Yazı Detayı
22 Nisan 2020 - Çarşamba 13:21 Bu yazı 1088 kez okundu
 
COVİD-19 (HER ŞEYE RAĞMEN KAZANDIRDIKLARI)
Merve ASLANOĞLU
 
 

Bir yer var. Kocaman bir evren. Bir isim takmak istemediğim, kategorilere sığdıramadığım. Kimileri hayal alemi diyor, kimileri mistisizm, kimileri ütopya, bazen maneviyat. Oysa kavramlar ya büyük ya küçük duruyor hep, bir türlü kalıbına yerleşmiyor. Benim ilgimi çeken ise bu kocaman evrende hayal ve hakikatin dansı. Gerçek ve oluruna karşı duyulan şüphenin diyalektik uyumu. 

Son günlerde içinde bulunduğumuz durum; hayal ve hakikatin kalıplara sığdırılan hali. Çoğumuz hayaller aleminde yaşıyordu bir ay öncesine kadar. Modern zamanın dayattığı hakikatten uzaklaşma sistemi içerisine girmeyen ve kendini bu sisteme karşı muhafaza edebilen bunu yapma gücünü ise bilincinde olduğu köklü kültüründe bulan az sayıda kişiler kaldı. İşte dünyayı etkisi altına alan bu salgın bizleri bahsettiğim bu kişilere dönüştürdü. Bu dönüşüm hakikatte olmamız gereken ve beynimizin en derinliklerine ittirilen içimizdeki kültürel özü dışarı çıkartan bir dönüşümdür. Daha eskiye ve olması gerekene olan bir evrilmedir.

Covid-19 şimdiye kadar binlerce insanın ölümüne sebep olan dünyayı büyük bir korku salgınıyla baş başa bırakan pandemi. Evet, asıl salgın korku. Bir daha eski günlerdeki olağan yaşantımıza dönemeyeceğimizin korkusu. Eski günler; kendi kültürel kimliğimizin dışına bizi çıkartan hayat şartları gereği bizi birbirimizden ve olması gereken ritüellerimizden uzaklaştıran ve değişen kendi kültürel kimliğimizin farkına varmadan yaşayıp gittiğimiz günler.  Yaşadığımız bu değişimi sorgulamamıza fırsat vermeyen bu sistem içerisinde toplum olmaktan çok birey, 'sadece birey' olarak hayata devam etmeyi daha doğru bulduk. Bu yaşam şekli bir seçenek olarak önümüze sunulmadı. Önümüze çok defa yeni yeni ihtiyaç listeleri koyuldu ve bu ihtiyaçları giderebilmek için çok uzun saatler çalışmamız gerekti. İhtiyaçlar karşılandıktan sonra güçlü olma hırsıyla büründü gözlerimiz. Güçlü olan zayıfı görmez oldu ve bu önüne geçilmez hırsla sadece kendimizi düşündük. Aile olmaktan, biz olmaktan çok 'ben' olmaya yöneltti bizi sistem. Kişiyi Pazar alanında büyümeye zorladılar ve bu büyüme yolunda her şey mubahtır denildi.  Ölen, ölüme itilen çocukların adı sadece haber bültenlerinde geçiverdi. Sorgulamadık, sorgulamaya fırsat vermediler. Kazanç uğruna savaşlar yapıldı ve milyonlarca insan ölüme itildi. Birimiz çekip çıkarmaya çalışmadık çünkü daha gündelik ve  'ben'merkezli ihtiyaçlarımız vardı. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyip deliklerimize çekildik. Şimdi ise zulme bağladığımız gözlerimizi evlerimizden çıkartamıyoruz. Peki neden, evinizde günlerce otururken hiç düşündünüz mü  'sizi Allah'a şikayet edeceğim' diyen küçük çocuğu.?  Görünen o ki daha çok vaktimiz var, siz düşünedurun ahını aldığımız insanları ve bizi susmaya iten bizi biz olmaktan çıkartan bu sistemi. 

