Yazı Detayı
23 Eylül 2019 - Pazartesi 09:16 Bu yazı 575 kez okundu
 
‘GÜVENLİ BÖLGE’Yİ BEKLEYEN TEHLİKE
Osman GÜLEBAK
o.gulebak@gmail.com
 
 

"Ülkemizde bulunan Suriyeli mültecilere 30 kilometrelik derinlik ve 911'den vazgeçtik, şu anda 450 kilometrelik bölgede konutlar yapalım diyoruz. Çünkü bu çadır hayatıyla mı, bu konteyner kentlerle mi hayatlarını devam ettirecekler? Buralarda 200-250 metrekare kapalı alan ve bir o kadar da açık alan olmak üzere ailelere konut inşası yapalım. Kapalı alanda kendilerinin kalması diğer alanda da bir şeyler ekip biçmesi... Okullarını, hastanelerini, altyapılarını yapalım. Ayrıca kendilerine de iş imkanı hazırlayalım." (1)

 

"El Bab'ta, Cerablus'ta, Afrin'de nasıl kendi göbeğimizi kendimiz kestiysek şimdi de biz özellikle Suriye'nin kuzeyinde... buradaki terör örgütlerinden bölgeyi arındırarak burayı gerçek sahiplerine teslim etmemiz gerekiyor ki bir defa buranın gerçek sahipleri de büyük oranda, yüzde 85-90 gibi Araplardır." (2)

 

Yukarıdaki iki paragraftaki sözler birkaç gün arayla Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Suriye'de kurulması planlanan 'Güvenli Bölge' için sarf edildi. Hem geçtiğimiz günlerde Suriye Çözümü için toplanan Üçlü Zirve'de kullanılan sözler, hem de son olarak 'Güvenli Bölge' konusunda medyaya yansıyan cumhurbaşkanının ikinci paragraftaki sözleri bir araya getirildiğinde ve gerek Afrin bölgesindeki medyaya yansıyan haberlerde gerekse bölge halkından aldığımız bilgiler, 'Güvenli Bölge'nin Suriye sınırındaki Kürt bölgelerinin demografisinde büyük bir değişim oluşturacağı kanaatini güçlendiriyor. 

 

Hem daha önceleri özellikle Şeyh Said olayından sonra Kürtlerin etkinliğini kırmak için ortaya konulan projeler hem de Kürt sorununu çözme iradesi ortaya koyan iktidarın, 15 Temmuz sonrası kerhen de olsa ulusalcı/milliyetçi/Kemalist  yapılara yanaşması ve ardından muhafazakârlıktan milliyetçiliğe doğru bir söylem/pratik ortaya koyması açıkçası bu konuya biraz daha eğilmemizi gerekli kılıyor.

 

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; 'Güvenli Bölge' projesi halihazırda Türkiye açısından faydalı olsa da uzun vadede bir çözüm sunması mümkün görünmediğinden  yıllardır savaşın ağır yükünü taşıyan bölge için ancak bir pansuman tedavi olacaktır. Oysa Arapların da, Kürtlerin de Türkmenlerin de en büyük beklentisi, Suriye'de savaşın sona ermesi ve herkesin daha önce yaşadığı evine geri dönebileceği köklü bir çözüm...

 

İkincisi; Cumhurbaşkanının söylediği gibi gerçekten 'Güvenli Bölge' kurulması düşünülen bölgede yüzde 85-90 Araplar mı yaşıyor? Cumhurbaşkanı bu sözleri neden kullandı? Ya da bu sözler, olası tepkilere karşı mevcut projeye meşruiyet verilmek için mi kullanıldı? Veya medyaya düşen 'Güvenli Bölge'nin yer konusunda bir farklılık mı olacak -ki Cumhurbaşkanı '911'den vazgeçtik 450 kilometrede konutlar yapalım' dedi-orasını şimdilik bilmiyoruz. 

