Haber Detayı
12 Aralık 2011 - Pazartesi 19:13 Bu haber 1413 kez okundu
 
TÜRKİYE NEREDEN NEREYE
Arşiv Haberi
TÜRKİYE NEREDEN NEREYE

Ülkemizin ekonomisinde meydana gelen düzenlemeler sosyal, kültürel alanlarda da değişimleri neden oldu. Bu ve benzeri alanlarda inşaat, sanayi, sağlık, eğitim, iletişim ve ulaşımda gelişmeler yeterli olmasa da günümüzün şartların da önemli değişimler olduğu inkâr edilemez.   İşsizlik önlenmedi, zamlar durmadı, trafik kazaları, çatışmalar, kavgalar durmadı ama her şey düzelecekmişçesine bir his vardı herkeste. Başka ne değişti yerelden ulusala,  çok seslilik, düşünen, aydın ve düşüncelerini ülkeyle bölüşenler artık cesaretle bazı olayların üstüne gidebiliyorlar.  Bu çok seslilik bir ayrıcalığı seslendirdiği gibi fazlasıyla büyük bir kaynaşma, dayanışma ve bütünleştirmeyi getirmekte olduğunu söyleyebiliriz. Ben bunları yazarken ülkemizin süt liman olduğunu söylemek istemiyorum. Elbette yanlışlıklar, eksiklikler ve zulüm var. Ama ben hep bardağa dolu tarafından bakarım.   Yerelden birkaç örnekle ulusala uzanalım. Eskiden tütün Adıyaman ve bazı doğu illerinde yetişir kaçak yollardan bir şehirden bir başka şehre getirilirdi. Tütünün adı da  "kaçak tütün" konulmuştu. Yine Suriye'den kaçak yollardan çay getirilirdi. Bu çay da kaçak yollardan geldiği için adı "kaçak çay" denilirdi. Nice insanımız çayı, tütünü getirme uğruna canından oldu. Kimisi sakat kaldı. Kimisi çocuklarını yetim eşlerini dul bıraktılar.  Şimdi bile ithal edildiği halde halen adına "kaçak çay, kaçak tütün" denilmektedir. Çayda, tütünde nice insanın kanı, nice annenin gözyaşı vardı. Dul kalan kadınları ahı çocukların hıçkırıkları kaldı. Bu ülke bunu aştı. İşte bunun için diyorum Türkiye nereden nereye geldi. Türkçeden başka bir dil konuşmak suçtu. Özellikle Kürtçe konuşanlar cezaya çarptırılırdı. İnsanlar şehre gelmeye korkarlardı. Şimdi TRT şeş açıldı. Kürtçe yayınlarda her yerde rastlanmakta. Başlatılan demokratik açılımın ülkenin demokratikleşmesi anlamında hayli önem taşıdığına inanıyorum.    İşte öyle bir zamanda biri askere gider. Türkçe bilmediğinden köyde öğretilen; "sana kim ne söylerse "evet" diyeceksin. Askere gelir elbiselerini, potinini alır, giyinir ve bir asker eşliğinde koğuşa gider. Kim ona ne derse o bildiği tek kelimeyle "evet" demektedir. Onun hal ve hareketleri çavuş ve onbaşıların dikkatini çeker. Çavuşun biri ona bir şey sorar. o  "evet" kelimesinden başka bir şey bilmemektedir.. Çavuşun ona "sen dayımısın" deyince o da bir şey anlamadığından başını sallayarak "evet" der. Çavuşun biri ona bir iki tokat atılınca ona köyde öğretilen ikinci bir şey daha vardır. "Seni vuranı sende vur" diye. Oda onlara tokat atar. Etrafına yığılan üst tertipler çavuşun emriyle onu dayaktan geçirirler. Yerde dayak yemiş perişan bir haldedir yine biri sorar "sene dayımısın" o yine bildiği kelimeyle "evet" anlamında başını sallar. Sonra biri bakar ki bu Türkçe bilmiyor. Kürtçe bilen biri gelir ve mesele anlaşılır. Bunu niçin anlattım. Şimdiye kadar kapalı bir kutu olan TSK artık askerleri ziyarete gelen ebeveynleriyle Kürtçe konuşmanın serbest olduğunun haberini okudum. Şimdiye kadar yasakmış, yeni yeni serbest edilmiş demek. Peki, bize okutulan onca kart-kurt tan Kürt oluşmuş kitapları da bir hal çaresi bulmuşlardır.    Giyim zıbın neçek, egal takmak suçtu. Çocukluğumdan hatırlıyorum nice sokakta toplu Pazar yerlerinde köylülerin topluca geldiği yerlere polis, jandarma çevirir elbiselerini yırtardı. Bir daha giymemeleri konusunda uyarılar yapılırdı. Onlar yine bildiklerini okurlardı. Çünkü giyecekleri yoktu. Gelinen noktada yasağa gerek kalmadı çünkü herkes rahatlıkla giyine biliyor. Ben köyde 1979 yılında öğretmenken gördüm. Şehre giden komşusunun ceketini, şalvarını alır giyer şehre gider gelir tekrar komşusuna iade ederdi.   Gazetelerde okudunuz. Uğur adındaki asker "disko" denilen işkenceye maruz kaldı ve öldü. Babasının söyledikleri hayli anlamlı; "çocuğumu askere gönderdim, işkenceyle öldürülmüş evladımın cesedini verdi, ne geçmiş olsun ne başınız sağ olsun dediler." Siz olsanız bu devletin devlet olduğunu söyler misiniz? Ki bunun gibi binlerce askerin ve polisin yaptığı olay yaşandığını biliyoruz. Devlet kendi halkına işkence yapmaz, devlet halkını asit kuyularına atmaz, devlet zulmünü meşru kılmak için başka kişiliklere ve kıyafetlere bürünmez.  TSK komuta kademelerinde görev yapan tüm personelin insan haklarına ve özgürlüklerine son derece saygılı ve vicdani sorumluluğunun bilincinde olarak baba-ağabey şefkatiyle görev yaptığı belirtilmesi sevindiricidir.  Eğer şimdiye kadar şiddet ve kötü muamele var idi ise de bundan böyle önlemeye yönelik kararlı tedbirlerin alınması geç kalınmış olsa da takdir edilir.   
Kaynak: Editör:
Etiketler: türkiye, nereden, nereye
Yorumlar
Haber Yazılımı