Televizyonlarda sendikalı reklâmı verilmeye başlandı. Kim yapıyor, niçin yapıyorlar, beni çok ilgilendirmiyor. İlgilendiren konu; yıllardır öğretmenler ve memurların verdikleri sendikal mücadelenin bir avutma ve AB ine karşı bir renk körlüğü yaratmadan başka bir şey olmadığıdır. Çünkü bakın sendikal mücadele hayatın neresindeyiz? Yıllardır sendikacılıkta ne kadar yol kat edildiği meydanda. Buna rağmen "sendikalı" sözünün televizyona yansıması, bu tekel işçileri ile birlikte bir farklılık kazanmasına neden oldu. Sendikalı olmak bir zamanlar büyük suçlar arasındaydı. Bu gün bu noktaya emek ve bedel vererek getirenlere minnet borçluyuz. Fakat hayatın her alanında sarı sendika olduğu gibi sendika ağaları da varlıklarını sürdürmektedirler. Kısa adı eğitim-sen olan eğitim ve bilim emekçileri sendikasının Şanlıurfa şubesi bir yıllık bir değerlendirmeyi yapmış. İnsan okudukça eğitim sisteminin bozukluğu, öğretmenleri düştüğü hal insanın ufkunu karartmakta. İster istemez bir soru ve bu gidiş nereye deyip sorgulama gereği duyuyor. Yapılan basın açıklamasında devlet okullarının yerini özel okullar ve özel dershanelerin aldığını, eğitimin gittikçe bir handikaba dönüştüğünün göstergesi olarak karşımıza çıkıyor. Dershanelere arsa tahsisi, vergi indirimleri, teşviklerin özendirilmesi hepsi devlet okullarının özel okullara dönüşmesi amaçlandığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Eğitimde ulusal anlamda nerdeyiz, yerel anlamdaki başarımız nedir? Sorusu hep olumsuzluklarla karşımızda durmakta. Eğitim sisteminde yaşanan sıkıntılar dolaysıyla öğrencileri, aileleri ve öğretmenleri zora sokmaktadır. Herkes suçu birilerine atmakta. Kaç veli çocuğunun okulda öğretmen eksikliğini ve boş dersleri sorguladı. Evde bir kez de olsa çocuğuyla ilgilendi bir gününü dinleme fırsatı oldu mu? Kaç kişi öğretmenlerle diyaloga girdi ve kaç kişi öğretmenlerin özlük haklarını ve insanca yaşamın erdemine sahip çıktı. Öğretmenlerimizin sendikal mücadelede engellenmesi öğretmenlerimizin insanca yaşamanın onurundan yoksun bırakılması, eğitimde başarının sağlanmasında önemli etken olduğunun bilincinde değilsek en büyük başarısızlığa destek olduğumuz demektir. Her kamu kurum ve kuruluşunda kadrolaşma doğal karşılanabilir. Çünkü her siyasinin kendi yakınını bir yere getirmesi ülkemiz ve ilimiz bazında bir realite olarak kabul edilmektedir. Eğitimdeki bu kadrolaşma beraberinde başarısızlığı getirdiğini bilmelerine rağmen bir çekişme sürmekte. "Sırf benim adamım, cemaatim ya da bizim tarikattan, bizim aşiret mensubu, yakın akrabam" denilerek bir şeyler yapılıyorsa iki keçi teslim edemeyeceğimiz birileri okulu yönetmesinde nasıl başarı sağlayabilir. Eğitim seviyesi düşük diyoruz. Sözleşmeli öğretmen, ücretli, vekil olarak öğretmen atanmakta. Eğer biz öğrencileri eğitim öğretim düzeyinde nitelikli bir vasıf kazandırmak istiyorsak sağlıklı koşullar yaratmada uğraş vermemiz gerekir. Kadrolu öğretmen, özlük haklar, eğitim sisteminin yeniden düzenlenmesi vesaire. Haksızlıklara karşı tarihin her döneminde, her düşünceden her meslekten insanlar, zulme dönüşen baskılara karşı direnerek yok etmek için mücadelelerini sürdürmüşlerdir. Ancak bunu tamamıyla başarmamış da olsalar bile asgariye indirerek kimi haklar elde etmişlerdir. Kadın hakları, sendikal mücadele, insan hakları evrensel değerlerin korunması hep bu mücadeleyle kazanılmış haklardır. Ben hiçbir öğretmenin servet hırsı içinde olduklarına inanmam. Farklı bir ruh hali içinde olanları ayrı bir değerlendirmekten ziyade ilerleyen zamanda aynı saflarda bulunacaklarına inanıyorum. Çünkü emer sermaye çelişkisi bunu mecbur kılmaktadır. Mal edinmenin başka insanların haklarının gaspı olduğunu bilenler servet edinme avcılığına hizmet edeceklerini kabullenmek mümkün değil. Eşitlik özgürlük insanca yaşama temelinde direnen insanların fikren güvenilir ruhen doymuş moral bulmuş kendine özgüven kazanmış insanlardır. Bunlar öğretmen olunca daha da bir farklılık kazanır. Eğitim sorunları basın açıklamasında sonuç olarak şöyle belirtilmektedir. "okul öncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına ders kitaplarının hazırlanmasından ve eğitim yöneticilerinin belirlenmesine sınıf mevcutlarından eğitimin bilimsel demokratik laik eğitimin bilimsel demokratik laik yönünün geliştirilmesine derslik okul öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar eğitimin hemen her alt konusunda köklü bir değişime gereksinim vardır. Bu değişiklikler yapılmadan atılacak her adım eğitimin sorunlarını yerine havale etmekten öteye gitmeyecektir." Denilmektedir. Eğitimsen şube başkanı Sıtkı Dehşet'in çalışmalarında başarılar diliyorum.