 Tüm bunlardan sonra ölümcül bir güç hepimizi sarsıp geçti. ama görüyorum ki çabuk toparlandık yani çabuk adapte olduk kendimize dönüşe, kendi iç varlığımıza… Bizi nasıl da birleştirdiğini fark ediyoruz. Daha bir ay öncesine kadar ağlayıp sızlandığımız küçük sebepleri gözden geçiriyoruz. Her birimiz farklı yerlerdeyken nasıl aynı çatı altında günleri devirdiğimizi; bizleri yeniden tıpkı eski günlerdeki gibi bir araya getiren bu güce ve aile kavramının yüceliğine yeniden saygıyla eğiliyoruz.  

Uzak yerlerde kendi ayaklarımız üzerinde durabildiğimizi zannederken nasıl da koştuk hepimiz yuvalarımıza. En güvenilir limanımıza sığındık hepimiz, en sevdiklerimizi kaybetme korkusuyla geçirdik ilk günlerimizi sonra devam eden her gün için ve hala hayatta olan sevdiklerimiz için şükretmeye başladık.  Balkonda uzun zamandır koklanmayı bekleyen çiçeklerimizle zaman geçirdik. Aylar önce alınıp bir köşeye atılan kitaplarımızla arkadaş olmaya başladık. Evimizin her köşesini yeniden gözden geçirdik. Babamızın aklar düşen saçlarının şahitlik ettiği hikâyeleri dinledik uzun uzun.  Hayal aleminden sıyrılıp gerçeklerle yüz yüze gelince daha huzurlu ve hakikatin yitirip götürdüğü bazen de yeşerttiği umutla yaşamayı öğrendik. Kötü bir rüyadan uyanıp daha kötü ama bu defa kötülüğü herkese olan bir kâbusa yumduk gözlerimizi. 

Maskelerimizi takmadan dışarıya çıkmayı özledik biliyorum. Kulaklığımızı takıp yürümeyi, arkadaşlarımızla buluşmayı;  kocaman sarılmayı. Sevdiklerimize istediğimiz zaman ulaşabilmeyi özledik. Bir ayda birçok şeyi özledik ve sevdiklerimizin bizde ne kadar değerli olduğunu anladık. Bizim için bir ay öncesine kadar eskimiş bu değerleri yeniden canlandırdı ölüm ve güç yitirme korkusu.  Kulaklarımızı tıkadığımız sesleri yeniden duyar olduk. Ben olmaktan çıkıp 'biz' olmaya yöneldik. 

Kadim olan her şey değerlileşir bu değişmeyen bir nostaljidir. Ve biz tarihe geçecek olan bugünlerde kendimizi; içimizde bir yerlerde çok derinlere iteklediğimiz özü bularak geriye dönüş yapmalıyız. Biz kendi içimizde bile bu kadar bölünmüşken yeniden toparlayabilen güçtü yukarda bahsettiğim evren. Bir kavram bulup tutunuyor herkes kendi evrenine. Kimisi Allah'a el açıyor kimisi ise tanrılaştırıyor bir şeyleri. Bazısı bilim diyor ve inancını maddeleştirip verilere bel bağlıyor. Kimileri kendi içinde çizip çizip buruşturuyor. Böyle bir şeylere tutunarak, herkes kendi evrenini kavramlaştırarak yaşayıp gidiyor bu süreçte. Çünkü insanın yaşayabilmek için kendinden başka bir güce de ihtiyacı var biz buna inanç diyoruz ve bu zorlu pandemi sürecinde inancımızı kaybetmemeyi umuyoruz hepimiz. Gece yastığa başımızı koyduğumuzda Allah'a sığınıyoruz bu hastalıktan ve Allah'tan umudumuzu kesmeyerek bir an önce herkesin sağlığına kavuşmasını ve bu korkutucu günlerin geçmesini diliyoruz tüm samimiyetimizle. 

Bir sabah uyandığımızda dünya üzerinde sihirli bir değneğin dolaştığını ve her şeyin eskisinden de güzel ve daha sağlıklı olduğunu görme umuduyla. Siz şimdilik içinde yaşadığınız ve sizi daha güçlü kılan evreni ve sizi umuda bağlayan inancınızı kaybetmeyin. Ona tutunun ve sizi mutlu eden, sizinle mutlu olan insanlara daha rahat sarılabileceğiniz günleri hayal edin. Evinizde kalarak yaşayın ve yaşatın. Daha sağlıklı ve güzel günlere ortak bir evren kurabilme umuduyla sağlıkla kalın.

 
Etiketler: COVİD-19, (HER, ŞEYE, RAĞMEN, KAZANDIRDIKLARI), ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Kasım 2020
ŞAHSİ BİR ÖZYIKIMDIR
63 Okunma.
12 Kasım 2020
İÇİMİZDE YAŞAYAN GERÇEK MARTI JONATHAN'LARA...
100 Okunma.
04 Kasım 2020
ACILARIN VE İNANÇLARIN GEMİSİ
140 Okunma.
30 Ekim 2020
BİR VAROLUŞ ANATOMİSİ
98 Okunma.
26 Ekim 2020
RAFLARA SIĞDIRILMIŞ HAYATLAR
113 Okunma.
09 Ekim 2020
SON ÇIRPINIŞLAR
431 Okunma.
06 Ekim 2020
TUTARSIZ ÇELİŞKİ
81 Okunma.
02 Ekim 2020
AFFETMEK ÜZERİNE
104 Okunma.
22 Eylül 2020
BİZ GÜZELLİKLERİ ESKİLERE EMANET ETTİK
152 Okunma.
16 Eylül 2020
DENGBEJLERİN SESİNİ DUYMAK İSTEYENLERE
119 Okunma.
14 Eylül 2020
DUVARDAKİ KOKU VE BİR MEKTUP MESELESİ
71 Okunma.
02 Eylül 2020
BAZEN VAZGEÇEBİLMEK LAZIM
239 Okunma.
26 Ağustos 2020
YENİ BİR DÜNYA İSTİYORUM
153 Okunma.
18 Ağustos 2020
BİRİLERİ AYAKTA DURMALI
145 Okunma.
07 Ağustos 2020
KADERE HİÇ DE İNANMAZDIM (!)
180 Okunma.
04 Ağustos 2020
KADİM BİR GELENEK
125 Okunma.
01 Temmuz 2020
VAROLUŞSAL BİR YIKIM
423 Okunma.
12 Mart 2020
İKİ DÜNYAYI BİR ARAYA GETİR VE KOŞ
324 Okunma.
02 Mart 2020
İPEK BÖCEĞİNİN SERÜVENİ
411 Okunma.
12 Şubat 2020
KANADI KOPMUŞ KUŞ
442 Okunma.
10 Şubat 2020
KARABASAN GİBİ BİR GELECEK ATMOSFERİ
415 Okunma.
28 Ocak 2020
KELİMELERİN ÖTESİNDE
441 Okunma.
20 Ocak 2020
NE KADINLAR SEVDİN ZATEN YOKTULAR
342 Okunma.
26 Aralık 2019
BEN TUĞRUL
508 Okunma.
24 Aralık 2019
HİÇSİZLEŞTİREMEDİKLERİMİZ
302 Okunma.
09 Aralık 2019
BİR İNSANI SEVMEKLE BAŞLAR HER ŞEY
455 Okunma.
11 Kasım 2019
BİR ŞEHRİN SESİ
613 Okunma.
05 Kasım 2019
BİR SABAH UYANDIĞIMDA SEN YOKSAN
508 Okunma.
05 Ekim 2019
DÜNYAYA BENDEN BİR TURNA KUŞU
586 Okunma.
17 Haziran 2019
YIL 1961
669 Okunma.
20 Mayıs 2019
…ÜÇ NOKTA…
2134 Okunma.
Haber Yazılımı