 

Fakat herkes çok iyi bilir ki Suriye ile Türkiye arasındaki sınır bölgelerinde Kürtler ve Araplar birlikte yaşamak birlikte medyaya yansıyan 'Güvenli Bölge' kapsamına giren bölgelerden Telabyad'ı saymazsak Kobani, Resulayn, Kamışlo, Hasekê, Amudê gibi yerleşim yerlerinde çoğunluk olarak Kürtler yaşadığını ayrıca Kürtlerin, Suriye'de yaşayan etnisitelerden; Araplardan sonra sayı bakımından ikinci sırada geldiğini bilmekte yarar var.

 

Türkiye'nin hem kendi sınırları içinde, hem İran ve Irak'ın sınır bölgelerine ve bugün Suriye'deki Kürt bölgelerine yaptığı operasyonların temel argümanı; silahlı eylem yapan PKK... Yaptığı silahlı eylemler ile Kürt halkına zarar vermekten başka bir şey yapmayan PKK, başta Türkiye olmak üzere İran'da ve Suriye'de Kürt bölgelerine yapılan tüm operasyonlara bir meşruiyet sağladığını da unutmamak gerekir. Bugün Suriye'de kurulması planlanan 'Güvenli Bölge' projesi de yine benzer argümanlara dayanıyor. PKK'nin silahlı eylemleri sona ermedikçe ne bu operasyonlar sona erecek ne de meşruiyetleri sorgulanabilecektir.

 

Elbette herhangi bir ülke, hem kendi hem de halkının güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Buna Türkiye'nin PKK kamplarına yaptığı operasyonlar da dahil. Fakat PKK/PYD'ye karşı operasyon yaparken tüm Kürt halkını hedef alan -özellikle sivillleri- ya da tüm Kürtleri PKK'lileştiren bir anlayışın ve bu anlayış sonucu ortaya konulan pratiğin kabul edilmesi mümkün değildir. Bugün tüm Kürtlerin PKK/PYD üzerinden hedefe konulması belki de Kürtlerin yaşadığı en büyük talihsizlik olsa gerek.

 

Osmanlı sonrası kurulan ulus devletlerde yaşayan Kürtler gibi Suriye Kürtleri de mevcut Ulusalcı/Baasçı sistemin mağduru. Gelinen süreçte bu ülkelerde yaşayan Kürtler, PKK'nin silahlı eylemleri ile bölge ülkelerinin ulusalcı politikaları arasında sıkışıp kalmış durumda.

 

Suriye savaşı başladığında her yerde olaylar var iken bu bölgelerde bir sükunet hakimdi. Bu durum, PYD'nin iktidar boşluğundan faydalanarak Kürt bölgelerinde kanton ilan etmesine kadar devam etti. Kanton ilanından sonra bu bölgeler de savaşın birer parçası haline geldi. Çözüm Sürecinin sona ermesi, PYD'nin Suriye'de giderek güçlenmesi Türkiye'nin PYD kontrolündeki Afrin'e operasyon yapmasına yol açtı.

 

Açıkçası daha önce başta Afrin ve Kürtlerin yaşadığı bölgelerde bölge demografisinin değiştirilmeye çalışıldığı, Kürtçe tabelaların kaldırıldığı, eğitimin Türkçe verildiği vb. birtakım uygulamalar hakkında medyaya yansıyan bazı haberler vardı. ÖSO'nun kontrolüne verilen ilçede Kürtlere ait birçok ev, bağ ve bahçenin buraya yerleştirilen bölgede yaşmayan başka kişilere verildiği çoğu zaman dile getirilse de bu iddialar çoğu zaman cılız kaldı. Dikkatimi çeken bu iddiaları, teyit ettirmek  için bu meseleyi farklı zaman dilimlerinde bölgeden gelen insanlara sordum. Gerek Türkmen, gerek Arap gerekse de Kürd olsun konuştuğum bu insanların verdiği cevaplar, mevcut haberleri teyit eder nitelikte idi.

