ikinci çözüm olarak da bisiklet iskeleleri kurmuşlar. Merkeze yüksek ücret ödeyerek girmek istemeyenler için çembere yakın yerlerde bisiklet iskeleleri kurulmuş. Onlarca bisikletin yeraldığı iskelelerden otomata bozuk para atarak birini seçiyorsunuz. Gideceğiniz yere kadar bisiketle uçuyorsunuz. Gittiğiniz yerde bisikleti bırakıyorsunuz. Bisiklet size yakın bir iskeleye transfer ediliyor. Renkli bir görüntü ama rehberimizin dediğine göre Londralılar pek tutmamış bu işleri..   İşte bu ahval ve şerait üzerine şehir turunu yaya olarak yapmak üzere otobüsten iniyoruz. Ayağımızın değmediği yeri gezmiş sayılmayız fikriyle başlıyoruz yürümeye..   En yakın metro istasyonuna dalıyoruz. Metro ve hızlı trenleri, İstanbul'un yanında gölgede kalır. Epey eskimiş. Bizimki kadar gözalmıyor. Metrodan sonra Kraliçenin sarayı Bacingham'a dışarıdan bakıyoruz. Yanımızdaki rehber hikayesini anlatıyor. Bachingham dükünün sarayı Kral'a nasıl kaptırdığını gülümseyerek dinlerken, İngiltere'yi anlamaya başlıyoruz. Green Park'ın hikayesi de ilginç. Gördüğümüz parklar orman gibi. Arkadaşların ısrarına rağmen Hayt parkın ancak yanından geçiyoruz. Sincaplar, minik futbol takımlarının yan yana antremanları, parkın içindeki yollar ve kalabalıklar hemen göze çarpıyor. Parklar da enaz şehir kadar canlı.   Londra'yı tamamen modern bir şehir olarak düşünüyordum. Ama ilk andan itibaren İstanbul'la kıyaslamaya başladım. Katedraller, tarihi meydanlar, asırlık binaları, köprüsü, kalesi, sarayı, parlamento binası vs.. her tarafıyla binyılı yaşatan bir şehir. Hatta bizim arkeolojik kazılarda ortaya çıkan mermer sütünların, heykellerin canlandığı, şehri oluşturan binaların üzerinde yer aldığını görüyorsunuz. En yenisi bizim Beyoğlu – Şişli'de yer alan süslü İtalyan tarzında binalar şehre görkemli bir ağırlık kazandırıyor.   Napolyon'un donanmasını yok ederek İngiltere'yi onun istilasından kurtaran amiralin heykelini Trafalgar meydanına dikmişler. Trafalgar deniz muharebesinin yapıldığı yer. Amiralin devasa heykeli 15 Metre yükseklikte heybetle sergileniyor. Etrafı oldukça süslü – bakımlı. Savaşta ele geçirilen Fransız toplarından 4 büyük aslan heykeli yaptırılmış. Devasa boyuttaki bu heykeller de ayrı bir çekicilik kazandırmış meydana.   Şehrin her tarafında heykeller göze çarpıyor. Meydanlarda, kiliselerde, binalarda, her boyutta ve her yerde.   Times nehri, Haliç'i andırıyor. Geçmişte önemli bir liman ve endüstri bölgesi olan kıyıları şimdi şehrin ticari ve yaşam merkezi olmuş. Kıyıları dev tarihi binalarla dolu.   London Eye (Londra'nın gözü) proğramda var. İki ayağı Times nehrinin içinde, üçüncüsü kıyıda mühendislik harikası bir şey. Uzaktan dönme dolap zannedersiniz. 150 Metre yüksekliğinde devasa bir dönme dolap. Camdan olan her bir bölümüne 15-20 kişi binebiliyor. Bir turu yarım – bir saat sürüyor. Kişi başı 16 Sterlin (40 TL) veriyorsunuz. Ve Londra'yı bir saat kuşbakışı izleyebiliyorsunuz. Gittiğimizde sıraya girmiş en az 1.500 – 2 bin kişi vardı.   Akşam yemeğini yine Times nehri kenarında Skylon Restaurant'ta yiyoruz. Londra'da sergiler, tiyatro ve sanat etkinliklerinin oldukça yoğun olduğunu ve ilgi çektiğini öğreniyoruz. Sanat merkezleri, galeriler, tiyatro oyunları oldukça yakından takip ediliyor ve rağbet görüyor. Restaurantın yer aldığı merkezdeki yoğunluğun bundan kaynaklandığını görüyoruz. Gürültülü ve bizdekilere nazaran yavan kalan restaurantta Londra'da görev yapan Türk gazetecilerle tanışıyoruz. İki bölüm halinde oturuyoruz. Bizim tarafta AA Londra temsilcisi Aslı Aral Kaymaz hanım ile Londra'da yayınlanan haftalık Haber gazetesinin editörü Mustafa Köker beyle tanışıyoruz. Londra'da 8 Türk gazetesinin olduğunu öğreniyoruz. Tamamı ücretsiz dağıtılıyor. Reklamlarla yaşıyorlar. Türkçe ve Türkçe-İngilizce çıkıyor. İçerikleri hem İngiltere hem de Türkiye ile ilgili.   