Yazı Detayı
18 Eylül 2019 - Çarşamba 09:51 Bu yazı 873 kez okundu
 
NARIN HİKÂYESİ
Ali TUTLUOĞLU
alitutluoglu_1976@outlook.com
 
 

Büyük dinlerin hemen hepsi tarafından kutsal anlamlar yüklenen nar meyvesi, Yunan mitolojisindeki yeraltı tanrısı Hades tarafından kaçırılma hikâyesinde de

Evlilik, yaşam ve yeniden doğuşu simgelemek için kullanılırdı. Persephone, bir gün bahçede dolaşırken olağanüstü güzelliğiyle tek başına büyümüş bir nergiz çiçeği görür. Onu koparmak için eğildiğinde, yer yarılır ve Hades, Persephoneyi kaçırıp yeraltı krallığına indirir. Nar taneleri yiyerek Persephone kendini Hades'e adadığını gösterir. Burada nar evlilik ve aile bağının çözülmezliğinin ve kuvvetlendirildiğinin sembolüdür. Kızının kaybolmasına sinirlenen Tanrıça Demeter, kızını bir daha görene kadar yeryüzünde meyve yetişmesini engelleyeceğini söyler. Araya giren Zeus, Persephonenin yılın üçte birinde Hades ile geri kalanında Demeter ile kalacağını söyler. Persephonenin yeraltından çıkıp dünyaya geldiği gün baharın gelişi olarak kutlanır. Kutsal evliliklerin çözülmezliği, kuvvetlendirilmesi olarak anlamlandırılır.

Zerdüştlükte ise; Nar meyvesinin İran ve Afganistan kökenli olduğu sanılmaktadır. En fazla da Zerdüşt ritüellerinde ve tapınma törenlerinde kullanılmış, kutsal sayılmıştır. İran mitolojisinde İsfandiyar'ın nar yedikten sonra yenilmez olduğu anlatılır. Zerdüşt dinine göre nar meyvesi "ağaç" olarak kabul edilir. Tüm yıl boyu yeşil kalan nar bitkisi, ruhun ölmezliğini de sembolize eder.
Aynı zamanda bir tek narın içindeki binlerce tane, refah ve zenginliğin işaret ettiği her tanesinin bir günü sembolize ettiği ve bereketi ifade ettiği kabul edilir. Bu nedenle, çocukların takdis törenlerinde nar taneleri, pirinç ve kuru üzüm taneleri ile karıştırılarak etrafa serpilirdi. Narın Zerdüştler için ifade ettikleri şöyledir: Ruhun ölmezliği, bolluk ve refah, evlilik ve aile bağının kuvvetlenmesi, doğanın mükemmelliğidir.

Musevilikte de; Nar tohumu, kutsal kitap metinleri içinde de geçer. Nar çiçeklerinin, meyvesinin ve tadının güzelliğinden dolayı övülür ve kutsallık, evlilik, aile, doğurganlık ve bolluk simgesi olarak kabul edilir. Mimarlık ve süslemede de nar simgesi yoğun olarak kullanılır. Kral Solomon için yapılmış dillere destan sarayın tüm sütun başları ve diğer Yahudi krallarının saraylarındaki duvarlar nar meyvesi ve yaprak şekillerine benzeyen bezemelerle kaplıdır.

Budizmde ise; Kutsal sayılan bir meyvedir nar. Budist sanatında meyve simgesi, hayatın tüm olumlu etkilerinin özü olarak kabul edilir. Evlerinde nar figürü bulunan bir aile her türlü kötülükten korunur ve bereketli sayılır. Bir Budist efsanesine göre şeytani alışkanlıklarından dolayı çocukları yiyen kötü tanrıça Hariti, Buda'nın ona verdiği narı yiyerek iyileşir. Özellikle hırçın kadınlar için şifalı olduğuna inanılır bu inançta.

Hristiyanlıkta da; Meryem ve İsa resimleri ile heykellerinde kıyamet günü, sonsuz hayat ve kutsal aile birliği sembolü olarak nar kullanılır. Ortaçağ sanatında, doğurganlık sembolü olan nar ağacı ile tek boynuzlu atların avlanması arasında bir paralellik kurulmuştur. Doğası hırçın ve vahşi olan bu tek boynuzlu atlar söylenceye göre sadece bakireler tarafından evcilleştirilebilirler. Bir kere evcilleştikten sonra da bir nar ağacına zincirlenirlermiş.

