Yazı Detayı
28 Aralık 2020 - Pazartesi 10:04 Bu yazı 275 kez okundu
 
HOŞ BİR SADÂ..!
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

Evimizden dışarıya adım attığımız gibi, gideceğimiz yeri planlamamışsak eğer; her Urfalının aklına nedense Halilü'r-Rahman düşer. Hatta başka yerlere gitmeyi düşünseniz bile ayaklarınız sizi sürükleye sürükleye Balıklıgöle götürür. Maneviyatla ilgili ne düşünürseniz düşünün. İster inanan olun ister inanmayan, çepeçevre kuşatır sizi burada. Ezan sesinin kalbinizi yumuşatması, ılık serin suların ayaklarınız altından akışı, ezan sesiyle birlikte kutsal balıkların kıbleye yönelmeleri, rüzgarın rahatsız etmeden serin serin esmesi, insan kalalabalıklarının birbirinden rahatsız olmadan keyif alarak gezmeleri, ihtiyarların tevekkülle çaylarını yudumlamaları ve başı dik mezarlıkların önünde ayakta fatiha okuyan yüce ruhların ölümü hatırlatmaları… 

 

İşte bu kutsal mekânda birçok mezarlık vardır sessizce bekler dualarımızı. Her gelen içinden geçtiği şekilde dua eder, aslında her dua öze dönüştür bir şekilde burada gökyüzüne doğru. Balıkgöl'den içeriye girdiğinizde sağ tarafınızda Rizvaniye Camii ve güzelim balıkların yüzdüğü göl. Sağ tarafta ise yürüyüş yolu ve balık yemi satan satıcılar. Yürürsünüz yavaş yavaş bir fotoğrafçı görürsünüz. Hemen ondan sonra kitap ve hediyelik eşya satan bir ufak dükkân görürsünüz. Sonrasında ise bir türbe ve üzerinde kitabesi olan IV. Murat Döneminde yaşamış Şâzeli Ali Dede'nin istirahat ettiği yer. İçinde Şazeli Ali Dede'nin Hasan ve Hüseyin isimli çocuklarının sandukaları olduğu rivayet edilir. İşte Ali Dede, şu an yattığı yerin yanında bulunan o küçük kitapçı dükkânında inzivaya çekiliyormuş eski ramazanlarda. Eskiler bu hale "çile" derler yani çilehanesiymiş şuan incik buncuk poşunun satıldığı yer… Peki, kimdir bu Şâzeli Ali Dede? Neler yaşamış bizim gezip görmeye gittiğimiz bu kutsal mekânda? Nasıl bir izlenim bırakmış insanlar üzerinde? Hayata bakış açısında ki farklılıklar nelermiş? Tarihe kısa bir yolculuğa çıkalım ve bakalım bıraktıkları hoş sadâya..!  

  

 "Kendisi daha çocuk yaşta iken, sarayda huzursuzluk çıkaran, yönetime karşı başkaldıran, isyan eden yeniçeriden, nefret eden ve ıslah edilmesi gerektiğini düşünen, hayatı boyunca tütün ve içkiyi yasaklayan, sürekli antrenman yapıp pehlivanlarla güreşen, Habeş imparatoru tarafından hediye olarak gönderilen timsah derisi kalkanı bir yumrukta delen, at değiştirirken birinden inmeden diğerine geçen, savaşta kılıç yerine gürz kullanan Osmanlı padişahı Sultan IV. Murat Han'dır o zamana hükmeden. Bağdat seferine giderken yol güzergâhında bulunan Urfa'ya da uğramıştır.

 

Tabii, padişah gelmeden önce geleceğini haber veren öncü kuvvetler şehre haber getirince o güne kadar kulaktan kulağa, şehirden şehire yayılarak padişahın bu denli asabi mizaçlı ve kusur kabul etmeyen biri olarak tanınması ve duyulması, şehir yöneticileri ve ahalisi arasında bir telaş, bir panik, bir endişe hatta korku rüzgârlarının esmesine neden olur. Ali Dede ise padişahın bu özelliklerini daha önce duyduğu için rahatını sağlamak amacıyla, hizmette kusur etmemek için müritlerine ve talebelerine gerekli emirleri vererek her türlü hazırlığı yaptırır.

