Hüzünle kaplanmış gönül hâneme
Hoş geldin Şehr-i Ramazan, Hoş geldin
Pür neşe getirdin yangın sineme
Hoş geldin Şehr-i Ramazan, Hoş geldin…

Ayların en şereflisi, en bereketlisi, on bir ayın sultanı olan mübarek Ramazan ayı "gelecek, geliyor" derken nihayet geldi. Hoş geldi, Safalar getirdi. Bizleri bu kutlu aya eriştiren, bu bizlerle buluşturan Rabbime şükürler olsun.

Ramazan ile ilgili ne yazayım diye bir araştırma yaparken karşıma "Ramazan nedir, ne değildir." Başlıklı, yazanı belli olmayan, ancak pek çok sitede yayınlanan yazı çıktı. 

Yazıyı okuyunca "doğru söze ne denir" diyerek diğer sitelerin yaptığı gibi ben de sayfamda alıntı olduğunu belirterek paylaşmak istedim. Eğer yerim kalırsa ben de bu yazının vermek istediği mesaj gibi gönlümden geçenleri şiirle ifade etmeye çalışırım.

Noktasına dahi dokunmadığım işte o yazı:

"-Ramazan, evde 20 tabaktan oluşan iftar yemeğine "Peygamberimizin sünneti" diye hurmayla başlamak değildir.

-Ramazan, bir köyü doyuracak kadar yemek yedikten sonra namazda zorlanmamak için içilen maden suyu da değildir. Zira Ramazan, gündüz aç kalmanın akşam intikamını almak değildir.

-Ramazan, akşama kadar her kalbi kırıp her hakka girdikten sonra iftardan az önce Nihavend Makamında İlahiler dinlediğiniz için tüm günahlarınızın bakiyeden otomatik silindiği bir ay da değildir.

-Ramazan, Şaban ayında 1.5 milyon tl ye jip alıp 'Kuzum bu sene zekat veremeyeceğiz biraz borca girdik de...' diye durumu kurtarabileceğiniz bir ay değildir.

-Ramazan ayı akşama kadar 85 milyonun hatta 1 günlük kedi yavrularının dahi hakkını yedikten sonra iftarda ''Güllaç torbasındaki kırıntıları da balkona dökelim inşallah sevaptır'' dediğiniz için ahirette sorgu sualde size torpil sağlayacak bir ay değildir. Çünkü Ramazan farklılığını Güllaç torbasından alan bir ay değildir...

-Ramazan, Ramazan şerbeti değil, Hacivat-Karagöz oyunları değil, Hz Yusuf dizisi değil, Oruç Baba türbesi önünden son 2 dakika yayına giren uhrevi bir âlem değildir.

-Ramazan, 11 ay boyunca 'Aç mısın bir ihtiyacın var mı?' diye sormadığın bir adama 'Oruç musun?' diye sorgulamak değildir. Ramazan, mahallede 1 ay boyunca oruç tutmayanları değil 12 ay boyunca aç kalanları araştırıp bulmanızı öğreten bir aydır.

-Ramazan, İnstagram'da iftar storileri değil; fakir fukara ile ekmeğini paylaşmaktır. İhtiyaçlarını alamadığı çocuğunun gözüne bakan gariban babanın yüzünü güldürmektir. Kapısının önüne zarf koyup kaybolmaktır...

-Ramazan, son birkaç yılda Karun gibi zengin olmuşlarla değil; uzun yıllardır kıt kanaat yaşamaktan sefaleti kanıksamış bir gariban bulup ezanı beklemektir. -Ramazan şekersiz sakız çiğneyince değil; 'insan eti yiyince'(gıybet etme) orucunuzun bozulduğu konusunda endişe etmeniz gereken bir aydır!

-Ramazan sadakadır, zekattır, Kur'andır, namazdır.

-Ramazan helalleşme ayıdır. Hakkını ödemediğin işçinin, geçmişini geleceğini bir imza ile çalmaya çalıştığın memurunun, iftira attığın komşunun, giybetini yaptığın akrabanın, hakkını teslim edip özür dileme ayıdır.

- Ramazan, malında, gerçekten olmadığı için isteyen bir sail'in ve mahrum bırakılmışların hakkı olduğunu hatırlama ve gereğini yapma ayıdır.

-Ramazan 'Aranızda Muhammed kim?' denilecek kadar sade yaşamış bir Nebinin (sav)"Aişe etleri dağıttın mı?" diye sormadan sofraya oturmadığı bir aydır.

-Ramazanın bizi ihya etmesi dileğiyle...

Rabbim, Ramazan-ı Şerif'i razı olacağı şekilde ihya etmeyi nasib etsin."
Ramazan deyince ilk akla gelen Oruç olmaktadır. Nasıl ki Ramazan yukardaki sayılanları kabul etmezse, oruç da tutarken yapılan bazı davranışları kabul etmez. Bu gerçek üzerine dedim ki:

ORUÇ BENİ TUTAR MI Kİ?

Ben tutarımda orucumu
Oruç beni tutar mı ki?
Öderim desem borcumu
Oruç beni tutar mı ki?

Dem vururken Hak'tan yana
Hiç bakmayıp aç olana
İçsem suyu kana kana
Oruç beni tutar mı ki?

Serin yerde yatıp kalsam
İftar için düşe dalsam
Beş öğünlük pide alsam
Oruç beni tutar mı ki?

Çalsam saz'ıyla, ud'uyla
Cacık yesem yoğurduyla
Götürsem hep hamuduyla
Oruç beni tutar mı ki?

HALİL, soru sorma öyle
Bildiğini açık söyle
Oruç tutmaz seni böyle
Oruç beni tutar mı ki?