İslamiyette ise; Kur'an-ı Kerim'in tarif ettiği cennet bahçelerinde nar ağaçları vardır. Ayrıca narın cennetten çıkma bir ağaç olduğuna inanılır. Anadolu'da ve Orta Doğu'da evlilik törenlerinden sonra çiftlere mutlu olması dileğiyle nar taneleri yedirilir. Düğünlerde damat ve gelin düğün töreni sonunda kendi evine getirildikten sonra gelinin eline bir nar verilir ve duvara atması istenir. İşte o nar kırıldıktan sonra herkese bir parça verilir ve yenilmesi sağlanır. Narın burada mutluluğu, bereketi, doğurganlığı, şansı ifade ettği düşünülmektedir. Narın her tanesinin bir bereketin anlamını taşıdığı ve nar meyvesi sağlık ve sıhhatle özdeşleştirildiği kabul edilir. Bir rivayete göre Hz. Fatıma iştahsız olmuştu. Hz. Ali, Hz Fatıma'nın hane-i şeriflerine teşrif edip: "Ya Fatıma! Dünya tatlılarından gönlün ne istiyor?" diye sordu. Hazreti Fatıma: "Ya Ali, nar istiyorum." buyurdu. O zaman da Hz. Ali Efendimizin yanında hiç para yoktu. Uzun uzun düşündü. Sonra kalkıp çarşıya gitti. Birisinden biraz borç para aldı ve onunla bir nar satın aldı. Eve giderken ise yol kenarına bırakılmış bir ihtiyar hasta gördü. Hz. Ali Efendimiz o ihtiyara da yaklaşıp:

"Gönlün ne istiyor?" diye sual buyurdu. O da:

"Ya Ali! Beş gündür buraya atılmış duruyorum. İnsanlar geçip giderler. Kimse bana iltifat etmez, ilgilenmez. Benim canım ise nar istiyor." dedi. Hz. Ali Efendimiz düşündü.

"Eğer bu elimdeki narı bu ihtiyara verirsem, Fatıma narsız kalacak. Eğer buna vermezsem Cenab-ı Hakk'ın ayeti celilesine "Ve dilenciye gelince (onu) azarlama" (Duha 93.10) ve Resulüllah Efendimizin(Laa teruddüsseeile velev kene ale fersin) emirlerine muhalefet etmiş olurum" diye düşündü ve narı ihtiyara verdi. İhtiyar hemen yedi ve şifa buldu. Hz. Fatıma validemiz ise de evde şifa buldu. Hz. Ali Efendimiz Fatıma'dan haya ederek hane-i saadetine geldi. Hz. Fatıma, Hz Ali Efendimizi görünce O'nu ayakta karşıladı. Narın hadisesini öğrenince:

"Ya Ali! Sen üzülme; Allahü Teala'nın izzet ve celaline yemin ederim ki sen o ihtiyara o narı verdiğinde gönlümde, nara karşı olan iştah gitti" dedi. Hz. Ali O'nun bu sözleri ile ferahladı. O anda bir kimse gelip Hz. Fatıma'nın kapısını çaldı. Hz. Ali Efendimiz:

"Kimsin?" diye sual buyurduklarında:

"Aç kapıyı ben Selman-ı Farisi'yim" diye ses geldi. Hz. Ali kalkıp kapıyı açtı ve Selman içeri girdi. Elinde üzeri mendille örtülü bir tabak vardı. O tabağı Hz. Ali'nin önüne koydu. Hz. Ali Efendimiz:

"Bunu kim gönderdi?" dedi. Hz. Selman:

"Bunu Allah Teâlâ Hazretleri Resûllah'a gönderdi. Nebi Aleyhisselam da zatı şerifinize gönderdi" buyurdu. Hz. Ali Efendimiz tabağın örtüsünü açtı. Baktı ki, tabakta dokuz tane nar var. Hz. Ali buyurdular ki:

"Yâ Selman! Bu getirdiğin bana olsa on olurdu. Çünkü Hakk Teâlâ: "Kim bir iyilik ile gelirse onun için on misli vardır" (En'am 6, 160) buyuruyor. Bu ise ona uymuyor, buyurdular. Selman tebessüm ederek, sakladığı bir narı da çıkarıp tabağa koydu. Ve:

"Yâ Ali! Allah'a yemin ederim ki bu narlar on idi. Fakat ben seni tecrübe için bir tanesini saklamıştım" diye buyurdular.

Selam ve dua ile..!

