Yazı Detayı
01 Ekim 2019 - Salı 09:30 Bu yazı 311 kez okundu
 
BU HÂN-I İŞTİHA VE STK BAŞKANLARI
Mehmet POLAT
 
 

Bir vakte erdi ki bizim günümüz,
Yiğit belli değil, mert belli değil.
Herkes yarasına derman arıyor,
Devâ belli değil, dert belli değil…
                            -Âşık Ruhsati
 
Öncelikle bir hakkı teslim edelim. "Kendini bilenleri" tenzih ederiz. Sözümüz "yüreğinde nakış yok, acı yok bizden" gözleri dünya hırsı bağlamış, bakış açısı ve ufku, çıkar, menfaate odaklı, "tandır ekmeği, yumurta satan, yarı çıplak çocukların" dramını hmeyen, ağlayan kadınlarla, ihtiyarlarla bir yağmur duâsını yaşamayan "tuzu kuru" zevatadır. Kökü iffet kokan bir mâzinin ahfâd'ı böyle mi olmalıydı? Dersin belki dernek başkanı değil, Urfa tabiriyle "mibarek sanki köy ağası'dır."

 Zamanla nasıl değişiyor insan, neden böyle düşman görünüyorsunuz? Oysa dost bildiğimiz kişiler idiniz. Başınızı iki elinizin arasına koyup düşünmeniz gerekirken, kibir ve gururunuz sizi "küçük dağları biz yarattık." derekesine düşürdü, yine de ayılmadınız. Mahkeme kadıya mülk değildir. Başkanlığını yaptığınız "bu hayır kurumlarının" görünen o ki orada kalma inadınız devam ederse, size hayır getirmeyeceği aşikârdır.
 
Dalkavukluk, ikiyüzlü hokkabazlık gibisinden karakter düşüklüğüdür. İsmi geçen kavram, devlet adamlarının ve zenginlerin çevresinde bir çember olunca, dalkavuklar da ekseri o muhitte toplanmış olurlar. Bu yüzden şair isyan ediyor.

Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
Liyakat görmesi pezevenk, puşt olanındır.

Zamandan demir alma vakti gelmiş, miadınız dolmuştur. Yeter artık, görevi imanlı, ihlâslı asrın idrakini fehm eden gençliğe teslim ediniz. Yaptığınız bir hayrın günlerce reklamını yapıp, işi şova dönüştürüyorsunuz. Bu dergâhta "kendini ve Râbb'ini bilsin, öğrensin" gençler yetiştirme imkânı varken, hep kaçamak yolları tercih ettiniz. Size sesleniyorum: Ey STK başkanları! Bu mekânlarda daha fazla kalmanın anlamı yok. Hemen terk edin. Zira halk arasında isminiz "yalaka ve hırsız" olarak anılıyor. Biliyorum bırakmazsınız, bıraktığınız an koltuktan aldığınız gücünüz, itibarınız gidecek ve kimse size selâm bile vermeyecek.

 Bâri bir haksızlığı protesto etmek üzere, toplanmış kalabalığa katıldığınız zaman (miting, yürüyüş, basın açıklaması vb.) ön saflara geçip arz-ı endâm etmeyin. Arka taraflarda sâfınızı alın, çok fazla görünmeyin. Halk sizi görünce, inanın ya gelmiyor ya da orayı terk ediyor. Çok ağır konuştuğumu biliyorum. Ama maalesef vaziyet bu. Çünkü biçmek için bir şeyler ekilmedikçe semere hep böyle olur. Demek ki gökyüzünün başka rengi de varmış, ya farkına varamadınız veyahut işinize gelmedi. 

 Avcıların yaraladığı ceylan hızla koşarken, bir kaplumbağaya rastlıyor. "Hayırdır ey ceylan, nedir bu ahvâlin?" diye sorunca "Avcılar yaraladılar ve peşimdeler" demiş ceylan. Kaplumbağaya:" Sabahleyin bizim çocuklar ava çıkmışlardı, bir yanlışlık olmasın." deyince, ceylan :" Eyvah! Belki bu yara ile ölmezdim. Lâkin bu lafın yakında öldürür beni." diye cevap verip, tabana kuvvet orayı terk etmiş. 

Arife tarif gerekmez düşüncesiyle şunu demek istiyorum. Karşı tarafın yaptıkları bizi pek ırgalamıyor. Çünkü onlar cibilliyetlerinin gereğini ifâ ediyorlar. Bu sırttan hançerlemeler "Mû'min, kardeş bildiğimiz kesimden" zuhur edince, asıl bizi öldüren budur. Paraya olan açgözlülüğümüz ve kadınlarımız ufkumuzu kararttı. 

İstikâmetimiz bozuldu, pusuda bekleyen yad güzergâhlar kucakladı. Tek kelimeyle eyvah!…

 
Etiketler: BU, HÂN-I, İŞTİHA, VE, STK, BAŞKANLARI,
Yorumlar
Haber Yazılımı