 

Anlatılanlara göre; Suriyeli Kürtlerin Türkiye'deki Kürtler gibi Kürtlerin iki ateş arasında kalmış. PYD'nin, kendi iktidarını kurduğunda farklı hiç kimseye tahammül etmeyip baskı kurması yetmezmiş gibi Türkiye/ÖSO operasyonuyla sıkıntıları daha da artmış. PYD bölgeyi terk ettiğinde oradaki halkı da kendisiyle birlikte zorla göç ettirerek çadır kentlere mahkum etmiş. Korkudan evlerini terk etmek zorunda bu insanların, evleri, bahçeleri ve tarlaları ise başkalarına verilmiş. Çadır kent hayatına mahkum edilen bu insanlar şimdilik evlerine dönemiyorlar. Bir taraftan PYD'nin baskısı bir taraftan da mevcut Afrin idaresi tarafından PYD'li! olarak görülüyorlar.

 

Tüm bunlar ışığında 'Güvenli Bölge' sorunu çözer mi yoksa daha bölgenin karışmasına zemin mi hazırlar? Öncelikle şu tespiti yapmamız gerekiyor. Gerek ulus devletler öncesi dönem olan İmparatorluklar döneminde gerekse de daha öncesinde insanlığın yeryüzüne dağıldığı bu coğrafyada, çok sayıda farklı etnik ve inanç sahibi insan yüz yıllardır birlikte yaşıyorlardı. Bu insanlar o kadar farklı bölgelere dağılmış o kadar iç içe geçmişler ki; herhangi bir bölgeyi, herhangi bir etnisite ya da dini inanç adına belli bir alanla sınırlamak neredeyse mümkün değil. Hatta 1. Dünya Savaşından sonra bölgede yaşanan çatışmaların ve kaosun en büyük sebebi, ulusal sınırlar değil midir? Tabi bir karşılığı olmadığı halde gelişigüzel çizilen suni sınırlar ve bu sınırlarda kalan farklı etnik ve inançların ortadan kaldırılmaya çalışılması... 

 

'Güvenli Bölge'de bu hakikat göz ardı edilerek tamamen güvenlikçi/ulusalcı refleksler ile Türkiye'deki tüm Suriyeliler bu bölgeye yerleştirilirse bu, bölgenin doğal demografisini değişikliğe götürecektir. ABD'nin desteklediği PYD ile Türkiye arasına bir set olarak düşünülen bu adım, yıllardır rahat yüzü görmeyen bölge halkının, bir daha başlayacak yeni bir savaşın içerisine girmesine sebep olacaktır. Bu en Arabın, ne Kürdün ne de Türkün faydasına olacaktır.

 


Gelin! iki yüzyıldır bize kan, göz yaşı ve kaostan başka bir şey getirmeyen güvenlikçi/ulusalcı/günübirlik politikalar yerine Türkmen'in de, Arab'ın da, Kürd'ün de, Süryani'nin de, Alevi'nin de doğup büyüdüğü topraklarına geri dönebilecekleri köklü ve gerçekçi politikalar üretelim. Bu şimdilik mümkün olmuyorsa bile atacağımız adımlar en azından bölgenin doğal demografisine zarar vermesin.

 

Kaynakça:
1) https://www.ntv.com.tr/turkiye/ankarada-uclu-suriye-zirvesi-erdogan-ruhani-ve-putin-suriyeyi-gorustu,RAP158l2i0Gsg49bF9vflQ
2)https://www.dw.com/tr/erdo%C4%9Fandan-g%C3%BCvenli-b%C3%B6lge-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1-s%C4%B1n%C4%B1rda-haz%C4%B1rl%C4%B1klar-tamamland%C4%B1/a-50527024