   

 Daha sonra başlarında Ali Dede olmak üzere büyük bir kalabalık oluşturan şehir halkı uzun bekleyişten sonra, nihayet cihan padişahı IV. Murat Han ve erkânı uzaklarda görünür. Şehrin batısındaki Şebeke Dağı'ndan aşağıya doğru binlerce atlı sel gibi akmaya başlar. Başlarında padişah, sağında solunda paşalar, imparatorluk alemi ve sancağı ile tepeden inerek Jüstinyen Su Bendi'nin yanından güneye doğru yönelip "Halilü'r-Rahman" istikametine yönelirler.

    

Urfa'da kendisini Şâzeli Şeyhi Ali Dede, şehir eşrafı, Ali Dede'nin müritleri ve medrese talebeleri olmak üzere kalabalık bir grup şehrin güneybatı kapısında surların önünde, Urfa Kapıda karşılarlar.

   

 Surların çepeçevre kuşattığı şehrin güneybatı kapısına doğru yaklaşan padişahın, kendisini karşılamak üzere kapının dışında toplanmış olan şehir halkını, atının üzerinden inmeden selamladıktan sonra atından inerek Ali Dede'nin daveti üzerine kapıdan geçerek medreseye kadar yürür.

    

 Padişahı, "İbrahim Halilullah Camii"nin yakınında bulunan medresede konuk eden Ali Dede, padişaha karşı büyük konukseverlik göstermiş, padişahın İstanbul'dan kalkıp Urfa'ya kadar geldiğini, çok uzun bir zamandır yolda olduğu için yorulmuş olabileceği düşüncesiyle padişahın rahat etmesi ile ilgili bütün tedbirleri aldırır ve onu memnun edecek bir şekilde ağırlar.

    

Padişah medresede biraz dinlendikten sonra Ali Dede padişaha tarikatı hakkında detaylı bilgiler vermekle kalmaz, ayrıca medresenin ve medresede eğittiği insanların sayısı ve gelir kaynakları ile ilgili bilgiler sunar.

     

Ali Dede, padişahın sohbet anında kendini sohbete tam anlamıyla veremediğini, konuşmaların bazısını iyi dinleyemediğinden anlamadığını, konuşma anında bazen tekrar edilmesini istediğini ve konuşma anında bir Ali Dede'nin evinin etrafında bulunan bahçeye ve ağaçlara bakma anında ise uzun uzun gözlerinin daldığını fark eden Ali Dede, önceleri padişahın yol yorgunu olduğunu ve dinlenmesi gerektiğini düşünür.

   

 Daha sonra çok kısa aralıklarla padişahı birkaç defa bu şekilde dalgın görünce, padişahtan izin isteyerek huzurundan ayrılır. Kısa bir zaman sonra ise tekrar gelip yerine oturur.

    

Ali Dede, padişah, paşalar ve komutanları ile kaldığı yerden hiç ara verilmemiş gibi sohbete devam ederken aradan kısa bir zaman geçince müritlerinden biri, bir tabak dolusu kaynamış yumurtanın sarısını getirip padişahın önüne indirir.

Oldukça sert ve kesin emirleriyle ünlü olan padişah IV. Murat Han:

- Bu neyin nesidir Hoca? diye gürleyince Ali Dede:

- Hünkârım bizim buralarda kayısı ağacı yoktur, her ne kadar canınız kayısı çekti ise de tabaktakileri bizden kayısı niyetiyle kabul buyurunuz, deyince padişah gerçekten içinden kayısı arzuladığını ve bunu da Ali Dede'nin kerametiyle bildiğini anlayarak bir müddet şaşkınlığını üzerinden atamaz. Elini tabağa her uzattığında kayısı meyvesiyle karşılaştıkça şaşkınlığı bir kat daha artar.

 

Çünkü eline aldığı her yumurta sarısı kayısıya dönüşüyordu Allah'ın hikmetiyle. Yediği kayısılara bir bakıyor bir de dışarıdaki ağaçlara. Anlatılır ki mevsim kayısı mevsimi değildir ve padişahta buna şaşırır ve bu mevsimde yediği bu taze kayısılardan dolayı da şaşkınlığını gizleyemez. Bundan dolayı da Ali Dede'ye karşı daha da saygısı artar. Dergâhına büyük bağışlarda bulunur. Ali Dede'nin bu faziletlerinden dolayı kendisine bol bol ihsanlarda bulunur. Öğrenci yetiştirmesi için araziler vakfeder ve geçim sıkıntısı çekmesin diye beratlar sunar vezirleri aracılığıyla ve bunları yazılı emir şekline getirir vesselam.

