301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
08 Ağustos 2019 - Perşembe 10:53 Bu yazı 651 kez okundu
 
NİSÂ TAİFESİ VE AİLE
Mehmet POLAT
 
 

Yirmi beş yaşında iken,  ninem gözlerini yitirmişti. Sorduğumuzda ise,  genç yaşta kocasının vefat ettiğini, peşinde ağlaya ağlaya o duruma düştüğünü söylerdi. Yazar Zübeyir Yetik Bey'den dinlemiştim. Nasıl ibretâmiz bir vefa tablosu!...

 

Bu insanlar evlenirken belki birbirlerini görmemişlerdi. Hem de" görücü usulü"  ile evlenmişlerdi. Böyle bir sadakat, bağlılık ve muhabbet ortamı nasıl oluşmuş? İlahi. Temel ve harcında haya, edep, terbiye olursa elbet semeresi böyle olur. Bu mefhûmları kaybettik.

 

Allah'u Teala, ayağının altına cenneti serdiği anneler böyle mi olmalıydı? Hal hareket ve tipinden kadın ya da erkek olduğu fark edilmiyor.! Uçuk bakışların biri bin parça. Bilmem "neyi gemlersen, kendini küheylan" zan eder. İğreti eğitimin de pohpohlamasıyla, artık küçük dağları biz yaratmışız derecesine çıktılar. Lüks, ihtişam ve günübirlik rezilliklerin esiri oldular. Sözde varsa da özde o huzur, saadet ve mutluluk fışkırtan güzîde aile yuvasını bitirdiler. Burun bükme ve ihanet içeren tavırlar sergiliyorlar.

 

Kökü iffet kokan, ufkumuzu saran ağacın dal ve budakları taklit oldu. Kabuğuna tukaka diyecek kadar zıvanadan çıktılar. Bir annenin itirafı: En mutlu olduğum an "çocuğumu emzirirken onun gözlerine bakmamdır." Fıtri cevherde saklanan sırları tek tek "eskidi diye" attık ya da alay konusu yaparak kendi elimizle ailemize kibrit suyu döktük. Halbuki bir şey eskidi diye atılmaz, yaranmadığı zaman atılır. Bu gizemli espriyi de yitirdik. 

 

 Bir çelişkiler yumağının içerisine girdik ki doğruları seçmek, abesle iştigal etme pozisyonuna düştü. Hanım ve kızlarımız cehaletten kurtulsun; bilgili, görgülü, irfan sahibi olsunlar diye okuttuk. Ama maalesef tam değilse de kısmen yanılmışız. Şairin dediği gibi:Bir hayata çattık ki, hayatta kurmuş pusu.

 

Bu pusuyu fark edemedik. Bilgi sahibi olup, mevki ve makamlara da geldiler. Lâkin taşıdıkları değeri kaybettiler. Aile hanımı olmak, Asım'ın neslini yetiştirmek, Bey'ine arkadaşlık yaparak mutlu bir ortamın baş aktörleri olması gerekirken, geldikleri nokta itibarıyla, içler acısı bir manzara ortaya çıktı. Deve misali artık bu saatten sonra düzeltilecek bir tarafları kalmadı.

 

Bugün bir üretim aracı oldukları gibi, birde sömürü ve reklam pazarı olmuş durumdalar. Birkaç kuruş uğruna, akşama dek onun bunun kahrını çekmeye değer mi? Hani şafak vakti doğup, gün içinde ölen kişiler varya, öyle olmuşlar. Eyvah! Hayıflanmakta boş. Sineye çekerek; kem göz, şom ağız, haksız yorum size, bağışlamak bize dediğimiz halde, fersah fersah uzaklaşıp duymamazlıktan geliyorlar.

 

Bunlar yetmiyormuş gibi birde, kadına şiddet diye tek taraflı haksız bir söylem mi itham mı  icat ettiler. Habire körüklüyorlar. Sanki erkek "dağdaki harami" misali her an saldıracakmışçasına pusuda bekliyor. Allah'ın emaneti, erkeğe refik olarak yaratılan bu nisâ takımını, resmen ve alenen istismar etmektir. Bu şartlarda bana göre mağdur olan, şiddete maruz kalan kadından ziyade erkeklerdir. Tanıdığımız bazı erkek arkadaşlar var. Delirmiş diye bir takım "işgüzar" doktorlara raporlar hazırlatarak maaşına el koymuşlar. Evli barklı olan hayırsız çocuklarıyla, kıpır kıpır yiyorlar. Erkekte karabahtına veryansın ederek, bir köşede ahlar çekip, bir an önce ecelim gelsin de ölüp gideyim beklentisi içerisinde. Vicdanlara katran döktü geceler.

 

Özgürlük ismi altında kadını her şeyden soyutlarak "sen hürsün, bağımsızsın, kimse sana karışamaz, kocanın kölesi değilsin" böyle safsatalarla, güya yüceltmeye çalışır gibi yaparak kimliksizleştirdiler. Ok yaydan çıkınca, çareler de tükenir vaziyete gelir. Kadın sığınma barınakları, erkeği evden uzaklaştırma cezası, çocukların velayetini birine verme gibi, telafisi zor olan yaralar, nasıl sinsi tuzaklardır. Bilen bilir. Sebeb olanların ( bu işi tezgahlayanların) yuh olsun ham evrahlarına!

 

  Anam anlatıyordu: Vakt-i zamanında ( 40 veya 50 yıl önce) köylerine aşıcılar gelmiş. Köyde gözleri iyi görmeyen, bir Ayşe Teyze varmış. Aşıcıların geldiğini duyunca kaybolmuş. Köyün kuzey tarafında bir mağara vardı.O mağarayı bende gördüm. Yuvarlana yuvarlana gidip orada saklanmış.

 

Tüm aramalara rağmen bulamamışlar. Aşıcılar köyü terk ettikten sonra ortaya çıkmış. Etrafını saran kadınların: Ayşe Teyze nereye gittin, neredeydin, niçin ortalıktan kayboldun? sorularına, Evlatlarım, duydum ki kadınların kolunu bileğe kadar soyup iğne yapıyorlarmış. Ben bir kadın olarak, nasıl kolumu bileğe kadar açarım, diye cevap vermiş. Yorumu siz değerli okuyuculara bırakıyorum.

 

 Vesselâm.

 
Etiketler: NİSÂ, TAİFESİ, VE, AİLE,
Yorumlar
Bizim Gazete
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Şanlıurfa
Az Bulutlu
Güncelleme: 18.09.2019
Bugün
14° - 27°
Perşembe
15° - 30°
Cuma
16° - 30°
Şanlıurfa

Güncelleme: 18.09.2019
İmsak
04:58
Sabah
06:24
Öğle
12:50
İkindi
16:18
Akşam
19:04
Yatsı
20:23
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
Arşiv Arama
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı