Yazı Detayı
08 Kasım 2019 - Cuma 09:24 Bu yazı 1779 kez okundu
 
DÜŞÜNMEK ÖLDÜRÜR BENİ
Salih BİRİNCİ
medyen34@hotmail.com
 
 

Düşünmekle akıl hastalıkları arasında bağ kuran tek ülke Türkiye. Sebebi: Dünyanın birçok ülkesinde " Düşünen adam heykeli"
Üniversite binalarının, parlamento ve müze binalarının önüne konurken, Türkiye'de bir akıl hastanesinin bahçesine konmuş olması çok düşündürücüdür. 
Heykelin Akıl hastanesinin bahçesine konmasının bir hikayesi var ama arka planında verilmek istenen bir mesaj da var. Bu,  " Çok düşünme kafayı yersin mi demek?  oluyor... Belki abarttığımı düşünenler olabilir ama benim aklıma gelen en doğal yorum bu. Zaten bizde klişe sözler çok : " Çok düşünme iyi değil : ' Arpacı kumrusu gibi derin derin düşünme üşütürsün vb. kalıp sözler de ortada.

Kur'anda, düşünme ve tefekkürle ilgili defaatle tekrarlanan vurgular vardır.
Yine de öğüt alıp-düşünmeyecek misiniz?
Öğüt alıp düşünmeniz gerekmez mi?
Hiç düşünmez misiniz?
Hiç akıl etmez misiniz?
Hiç tefekkür etmez misiniz?
Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp, düşünmez... 

" Hayatı düşün, ölüm ve ötesini düşün, yaratılıştaki incelikleri düşün, kendi anatomini düşün, yeter ki düşün... Bir saatlik tefekkürü gaflet içinde edâ edilen yetmiş yıllık ibadete denk sayan bir dinin mensuplarıyız. Dinimiz bizlere çok yüce ufuklar aşılıyor... 

Ali İmran suresinin son ayetleri iner ve peygamber ( s.a.v) gözyaşları içinde ayetleri tekrar eder. Sonunda döner ve şu kelimeler ağzından dökülüverir: " Bu mübarek ayetleri okuyup ta tefekkür etmeyen mana'larını düşünmeyen birisine:
Yazıklar olsun !!!

Düşünen bir Toplum Gereğini yapar.

Hep tefeküre , derin derin düşünmeye teşvik eden bir İslam ümmetinin, Dünyayı imar etmemeleri, ilimde, bilimde, teknolojide geri kalmaları akıl kârımıdır:, Gerçekten çok garip ve vahim bir durum. Sanki geçmişte İslam Rönesansi'nin mimarlari müslümanlar değildi: Kaldi ki: 14.asrın sonlarına doğru Rönesansın kapıları aralandı. Yavaş ama derece derece ilerleme kat eden ilim, modern çağ ile sanayini devrimini aşmış ve bugün ki kuantum ilimler seviyesine yükselmiş. Beş yüzyıllık bilim serüveninin temelinde ve ilham kaynağını oluşturan mimarları da geçmişte yaşayan Müslüman bilim adamlarından başkası değil...

Mesela : 2011 yılında İngiltere'de bulunan "Bilim teknoloji ve Medeniyet vakfı" tarafından tüm zamanların en büyük Müslüman fizikçisi ve optik dehası İbnü'l-Heysem'in yili olarak ilan etmesi Müslümanların geçmişte ilme ve düşünceye verdikleri önemi göstermektedir.
Modern radyolojinin kurucusu: Pierre Curie'nin güzel bir sözü vardır.

"Müslüman Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı: böylece biz atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda galaksiler arasında geziyor olacaktık..

Bu söz Endülüs'te ilmin geldiği noktayı göstermede kâfi sanırım... Gerçi Atomun parçalanmasıyla ilgili yine ilk fikr-i teoriyi ileri süren Müslüman bilim adamı " Cabir bin Hayyan"dir"..

Bugün geriye dönüp baktığımızda bütün mucitler hep yabancı batılılar. Atomu parçalayan elektriği icat eden, telefonu icat eden, uçağı icat eden hep batili. Hiç mi Müslüman yok ? Yok! 
Demek ki:
Onlar düşünüyor.. Biz seyrediyoruz...
Yüzyıllarca uygarlık ve medeniyetlere öncülük eden, birçok bilim dalının kuruculuğunu yapan; çağ açıp çağ kapatan 1.6 milyarlık İslam âlemi, yaklaşık 100  yıllık Nobel tarihinde bilim dalında 2015 yılına kadar sadece iki Nobel ödülü kazanabilirken; 16 milyonluk Yahudi âleminde ise bilim dalında Nobel ödülü kazanan tam 79 bilim insanı var. The Economist dergisinde yayımlanan bir makalede, 2005 yılında sadece Harvard Üniversitesi'nde yayımlanan makale sayısının, 17 Müslüman ülkesinin bütün üniversitelerinin yayımladıklarından fazla olduğuna dikkat çekiliyor. (Alıntıdır)

2015 yılına kadar, Müslümanlar olarak sahip olduğumuz iki Nobel Ödülü'nü kazananlardan biri Pakistanlı fizikçi Muhammed Abdus Salam, diğeri Mısırlı kimyager Ahmed Hassan Zewail'dir.

Söz konusu iki bilim insanı da, Batı'ya göç etmiş ve bilimsel faaliyetlerini Batı'da gerçekleştirmişler..

Türkiye cumhuriyet  tarihinde sadece iki isim Nobel ödülü almayı hak kazanmış. İlki'ni 2006 Yılı'nda Orhan Pamuk, ikincisini de : 2015'te Aziz Sancar kazanmıştı. Orhan Pamuk Edebiyat ödülünü , Aziz Sancar'da hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde kazanmıştı..

HEP HAZIRCILIK YAPTIK:
Gerçi daha önce yazmıştım: Bugün Onların gerisinde olmamızın temel nedeni bir çok gerekçeyle izah edilir. Bu nedenlerden biride: " İpotek altına alınan,  Hürriyetine kilit vurulan düşüncenin varlığı. Bu tip düşünce üretken değil, taklitçi kimliğe sahiptir. Düşüncenin meyve vermesi için serbest bırakılması gerekir. Cumhuriyet tarihine dönüp baktığımızda kendi milli değerlerine yüzde yüz yabancı bir din-i ve  yabancı bir kültürel kod'ların zorla dayatılmaya, aşılanmaya çalışıldığını görüyoruz..

Greko-Romen Kültürün mirasçıları olan bugün ki Avrupa milletleri Greklerin ve Romalıların bıraktıklarına filozofların kitaplarına hukukçuların metinlerine , Roma hukukuna falan bakmışlar ve atalarımızla yeniden dostluk kuralım ve kendimizi yeniden inşa edelim demişler.. Eee bize ne oldu da binlerce yıllık medeniyetimizi heyulâ diyerek bir kenara itmiş ve illaki sizin gibi olacağız demişiz.. Yıllardır AB kapısında iki büklüm bekliyoruz. Bizi almayacaklarını hala anlamadık ve anlamak istemiyoruz. Sen köklü bir medeniyetin temsilcisisin ey Müslüman! Aden Z'ye onlar gibi olmadan kabul etmezler seni. Son 500 yıllık tarihi vahşet dolu bir Avrupa. Bir kere Medeniyetini sömürü, kan ve göz yaşı üzerine bina eden bir Avrupa ile senin ülkün farklıdır. Sen dünyaya barış ve umut taşıma çabasındasın onlar, iliklerine kadar sömürme peşinde. İki farklı dünya görüşü. K.bakma ama siz yan yana gelemezsiniz. Çünkü Ütopyalarınız çok farklı.. Bu birliktelik bozar.
Onlar gibi düşünmek , onlar gibi giyinmek, onlar gibi yaşamak çok hoşumuza gidiyor..

"Bağımlı düşünemeyen toplumlar Bağımsız düşünen milletlerin kader kurbanı değil mi?   
Bizi bu kadar ilme ve düşünceye, okumaya ve araştırmaya tevsik eden bir dinimiz var. Hem de muhataplarına ilk emri "Oku" olan bir din ortadayken kulak tıkamak ancak ' Körlüktür, sağırlılıktır, Duygu sönmesidir. İnadına muhalif davranıyoruz. Bunun hesabını veremeyiz.

 
Etiketler: DÜŞÜNMEK, ÖLDÜRÜR, BENİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Eylül 2021
DECCALİN EŞEĞİ YAHUDİ LOBİLERİ
833 Okunma.
30 Eylül 2020
NEDEN GERİDEYİZ?
2644 Okunma.
19 Eylül 2020
KUR’AN ÖLÜLERE OKUNAN BİR MEZARLIK KİTAB’I DEĞİLDİR
995 Okunma.
11 Eylül 2020
SORGULAYICI DİN ANLAYIŞINDAN YARGILAYICI DİN ANLAYIŞINA MI?
1075 Okunma.
25 Nisan 2020
KOMPLO TEORİLERİ GERÇEK Mİ OLUYOR?
2600 Okunma.
10 Ocak 2020
YARIM ASIRLIK BİR ASTRONOMİ ÂLİMİNİN İMAN YOLCULUĞU (JAMES JEAN)
2681 Okunma.
31 Aralık 2019
ÇİÇEK KRALİÇESİ MELEK EL-TAHA
1253 Okunma.
25 Aralık 2019
BALIKLIGÖL KUTSAL MI?
1697 Okunma.
23 Aralık 2019
İSLAM’DA VE YAHUDİLİK’TE MİLLİYETÇİLİK TASAVVURU
1625 Okunma.
28 Kasım 2019
GİDİŞAT NEREYE?
1318 Okunma.
21 Kasım 2019
KURRA MOLLA ALİ BAYAR
2546 Okunma.
14 Kasım 2019
EYYÜBİYE CADDESİNİN TRAFİK SORUNU ARTIK ÇÖZÜLMELİ
1354 Okunma.
26 Ekim 2019
NESNEL ÇUKUR’A GÖMÜLEN RUH’UN IZDIRABI
1502 Okunma.
11 Ekim 2019
İSLAM BARIŞ VE KITAL
1448 Okunma.
22 Temmuz 2019
BALIKLIGÖL CİDDİ BİR DÖNÜŞÜME GEBE OLABİLİR
2161 Okunma.
20 Temmuz 2019
BALIKLIGÖL ÇEVRESİNDEKİ MÜZİK EVLERİ YAKIŞMIYOR
1362 Okunma.
17 Temmuz 2019
FİLİSTİN'İ PARAYLA SATIN ALAMAZSINIZ EY ŞER İTTİFAKI
1233 Okunma.
15 Temmuz 2019
“SAVAŞ SUÇLUSU” RADOVAN KARACİÇ’E MÜEBBET HAPİS
1360 Okunma.
04 Temmuz 2019
DÜNYA MAZLUMLARININ UMUDU ANADOLU İNSANI
1342 Okunma.
29 Haziran 2019
SU ORUCU KANSERLİ HÜCRELERİ ÖLDÜRÜYOR
22217 Okunma.
20 Haziran 2019
SU ORUCU VE OTOFAJİ -3
4575 Okunma.
29 Mayıs 2019
ŞİFA ORUCU- 2
5255 Okunma.
23 Mayıs 2019
DERMANIN ŞAH’I AÇLIK - 1
1862 Okunma.
19 Nisan 2019
ZAMANIN DEĞİŞMESİYLE AHKÂMI İSLAMİYE DEĞİŞİR Mİ? İSLAM HUKUKU ÜZERİNE
1821 Okunma.
15 Nisan 2019
İMANDAN SINIF GEÇMEDİKÇE AMELE SIRA GELMEZ
1769 Okunma.
Haber Yazılımı