    

  İşte bildiğimiz bazı bu durumlardan dolayı Şazeli Ali Dede'nin kerametleri yıllar sonra torunlarının ermiş kişi anlamına gelen "Erenler" soyadını ve medresesinin de "Balıklıgöl"e çok yakın olması nedeniyle lakap olarak "Harrahmanlar" denilmelerine neden olduğu da söylenir."

 

Umut ve sevgiyle, hoşça kalın.

 
Etiketler: HOŞ, BİR, SADÂ..!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
23 Şubat 2021
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
120 Okunma.
15 Şubat 2021
SEVGİLİLER GÜNÜNE REDDİYE
182 Okunma.
12 Şubat 2021
SEVMELİYİM
114 Okunma.
07 Aralık 2020
MİSBAH HİCRİ HOCAMIZ VEDA ETTİ
610 Okunma.
02 Aralık 2020
NARIN HİKÂYESİ
240 Okunma.
27 Kasım 2020
KALBİN KIRIK TARAFI
194 Okunma.
17 Kasım 2020
SENİ DÜŞÜNMEK
178 Okunma.
13 Kasım 2020
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
199 Okunma.
09 Kasım 2020
GÜL BAHÇESİ
182 Okunma.
21 Ekim 2020
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
329 Okunma.
10 Eylül 2020
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
521 Okunma.
31 Ağustos 2020
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
289 Okunma.
20 Ağustos 2020
KAHVENİN SERÜVENİ
348 Okunma.
17 Ağustos 2020
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
308 Okunma.
11 Ağustos 2020
GİTMESEYDİN EĞER
243 Okunma.
10 Ağustos 2020
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
170 Okunma.
25 Mart 2020
GİDİŞİNLE...
974 Okunma.
10 Şubat 2020
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
5776 Okunma.
14 Ocak 2020
MAŞALLAH (!) HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
526 Okunma.
27 Kasım 2019
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
646 Okunma.
12 Kasım 2019
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
637 Okunma.
09 Kasım 2019
ÇOCUK YETİŞTİRMEK BİR SANATTIR
485 Okunma.
25 Eylül 2019
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
890 Okunma.
13 Eylül 2019
KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN...
669 Okunma.
29 Ağustos 2019
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ.!
1154 Okunma.
20 Ağustos 2019
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
565 Okunma.
03 Ağustos 2019
BİR OKUYUCU MEKTUBU
603 Okunma.
19 Mart 2019
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
957 Okunma.
12 Mart 2019
CAFE'NİN HİKÂYESİ
917 Okunma.
20 Şubat 2019
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
890 Okunma.
11 Şubat 2019
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
1181 Okunma.
04 Ocak 2019
URFALI MEHMET AKİF
1500 Okunma.
05 Eylül 2018
ACI HAYAL
2386 Okunma.
30 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 2
6643 Okunma.
29 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 1
3200 Okunma.
29 Aralık 2017
KÜLTÜR ve DİL- 2
1445 Okunma.
28 Aralık 2017
KÜLTÜR ve DİL- 1
1424 Okunma.
23 Ekim 2017
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
1817 Okunma.
13 Eylül 2017
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
1884 Okunma.
20 Haziran 2017
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
2420 Okunma.
27 Mayıs 2017
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
2067 Okunma.
13 Mayıs 2017
BİRAZ DA NOSTALJİ
1854 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
2364 Okunma.
07 Ocak 2017
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
2669 Okunma.
18 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
2343 Okunma.
17 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
2155 Okunma.
23 Haziran 2016
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
2410 Okunma.
31 Mayıs 2016
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
2225 Okunma.
25 Nisan 2016
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
2260 Okunma.
16 Nisan 2016
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
3239 Okunma.
14 Nisan 2016
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
2454 Okunma.
03 Mart 2016
YILDIZ YAĞMURU-2
2085 Okunma.
01 Mart 2016
YILDIZ YAĞMURU-1
2120 Okunma.
13 Şubat 2016
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
686 Okunma.
15 Ocak 2016
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
2816 Okunma.
01 Aralık 2015
"M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN" ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
1886 Okunma.
27 Şubat 2015
YEŞİLAY ve TBM
2708 Okunma.
22 Ağustos 2014
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
2508 Okunma.
06 Ağustos 2014
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
5987 Okunma.
04 Temmuz 2014
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
3073 Okunma.
21 Haziran 2014
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
2518 Okunma.
22 Mayıs 2014
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
3185 Okunma.
17 Mayıs 2014
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
2886 Okunma.
09 Mayıs 2014
ŞEHİR VE MEDENİYET
3044 Okunma.
18 Nisan 2014
YENİDEN MERHABA
3055 Okunma.
Haber Yazılımı