Basın Şikayetler Komisyonu'nu ziyaret   Londra proğramımızın son günü, son ziyaretimiz Basın Şikayetler Komisyonu'na. Burada William Gore (Halkla İlişkiler Başkanı) ve Prof.Bob Pinker (Eski Başkan Vekili) tarafından karşılanıyoruz.   Kurum hakkında bilgi veriyorlar. Basın Şikayetler Komisyonu, kamu hizmetleri müdürlüğü. İngiltere'deki basılı gazete ve dergilerin tümünü kapsıyor. Bütün basın kuruluşları bir araya gelerek ortak davranış kuralları belirlemişler. Gelir ve fonları tamamen gazete ve dergilerden sağlanıyor. Üyeleri tamamen bağımsız. Gazete ve dergilerin dışından üye alınıyor. Profesyonel kişiler. 2009 yılında 37 bin şikayet almışlar. Bunun 25 bini tek bir makale için yapılmış. Asli şikayet 2 bin ayrı yazı ile ilgili.   Şikayet alınınca kurum iki şekilde fonksiyon görüyor.   1-     Aracılık: İki taraf arasında aracılık yapıyor. Tekzip, açıklama, uzlaşma vs.   Şikayetlerin %82'si bu şekilde sonuca bağlanıyor.   2-     Hakemlik: Ortak davranış kuralları çiğnenmişse, komisyon o konuyla ilgili karar alıyor. Ve o karar aynı gazetede ve diğer gazetelerde yayınlanıyor. Bu bir ceza olarak veriliyor.   Şikayetlerin %87'si doğru olmayan (yalan) haberlerle ilgili. İkinci sırada özel hayatın ihlali ile ilgili şikayetler geliyor. Çocukların gizliği ve özel yaşam alanına tecavüz gibi..   1997 yılında kurulan Basın Şikayetleri Komisyonu'nun basın sektöründe yaşanan kriz döneminden sonra kurulduğunu Prof.Bob Pinker söylüyor. Daha öncesinde Basın Konseyi varmış. Toplumda İngiliz basınına karşı güven bunalımı başlayıp, basın organlarında da sınır taciz ve yalan haberler başını alıp gittiğinde, Basın Konseyi itibarını yitirip yetersiz kalmaya başlamış.   Bu durum üzerine hükümet ve parlamentoda ağır bir basın yasası hazırlıkları yapmak üzere bir komisyon kurulup soruşturma açılmış. Bu soruşturma kapsamında özel yasa hazırlanması baskısı altında basın kuruluşlarına sorunu kendilerinin halletmesi için son bir şans verilmiş.   İşte Basın Şikayetleri Komisyonu bu son şansı kullanmak üzere kurulmuş. Kuralları oldukça katı. Yayıncı ve gazetecilerin güvenini kazanmaları kurumun 5-6 yılını almış.   Prof.Pinker, kurum olarak adil ve hızlı olmak zorunda olduklarını söylüyor. Kişi ve okuyucuların şikayetlerine hızlı ve doğru bir çözüm istediklerini, kendilerinin de bunu sağlamaya çalıştıklarını söylüyor.   Gazetecilik davranış kurallarının ve basın özgürlüğünün mutlak ve diğer hakların üzerinde olmadığının altını çiziyor.   İngiliz basını olarak 22 davranış kurallarının olduğunu belirtiyor. Sorunun yasalarda değil, uygulamada sınırların belirsizliğinde olduğunu söylüyor.   Prof.Pinker, Komisyon olarak medyanın hem itibarını muhafaza ettiklerini hemde toplumu medyanın yanlışlarına karşı savunarak medyayı iki taraflı koruduklarını söylüyor.   Dört gün süren gezi sonucunda Londra ve İngiliz medyası ile öğrendiklerimiz bunlar. Benim için ufuk açıcı, güzel bir deneyim oldu. Umarım sizler de sıkılmadan okumuşsunuzdur.   İyi dileklerimle..
Kaynak: Editör:
Etiketler: londra, notları, , 3
Yorumlar
Haber Yazılımı