 
Etiketler: ‘GÜVENLİ, BÖLGE’Yİ, BEKLEYEN, TEHLİKE,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
21 Ocak 2020
İSLAM DÜNYASI YOL AYRIMINDA: ADALETLİ BİRLİKTELİK Mİ KAOS MU?
164 Okunma.
18 Ocak 2020
ÖTEKİLEŞTİRME PROBLEMİ VE TOPLUMSAL ÇÖZÜLME
75 Okunma.
12 Eylül 2019
KERBELA, SALTANAT VE ÜMMET
702 Okunma.
29 Ağustos 2019
MALAZGİRT'İN GÖRÜLMEYENLERİ: KÜRTLER
695 Okunma.
16 Ağustos 2019
KEŞMİR: BİRLİKTE YAŞAYAMAMANIN ACI MEYVESİ
399 Okunma.
10 Ağustos 2019
SURİYE SAVAŞI, EMPERYALİST PLANLAR VE KÜRTLERİN GELECEĞİ- 2
298 Okunma.
09 Ağustos 2019
SURİYE SAVAŞI, EMPERYALİST PLANLAR VE KÜRTLERİN GELECEĞİ- 1
344 Okunma.
05 Ağustos 2019
HÜKÜMDAR BEHRAM VE BAYKUŞUN HİKÂYESİ
265 Okunma.
26 Haziran 2019
DOĞU’DAKİ ARAZİ KAVGALARINA ŞAŞI BAKMAK!
602 Okunma.
09 Mayıs 2019
ULUS DEVLETTEN ‘BÖLGESEL ENTEGRASYON’A YENİ BİR SÜREÇ VE KÜRTLER…
644 Okunma.
03 Mayıs 2019
1915 OLAYLARI VE MUHACİR BİR AİLENİN YAŞADIKLARI-2
438 Okunma.
29 Nisan 2019
1915 OLAYLARI VE MUHACİR BİR AİLENİN YAŞADIKLARI-1
537 Okunma.
15 Mart 2019
‘KÜRT YOKTUR' POLİTİKASINDAN ‘KÜRDİSTAN YOKTUR’ POLİTİKASINA KÜRDİSTAN GERÇEĞİ
895 Okunma.
14 Ocak 2019
KAPIMIZDA BEKLEYEN TEHLİKE
1483 Okunma.
28 Aralık 2018
TARİH BİZE NELER SÖYLER?
994 Okunma.
03 Aralık 2018
SOROS’UN VAKFI GİTTİ YA YÜRÜRLÜKTEKİ POLİTİKALARI?
1438 Okunma.
27 Kasım 2018
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-2
903 Okunma.
26 Kasım 2018
HZ. ALİ VE MALİK BİN EŞTER’E GÖNDERDİĞİ MEKTUP-1
1424 Okunma.
20 Kasım 2018
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-2
959 Okunma.
19 Kasım 2018
CHP, DP VE EZANIN ASLINA DÖNDÜRÜLMESİNİN PERDE ARKASI-1
677 Okunma.
12 Kasım 2018
İSLAM DÜNYASINDA KURUMLARIN YENİLENME ZORUNLULUĞU
966 Okunma.
05 Kasım 2018
CADILARIN BİLİM YUVASINDA NE İŞİ VAR BEYLER?
1103 Okunma.
01 Kasım 2018
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -2-
848 Okunma.
31 Ekim 2018
İSLAM DÜNYASI VE ‘GERÇEK CUMHURİYET’ ARAYIŞI -1-
734 Okunma.
19 Ekim 2018
ÂLİMLER BULUŞMASI VE KÜRTLER
1206 Okunma.
09 Ekim 2018
İBRAHİM EDHEM EFENDİYİ TANIYAN VAR MI?
1013 Okunma.
25 Eylül 2018
BİZ BU ÜLKENİN NESİ OLUYORUZ?
1786 Okunma.
11 Eylül 2018
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 2
1249 Okunma.
10 Eylül 2018
BASRA OLAYLARI ANALİZİ - 1
727 Okunma.
04 Haziran 2018
21. YÜZYILDA MUSAB OLABİLMEK
7416 Okunma.
29 Mayıs 2018
"EN KÖTÜ BARIŞ, EN HAKLI SAVAŞTAN DAHA İYİDİR"
