Haber Detayı
25 Kasım 2011 - Cuma 19:13 Bu haber 784 kez okundu
 
Öğretmenin Hüznü
Arşiv Haberi
Öğretmenin Hüznü

İnsanın faniliğinden olsa gerek her geçen gün, değişen her durum onda bir hüzün bırakır. Bu hüznü, en çok da öğretmenler yüreğinde hisseder. Bir bahçıvan hassasiyeti ile yetiştirdiği fidanların ziyan olmaması için yüreğinde taşıdığı kaygı onu aşırı koruyucu yapar. Bu nedenledir ki yüreğinde şefkat duygularını taşıyan öğretmen, aynı zamanda anne ve baba olarak telakki edilir. Ebeveynlerin koruma, kollama refleksini öğretmende görmek pekala mümkün.   Çoğu öğretmenimizin günümüzde yaşadığı hüznün temelinde öğrencilerinin, yetiştirdiği fidanlarının yalan rüzgarlarına, sahte modellere kendini kaptırmış olmasıdır. Sadece ekranda boy gösteren ve gerçek hayatta karşılığı bulunmayan insan modelleri, bugün gençlerin kültüründen, değerlerinden kopmasını sağlayan esaslı sorunların başında gelmektedir.  Maalesef çocuklarımız ekran nesli haline gelmiş durumda. Akıllarını bir kenara koyup dünyayı gözleri ile idrak etmeye çabalıyorlar. Halbuki göz bakar ama göremez, görmek için ayrıca ilim ve feraset de icap eder. Memleket olarak iki asırdır devam eden "modernleşme" serüvenimizin gençlerimizi getirdiği nokta; aklına ket vurup hayatı duyuları ile anlamlandırmasıdır.   Geçmişin zor koşullarında, eğitimin çileli olduğu zamanlarda öğrenci profili temel insani değerlere sahip eğitilmeye muhtaç kimselerdi. Lakin günümüzde iş tersine dönmüş; eğitim için her türlü imkan mevcut. Ulaşılabilir ve kolay olan eğitim imkanları karşısında bu işe duyarsız, aklı, fikri; televizyon, internet, futbol, cep telefonu v.s. unsurlarla iğfal edilmiş gençler duruyor karşımızda.  İfade ettiğim gibi; iki asırdır devam ede gelen değişim sürecinin içindeyiz, "modernleşme" denilen batılı hayat tasavvuru çoktan beridir sadece teknolojik ve bilimsel anlamda değil, kültürel anlamda da toplumları kendine benzetmekte ısrar ediyor. Bu değişime karşı tedbirlerini alanlar kültürünü, değerlerini koruyup bilim ve tekniği kabul edenler şimdi dünyada söz sahibi birer toplum halindeler. Ancak bizim gibi değişime hazırlıksız yakalanan ve çoğu dönemde sürece teslim olup ithal kültür değerlerini de benimseyenler kafası karışık bir toplum meydana getirdiler. Toplumun genelinde görülen zihni dalgalanma, öğrencilerimiz ve gençliğimizde yaşanan ruhi med cezirler ve zihin kaymalarının esas nedeni budur.   Peki bu durum karşısında sadece hüzünlenmek mi lazım?  Elbette ki HAYIR.  Bilakis kendi medeniyet değerlerimizi çağın bilim ve tekniği ile harmanlayarak alternatif modeller üretmeliyiz. Başta eğitim bakanlığı-ki çok cüzi kıpırdanmalar var- aydınlarımız, sivil toplum ve eğitimcilerimiz kültürel değerlerimizi, insani erdemlerimizi günümüz eğitim sistemine devşirerek söz konusu duruma bir çare olabilirler. O halde bu vakayı hayra tebdil etmek için ilim, irfan ve erdemle donatılmış dimağlar yetiştirmek lazım. Bu da emekle, aşkla, şevkle ve fedakarlıkla olur. Bu hasletleri taşıyan, yavrularımıza emek veren ve onların kendi değerlerine bağlı erdemli insanlar olarak yetişmesine baş koyan medeniyet inşasında "ben de varım" diyen tüm öğretmenlerimizin gününü kutlarım.  İyi ki varsınız.  Şükran ve minnetle...
Kaynak: Editör:
Etiketler: öğretmenin, hüznü
Yorumlar
Haber Yazılımı