Haber Detayı
19 Aralık 2011 - Pazartesi 19:13 Bu haber 773 kez okundu
 
TARİH TEKERÜRDEN İBARETTİR
Arşiv Haberi
TARİH TEKERÜRDEN İBARETTİR

1937 yılında Seyit Rıza'nın oğlu ve kardeşlerinin bulunduğu 11 kişiyle birlikte Elazığ'ın buğday meydanında idam edildiler. Esas trajedi, Seyit Rıza'nın idam edilmeden önce yaşananlardı. İdam kararı alındığı zaman Seyit Rıza 76 yaşındaydı yasalara göre idam edilemezdi. Aynı gün jet mahkeme kararıyla yaşı 10 yaş küçültüldü. Artık idam sehpasına götürme fırsatı doğmuştu. İdam sehpasında "adettendir" kendisine son isteği soruldu. Seyit Rıza cebinde kırk lira ve saati olduğunu bunları oğlu Hüseyin'e verilmesini söyler. Aldığı cevap, "senin oğlunu da asacağız" olur. Seyit Rıza haykırarak, "bu yaptığınız ayıptır, zülümdür cinayettir" der. Kaderine razı olacak durumda değildir ama yapacağı bir şey de yoktur. Seyit Rıza o zaman son isteğinin oğlu Hüseyin'in kendisinden sonra asılması olduğu talebinde bulunur.    Aldığı cevap insan kanını dondurur bir cevaptır. "Hayır, önce oğlunu, sonra seni asacağız." Oğlu Hüseyin'in yaşı 17 olduğu için yasalar, onu da asmaya izin vermiyordu. Hemen mahkeme kurulur yaşı büyütülerek idam edilir. İdam edilmeden önce, dönemin emniyet müdürlüğünde görevli İhsan Sabri Çağlayangil'in anılarından aktaralım; "oğlu Hüseyin asılmaya götürülürken ağlayarak; "kulunuz köleniz olayım, gençliğime acıyın, öldürmeyin beni" diye haykırıyordu. O durumdaki bir insanın bilincinde ne şekilde olursa olsun yaşamaktan başka bir şey yoktur, hele öyle genç olunca… Yazının başlığını "tarih tekerrürden ibarettir" yazmamın nedeni, Seyit Rıza'nın oğlu Hüseyin'in başına gelen ikinci kez yaşanan vahim olay Erdal Ereninde başına geldi. Daha Reşit olmamış Eren yaşı büyütülerek idam edildi. Eminim o gün kuşlar ağıta durdu ama onu idam edenler her gün acıları ile baş başa kalarak kahroldular. Nitekim! 13 Aralıkta "asmayalım da besleyelim mi?" diyen zihniyet adalet yolunu kana bulayarak zulmün sürmesine çanak tuttular. İdama yaşı tutmuyordu, yani 18 yaşında eğildi. Kemik yapısına dayandırılarak hazırlanan raporla 18 yaşındadır deyip idam kararını verdiler. İdam edilen Erdal'ın kocaman bir yüreği vardı. Erdal gibiler kendilerinden büyük davalara adadılar kısacık ömürlerini. Onlar ölüp gitti denilse de onlar hala gönüllerin en nadide yerinde yaşamakta ve sayfaların arasında seslerini yükseltmektedirler. Korkup yalvaracağını sandılar, kendi çocuk yüreği mangal gibi olan Erdal'ın. onlara inat idamından 16 saat önce Erdal ailesine yazdığı mektubunda korkmadığını söylüyordu. O günler darbe yasaları vardı, idam edip öldürüyorlardı. Bugün adını ileri demokrasi koyduğumuz yasalarla kendilerine göre aykırı düşünenleri, ceza evine hapsedip çürütme politikaları bir canavar gibi açmış ağzını. Bir değirmen gibi öğütse de yazanı, konuşanı, düşüneni, inananı, hukukun üstünlüğüne, adaletli olmayı kendine şiar edinenleri yıldırmayacaktır.  Başbakan, cumhuriyet tarihinde ilk olarak dersim katliamından ötürü özür diledi. Başbakanın özür dilemesinin yanında özür hukuki bir nitelikte taşımalıdır. Ayrıca Seyit Rıza ve ailesinin idamından, Erdal Erenin ailesinden, 12 eylül mağdurlarından da, Devlet özür dilenmelidir.
Kaynak: Editör:
Etiketler: tarih, tekerürden, ibarettir
Yorumlar
Haber Yazılımı