1158 Okunma.
21 Mart 2018
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-2
5306 Okunma.
20 Mart 2018
ELMA KOKUSUYLA GELEN ÖLÜM: HALEPÇE-1
992 Okunma.
28 Şubat 2018
TÜRKİYE’DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-2
2082 Okunma.
27 Şubat 2018
TÜRKİYE'DE YAŞANAN DARBELER, ABD VE CHP-1
1115 Okunma.
20 Şubat 2018
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -2
1549 Okunma.
19 Şubat 2018
ABD İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ 'STRATEJİK MÜTTEFİK' İLİŞKİLERİ -1
995 Okunma.
16 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-2
1155 Okunma.
15 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERİNDEKİ EMPERYALİST OYUNLAR VE PKK-1
996 Okunma.
06 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (2)
1399 Okunma.
05 Şubat 2018
KÜRTLER ÜZERINDEN OYNANAN EMPERYALIST OYUNLAR (1)
1179 Okunma.
10 Ocak 2018
MÜNİR ÖZKUL VE KAYBOLAN MERHAMETİMİZ...
1166 Okunma.
26 Aralık 2017
KUDÜS VE YOL AYRIMINDAKİ İNSANLIK…
1182 Okunma.
18 Aralık 2017
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ -3
1221 Okunma.
18 Ağustos 2017
BİLGE KRAL ALİYA VE FİLİSİTN MESELESİ-2
1649 Okunma.
11 Ağustos 2017
ALİYA’NIN GÖZÜNDEN FİLİSTİN MESELESİ-1
1502 Okunma.
04 Ağustos 2017
GÖRMEZ’İN VEDA KONUŞMASINDAKİ ACI HAKİKATLER…
1458 Okunma.
28 Temmuz 2017
DİYANET VE GÖRMEZ, SİYASETE KURBAN MI EDİLİYOR?
1410 Okunma.
04 Mayıs 2017
16 NİSAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-3
1671 Okunma.
28 Nisan 2017
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-2
1350 Okunma.
24 Nisan 2017
16 NISAN REFERANDUMUNDA GERÇEKLERLE YÜZLEŞMEK-1
1451 Okunma.
15 Nisan 2017
11 NİSAN KURTULUŞ ETKİNLİKLERİ VE (ÖZ)ELEŞTİRİLER
1390 Okunma.
19 Aralık 2016
HÜDA PAR NEDEN HEDEF SEÇİLİYOR?
1953 Okunma.
15 Aralık 2016
KONYA'NIN MEVLANA'SI VAR, YA URFA'NIN?
1438 Okunma.
03 Aralık 2016
HALK HİZMET İÇİN İLLA YOL MU KAPATSIN?
1452 Okunma.
28 Kasım 2016
AÇILIŞLAR HİZMET Mİ YOKSA EZİYET Mİ?
1444 Okunma.
19 Eylül 2016
OKULLARIN AÇILMASI VE SORUMLULUKLARIMIZ
1883 Okunma.
02 Eylül 2016
CEMAATLERE SALDIRI YA DA MAYIN MERKEPLİĞİ
1679 Okunma.
05 Ağustos 2016
DARBE KARŞITI KÜRTLER VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ÜZERİNE…
1523 Okunma.
22 Temmuz 2016
BİRECİK'TE HALKI DAĞITMA EMRİNİ KİM VERDİ?
2119 Okunma.
30 Haziran 2016
ÜMMET ŞUURU OLMADAN KUDÜS ÖZGÜRLEŞMEZ
1669 Okunma.
Haber Yazılımı