M. Sarmış: Şiirlerinizde en çok hangi konuları işliyorsunuz?
    
M. Acet: Aşağı yukarı ben her konuyu işlemişim. En çok tabii, Alevi inancı. Allah sevgisi… Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve diğer 12 İmam sevgisi. Kerbela… Ve diğer hususlar… Mesela Allah sevgisi, Allah korkusu… İnsan sevdiğinden korkar mı? Alevi-Bektaşilikte Allah korkusu yerine Allah sevgisi vardır. Allah'tan niçin korkarsın? Yaptığın kötü işlerden kork. Sonra insan sevgisi… Allah insanı yaratırken neye benzetti? Kendi kendine benzetti. O halde insanı sev. 

Deyişler genelde nasihattir, mesaj verir. Tabii her türlü sanatın olduğu gibi şiirin de başlıca konusu olan aşk, sevgi, ayrılık, hasret… Onların dışında doğa, toprak, Anadolu… Sosyal hayat, yoksulluk… Mesela haksızlığa karşı çıkmak.

M. Sarmış: Siyasi ve ideolojik konular da şiirinize giriyor mu?
    
M. Acet: Tabii, onlar da var. Mesela şimdi aklıma geldi:

"İnsan sevdiğinden neden korksun ki
Allah'ı severim suçtan korkarım
Vicdan tartısında Rahman olsun ki
Elden, dilden, belden, üçten korkarım

Şeytan görevinde çoktan paslanmış
Bu görevi dalkavuklar üstlenmiş
Ömür boyu kul hakkıyla beslenmiş
Haramzade dölü puşttan korkarım

Fitne fesat yüklü gemi yüzdürür
Cehennemi yedi kere bezdirir
Vicdanını cüzdanında gezdirir
Sefaî doymayan acdan korkarım."

M. Sarmış: Vay vay vay! Bu gibi insanlar her devirde var. Hiç modası geçmiyor.

M. Acet: Yine mesela:

"Dağlar tepelerden çok yüksek durur
Eteğinde tepeleri gözetir
Tepe gölgesini gördüğü zaman
Kendi kendini Erciyes'e benzetir

Kör aynaya bakıp saçın taramış
Yavuz hırsız ev sahibin kınamış
Hayal denizinde gevher aramış
Bulur ise bedestanı bezetir

Yaş iken bir ağaç eğilmemişse
Gönüllere girip sevilmemişse
Bir usta örsünde döğülmemişse
Sefaî der onu Allah düzeltir"

Yani zaman zaman böyle kavga da ediyoruz.

M. Sarmış: Şairin gönlü yücelerde dolaşır, kolay kolay haksızlığa gelemez.
    
M. Acet: Eyvallah!
    
M. Sarmış: Şiirlerinizde âşıklık geleneğine sadıksınız. Genelde koşma tarzına ağırlık vermişsiniz.
    
M. Acet: Evet. Doğrusunun da o olduğuna inanıyorum. Büyüklerimizden öyle gördük. Ben de ona uyarak daha çok 6+5 duraklı ve 11 heceli koşmalar yazdım. 8 heceli olanlar da var. Manilerim de var.

M. Sarmış: Urfa'da cinaslı maniler çoktur. Sizin de var mı?
    
M. Acet: Var, ama az. Bir örnek söyleyebilirim:

"Gam dağıdır
Güzeller gam dağıdır
İnişim dert deresi
Çıkışım gam dağıdır"

M. Sarmış: Çok güzel! Diliniz de çok sade.

M. Acet: Evet. O da âşıklık geleneğinin bir gereğidir. Bizde anlaşılmak önemlidir. Muhatabımız halkımızdır. O yüzden sade bir Türkçeyi tercih ediyorum. Yabancı kelimeler yaraşmaz.

M. Sarmış: Şiirden konuşmak hoş oluyor, ama daha soracağım sorular var. Konuyu biraz değiştirelim… Artık o ilk yıllar geride kaldı. Usta bir sanatçı oldunuz. Ondan sonra yurt içinde ve yurt dışında birçok konserlere katılmışsınız. Yurt içi programlarınız, koroya girmeden önce de var, sonra da var galiba.

M. Acet: Tabii tabii. Korodan önce de davet üzerine birçok programlara davet ederlerdi, giderdim. Koroya girdikten sonra da devam etti.

M. Sarmış: Daha önce Halil Altıngöz'le babası Şevki Hafız üzerine röportaj yaptım. Siz Halil Beyle beraber çalıştınız değil mi?
    
M. Acet: Tabii. Bizim şefimizdi. Beraber birçok programa katıldık. Korodayken de çeşitli derneklerin beni özel olarak davet ettikleri olurdu.  Bu şekilde koroyla veya tek başıma birçok ili gezdim, konserler verdim. 

M. Sarmış: Bu dernekler genelde Alevi dernekleri miydi?

M. Acet: Evet, genelde Alevi dernekleri olurdu.

M. Sarmış: Yurt dışına da çok gitmişsiniz.

M. Acet: Çok gittim, gittiğim zaman da uzun süre kaldım. Öyle bir konser ver dön değil. Mesela konser için ilk defa 1990 yılında Avrupa'ya gittim. Üç ay boyunca Almanya ve Hollanda'da birçok konserler verdim. 1993'te, 96'da, 99'da Almanya ve Hollanda'ya tekrar tekrar gittim, her seferinde iki üç ay kaldım.  Almanya'nın Hannover, Hamburg, Köln, Frankfurt, Ausburg, Hellbörn şehirlerinde tek başıma veya diğer sanatçılarla beraber konserler verdim. Televizyon programlarına katıldım.

M. Sarmış: Yine Alevi derneklerinin daveti üzerine mi?

M. Acet: Evet. Berlin Anadolu Aleviler Birliği'nin düzenlediği programlardı.

Irak'a da gittim. ŞURKAV topluluğu ile birlikte gittik. Yanlış hatırlamıyorsam 1998 yılının eylül ayı idi. Bağdat'ta düzenlenen Uluslararası Bağdat Festivaline Türkiye'yi temsilen katıldık. Konserler verdim, televizyon programına katıldım. O zaman Saddam Hüseyin sağdı.

M. Sarmış: Sadece yurt dışında değil, Türkiye'de de birçok televizyon programına katılmışsınız.

M. Acet: Tabii. Çok… Türkiye'de ulusal yayın yapan çoğu televizyonlara çıktım. TRT'nin bütün kanalları… TRT, TRT Avrasya, TRT GAP gibi…

M. Sarmış: Benim de zaman zaman denk geldiğim Cem TV, Dem TV, Yol TV gibi Alevi kanalları da var. 
    
M. Acet: Onların da çoğuna katıldım. Sadece onlara değil, diğer kanallara da… Mesela Mehmet Özbek Kanal  7'de program yapardı. Yine TRT GAP'ta program yapardı. Beni de davet ederdi. Birkaç defa katıldım. Yine Flash TV diye bir kanal vardı. Orada bir dönem Turgut Özal'ın danışmanlığını da yapan Erkal Zenger, "Zenger Paşa'nın Konukları" diye bir program yapardı. Ona da katıldım. Kanal D'ye de katıldım. 

M. Sarmış: Şu anda da devam ediyor mu?
    
M. Acet: Ara sıra oluyor.