Yazı Detayı
30 Ekim 2020 - Cuma 10:03 Bu yazı 103 kez okundu
 
BİR VAROLUŞ ANATOMİSİ
Merve ASLANOĞLU
 
 

 ''Yıllarca aynı hatta kanat çırpan bu martı    
 Artık son seferini yapıyor,
İlk defa boğazın ortasında bir simit parçasına değil
Manzaraya bakıyordu.''

Masamda oturuyorum, dışarıda hafiften bir yağmur, etrafta kitaplar, vazoda çürümüş papatya kokusu, omzumdan aşağıya dökülen beyaz bir saç teli… Zihnimde sözcükler, dağılmış kâğıtlar, kahve kokusu ve odamın keşmekeşliği.

Dışarıda bir çocuğun su birikintisinde oynama sevinci… Perdeler çekilmiş karanlığıma, zifiri karanlık eklemişim hayatıma.

Bir önceki geceyi düşünüyorum ve uyumadan önceki kalemi elime alışımı, sonra bırakışımı, dayanamayıp bir daha kaleme sarılışımı, üstünü defalarca karaladığım usulca bana göz kırpan kelimeleri düşünüyorum. Dedim ki;  artık yazmak yok sana, saatlerini bu odada, parmaklarını bu kalemlerde oynatmak yok, saatlerce boynunu eğmek yok artık. Evet, evet aynen böyle emir verdim içimdeki tutkuya. Kendimi bulmaya sebep olan tek şeyden vazgeçmeye çalıştım.

İlk saatler girmedim odaya taa ki kahve lekesi sehpadan çıkmayacak şekilde işleyene dek, odamdaki loş ışık, sabahın erken saatleriyle kapatılana dek…

Peki. Ben uyuyabilmiş miydim gece; parmaklarım dostunu ararken, artık göremeyen gözlerim kelimelerde dolanmak isterken uyuyabildim mi ben? Kitaplarım kendini terk edilmiş hissederken?uyuyabildim mi..?

Neden mi bırakmak istedim..?
Yalnızlık sevgili dostlarım, kitapların tutkusu ve her şeyin fazlası iyi değilmiş öyle söyledi annem.

İnsanlara uzak düşmüşüm. Oysa ben hep sevdim insanları. Sadece daha iyisini aradım, kitaplardaki insanlar gibi olsun istedim. Neydi bu gizemli şey acaba? Bu ülkede bu kadar az kitap okunmasının sebebi bu muydu? Hâlbuki ne kadar da halktan kitaplarımız vardı. Hepsinde köşe başında dönen Ahmet'i, Mehmet'i, Ayşe'yi buluyordum. Eskileri buluyordum sararmış sayfalarda, eskileri arıyordum ışıldayan caddelerde.

Şimdi oturmuş masamda, bilmem kaçıncı kahveyi içiyorum usulca. Kış dayanmış kapıya, her yağmurun düşüşünde kalemime tutunma isteğiyle.

Masamda oturuyorum yalnız başıma. Bildik, tanıdık hiç beni terk etmeyen bir his... Şimdi oturuyorum masamda, odamın dağınıklığını arkama alıp kilitliyorum kapıyı ve alıyorum elime kağıtla kalemi sonra özür diliyorum defalarca içimden, kendimce. 

Ne mümkün ki ne mümkün bırakmak… Ve sonra kaldırıyorum başımı, bakıyorum içime etrafa, dağılmış saçlarıma, yaşımdan uzak düşen yalnızlığıma. 

Ben bu ülkede zaten   hep kendimi tek başıma him diyorum. Öyle  bilindik bir yalnızlık değil, kalabalık bir yalnızlık, bir hiçlik, ne kadar da çoğuz aslında, ne kadar birikmiş, ne kadar biz, el ele yan yanayız; ama eksik olan bir şey var. Sevgi yok rengârenk balonlar satan amcalar var; ama alan çocuklar yok, havada uçan çok şey var; ama uçurtma yok.

Ben ve gittikçe çoğalan el değmemiş kitaplarım. Biz kendini yalnız hissedenler, öz yurdunda oradan buraya koşuşturan göçebe ruhlar, gözü tek bir yere dikilip kalanlar, kategorilere sığmayan, tek bir yere kök salamayan zavallılar, hep arayış içinde olup hayatını kalıplara sığdıramayanlar, gitmekten değil, varmaktan ve bitmesinden korkanlar…

Masamda oturuyorum, aradan kaç saat geçti, dışarıda neler oldu bilmiyorum, yaşlanmaktan korktuğumu anlıyorum ve olduğum yerde kalıp bir de bunu düşünüyorum. Kaygılar bizi yazmaktan uzak tutan kaygılar. Tek başına göç eden, arkasında sadece mürekkep izi bırakıp bu dünyadan elini ayağını çeken yazarları anlıyorum. Bir tutku için neden başka bir nefes istemediklerini, kocaman bir boşluğa neden kilitlendiklerini anlıyorum. Sonra derin bir oh çekiyorum. 
Sürülere ayak uydurmadığım için bir kez daha mutlu oluyorum.  Oh be diyorum kâğıtlarım, kalemlerim ve uçan topal kuşlar. Bir kez daha özgürlüğümde boğuluyorum.