 
Etiketler: NARIN, , HİKÂYESİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Şubat 2020
DİL ÜZERİNE BİR DENEME
103 Okunma.
14 Ocak 2020
MAŞALLAH (!) HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
117 Okunma.
01 Ocak 2020
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
161 Okunma.
27 Kasım 2019
SEVMEYİ HEP ERTELEDİK BAŞKA ZAMANLARA
240 Okunma.
12 Kasım 2019
HAK ETTİĞİNİZİ BULURSUNUZ!
231 Okunma.
09 Kasım 2019
ÇOCUK YETİŞTİRMEK BİR SANATTIR
205 Okunma.
25 Eylül 2019
ÇOCUKLAR ÖLDÜ TURNAM SEN ÖLME
459 Okunma.
13 Eylül 2019
KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN...
395 Okunma.
05 Eylül 2019
KIRMIZIDIR AŞKIN RENGİ
655 Okunma.
29 Ağustos 2019
YIKILMIŞ BİR MEZARIM Kİ.!
353 Okunma.
20 Ağustos 2019
KÜLTÜR DİLİ OLARAK TÜRKÇE
238 Okunma.
03 Ağustos 2019
BİR OKUYUCU MEKTUBU
296 Okunma.
02 Ağustos 2019
KAHVENİN SERÜVENİ
236 Okunma.
27 Mayıs 2019
SENİ DÜŞÜNMEK
596 Okunma.
08 Nisan 2019
BİR SÜRGÜNDÜR YÜREĞİM
689 Okunma.
19 Mart 2019
GİTMEK GÜZELDİR ÖTELERE
582 Okunma.
12 Mart 2019
CAFE'NİN HİKÂYESİ
486 Okunma.
28 Şubat 2019
KALBİN KIRIK TARAFI
520 Okunma.
20 Şubat 2019
MEDENİYETİN ÇILDIRDIĞI AN
544 Okunma.
11 Şubat 2019
ADALET ÖZGÜRLÜK VE ONUR. HER ŞEY İNSANLIK İÇİN
791 Okunma.
04 Şubat 2019
GİDİŞİNLE...
743 Okunma.
14 Ocak 2019
HOŞ BİR SADÂ..!
1300 Okunma.
04 Ocak 2019
URFALI MEHMET AKİF
959 Okunma.
14 Kasım 2018
GİTMESEYDİN EĞER
1317 Okunma.
03 Kasım 2018
BİR ÇAĞRIDIR ŞİİR
1181 Okunma.
27 Ekim 2018
GÜL BAHÇESİ
952 Okunma.
26 Eylül 2018
YOKLUĞUN VARLIĞINDA
2114 Okunma.
05 Eylül 2018
ACI HAYAL
2071 Okunma.
30 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 2
6298 Okunma.
29 Ocak 2018
NARIN HİKÂYESİ - 1
1123 Okunma.
03 Ocak 2018
DEDE OSMAN AVNİ HAZRETLERİ
1565 Okunma.
29 Aralık 2017
KÜLTÜR ve DİL- 2
1056 Okunma.
28 Aralık 2017
KÜLTÜR ve DİL- 1
995 Okunma.
23 Ekim 2017
KARAKÖPRÜ'DE ALİ BABA HAYRATI
1506 Okunma.
13 Eylül 2017
BİR ÇAĞDAŞ OZAN'IN CANDAN TANELERİ
1544 Okunma.
20 Haziran 2017
HERKES KARAKÖPRÜLÜ OLDU
2080 Okunma.
27 Mayıs 2017
BÜYÜKŞEHİR’İN KİTAP TANITIM GÜNLERİ
1819 Okunma.
13 Mayıs 2017
BİRAZ DA NOSTALJİ
1505 Okunma.
14 Şubat 2017
SEVGİLİLER GÜNÜNE DAİR..!
2017 Okunma.
07 Ocak 2017
MEHMET AKİF İNAN ve SENDİKACILIK
2366 Okunma.
18 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -2
1910 Okunma.
17 Ağustos 2016
BEN DE SİZİN KADAR BURALIYIM -1
1843 Okunma.
23 Haziran 2016
"BU ŞEHRİN GECELERİ"
2018 Okunma.
31 Mayıs 2016
ŞANLIURFA'NIN AK ve karası
1896 Okunma.
25 Nisan 2016
"HAYIRDA YARIŞANLAR OLUN"
1915 Okunma.
16 Nisan 2016
KARAKÖPRÜ’DE ALİ BABA HAYRATI
2226 Okunma.
14 Nisan 2016
GAP KIZ ANADOLU LİSESİ VE AHMET ÖZYAVUZ
2010 Okunma.
03 Mart 2016
YILDIZ YAĞMURU-2
1739 Okunma.
01 Mart 2016
YILDIZ YAĞMURU-1
1696 Okunma.
13 Şubat 2016
AZİZ VALENTİN GÜNÜ…!?
654 Okunma.
15 Ocak 2016
TARİHİ AÇIDAN BAĞIMLILIK
1939 Okunma.
01 Aralık 2015
"M. NİHAT KÜRKÇÜOĞLU FIRÇASINDAN" ŞANLIURFA ALBÜMÜ ÜZERİNE
1517 Okunma.
27 Şubat 2015
YEŞİLAY ve TBM
2359 Okunma.
22 Ağustos 2014
ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ KAVRAMAK
2154 Okunma.
16 Ağustos 2014
ŞAZELİ ŞEYHİ ALİ DEDE
4315 Okunma.
06 Ağustos 2014
HZ. İBRAHİM, DERGÂHTA YAPILAN ZİKİRLER VE İHSAN ÇERMİKLİ
4694 Okunma.
04 Temmuz 2014
ALİ BABA CAMİİ'NDE RAMAZANI YAŞAMAK
2599 Okunma.
21 Haziran 2014
IRMAKLARI KAN AKAN COĞRAFYA
2195 Okunma.
22 Mayıs 2014
URFA’NIN KÜLTÜREL VİZYONU NASIL OLMALI
2877 Okunma.
17 Mayıs 2014
"KÖMÜR KARASIDIR GÖZYAŞI"
2569 Okunma.
09 Mayıs 2014
ŞEHİR VE MEDENİYET
2649 Okunma.
18 Nisan 2014
YENİDEN MERHABA
2684 Okunma.
Haber Yazılımı