Kulağımı tıkayıp dış seslere, ruhumun köşelerinde dolanıyorum. Ağırlaşan bedenimle kalkıp odamın içinde volta atıyorum, aklıma bilmem hangi kitabın, hangi mahpushane duvarı geliyor.  Sonra dört duvar arasında veyahut yeryüzünün paslanmaya yüz tutmuş köşelerinde özgür olan adamı anımsıyorum. Adamın özgürlüğüne, dört duvarı yıkan özgür ruhuna itaat ediyorum.

Kilitlenmiş odamın kapısını açıyorum, mutfaktan gelen yemek kokusu ve benim odamdan çıkan kitap kokusu, ikisinin birleştiği yerde gidip anneme sarılıyorum. Tıpkı kitaplara, kaleme ve özgür ruhlu adama sarıldığım gibi…

Sürülere ayak uydurmayan,

Topal kuşlardan olmayan,

Küçük bir odada volta atmaya çalışan özgür ruhlu insanlara selam olsun…

 
Etiketler: BİR, VAROLUŞ, ANATOMİSİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Kasım 2020
KALEMİME DARBE
203 Okunma.
19 Kasım 2020
ŞAHSİ BİR ÖZYIKIMDIR
74 Okunma.
12 Kasım 2020
İÇİMİZDE YAŞAYAN GERÇEK MARTI JONATHAN'LARA...
100 Okunma.
04 Kasım 2020
ACILARIN VE İNANÇLARIN GEMİSİ
153 Okunma.
26 Ekim 2020
RAFLARA SIĞDIRILMIŞ HAYATLAR
123 Okunma.
09 Ekim 2020
SON ÇIRPINIŞLAR
460 Okunma.
06 Ekim 2020
TUTARSIZ ÇELİŞKİ
84 Okunma.
02 Ekim 2020
AFFETMEK ÜZERİNE
106 Okunma.
22 Eylül 2020
BİZ GÜZELLİKLERİ ESKİLERE EMANET ETTİK
157 Okunma.
16 Eylül 2020
DENGBEJLERİN SESİNİ DUYMAK İSTEYENLERE
129 Okunma.
14 Eylül 2020
DUVARDAKİ KOKU VE BİR MEKTUP MESELESİ
76 Okunma.
02 Eylül 2020
BAZEN VAZGEÇEBİLMEK LAZIM
267 Okunma.
26 Ağustos 2020
YENİ BİR DÜNYA İSTİYORUM
157 Okunma.
18 Ağustos 2020
BİRİLERİ AYAKTA DURMALI
149 Okunma.
07 Ağustos 2020
KADERE HİÇ DE İNANMAZDIM (!)
186 Okunma.
04 Ağustos 2020
KADİM BİR GELENEK
131 Okunma.
01 Temmuz 2020
VAROLUŞSAL BİR YIKIM
429 Okunma.
22 Nisan 2020
COVİD-19 (HER ŞEYE RAĞMEN KAZANDIRDIKLARI)
1102 Okunma.
12 Mart 2020
İKİ DÜNYAYI BİR ARAYA GETİR VE KOŞ
327 Okunma.
02 Mart 2020
İPEK BÖCEĞİNİN SERÜVENİ
413 Okunma.
12 Şubat 2020
KANADI KOPMUŞ KUŞ
449 Okunma.
10 Şubat 2020
KARABASAN GİBİ BİR GELECEK ATMOSFERİ
422 Okunma.
28 Ocak 2020
KELİMELERİN ÖTESİNDE
447 Okunma.
20 Ocak 2020
NE KADINLAR SEVDİN ZATEN YOKTULAR
347 Okunma.
26 Aralık 2019
BEN TUĞRUL
511 Okunma.
24 Aralık 2019
HİÇSİZLEŞTİREMEDİKLERİMİZ
305 Okunma.
09 Aralık 2019
BİR İNSANI SEVMEKLE BAŞLAR HER ŞEY
460 Okunma.
11 Kasım 2019
BİR ŞEHRİN SESİ
624 Okunma.
05 Kasım 2019
BİR SABAH UYANDIĞIMDA SEN YOKSAN
517 Okunma.
05 Ekim 2019
DÜNYAYA BENDEN BİR TURNA KUŞU
592 Okunma.
17 Haziran 2019
YIL 1961
672 Okunma.
20 Mayıs 2019
…ÜÇ NOKTA…
2279 Okunma.
Haber Yazılımı