Yazı Detayı
30 Ekim 2021 - Cumartesi 12:50 Bu yazı 402 kez okundu
 
ANKARA NOTLARI
Ejder AŞİT
ejderasit@gmail.com
 
 

Sonbaharın limoni seyrettiği bir gece vakti, sizi bir ürperti tutar da yüreğiniz üşürse anlayınız ki, Ankara'dasınız. Kaşe montlar, yün kazaklar, bereler ve kalın çoraplar aramanıza gerek yok. Geçici bir hal. Derinden hissedilen sancı gibi vurur geçer. Soğuk iliklerden aksa da sancısı kalbe dayansa da bu hal böyledir.

Birkaç günlük kaçamak yapmak için Şanlıurfa'dan yollara düştük. Kolaylık ve zaman tasarrufu sağlayan uçaktan ziyade etrafı izleyeceğim, uzun uzun düşünebileceğim, notlar alabileceğim otobüsü tercih ettim. Tercih ettim ama Urfa firmaları pişman ettiriyor adamı. 

Basit çıkar hesapları peşinden koşuyorlar. Dolayısıyla ne boyları uzuyor ne de kısalıyor. Huylu huyundan vazgeçmiyor. Halkta şu mecburiyet olmazsa boş gelip boş gidecekler. Köy postası misali güzergahındaki iki adımlık yolcuları bindirip indiriyor. Uzun yol gidenlere çile veriyor bu hareketler. Dinleyen kim nafile. Cadde boyunca şehir içi minibüsü gibi adamları alıp bagajını yerleştirir indirmeye gelince, otogar dışında yasak olduğunu söyler, firmanın kuralları hatırlatılır. Nasıl diyeyim, tüm kartlar elinde ya menfaati neyi gerektirirse onu kullanır. Ne iç hizmetleri ne de şehir içi servisleri vardır. 

Şanlıurfa'daki tüm firmaların çekidüzen ve denetlenmeleri elzem gözüküyor. 2 milyon aşkın nüfusa sahip bir şehir, böyle hizmet görmeyi hak etmiyor. Yeri gelince Gaziantep'i veya başka illeri örnek gösterenler hiçbir zaman 'ne yaptılar da bu kadar yükseldiler' sorusunu cevabını aramadılar. Son model bir araca sahip olmayı her şey sanıyorlar. Fakat sahip olduğun şey ile ahlaklı olmadığında aynı noktada sadece boyunuzun uzadığı yalanıyla oyalanırsınız.

Mola yeri Aksaray'da kesif bir soğuk var. Saat 4'ü geçiyor. Sabah namazının vakti girmek üzere. Tir tir titriyorum. Montum beni yeteri kadar ısıtmıyor. Şanlıurfa'daki sıcaklığın ardından Adana'nın teni okşayan rüzgarına Aksaray cezayı kesmişti. Ekim'de böyle bir soğuğu ilk defa yaşıyorum. Isınmak için sigara ateşine sığınanlar doluşmuşlar bir köşeye ateş ortaklığından ısınmaya çalışıyorlar. 

Neyse ki yarım saatlik mola erken bitti. Sabah namazımızı eda ettik. Firmalardan bu konuda da şikayetçiyim. Hani diğer vakitlerde cem yapılabilir. Ruhsatı vardır. O kadar mezhebi takılmaya gerek yok. Gündüz namazları bir vakitte gece namazları bir vakitte kılınabilir. Ama sabah namazı için böyle yapma durumun yok. 10 dakika mola verilebilir, dileyen namazını rahatça eda edebilir. Bundan rahatsız olabilecek kimseyi de bilmem. Çünkü inanç özgürlüğü her türlü özgürlüğün üzerindedir. Dürüst olanlar ekmeğinden taviz verir ama inancından asla.

Kavruk ovalar, bakır dağlar, kel tepeler arasından ilerliyoruz. Tarlalarda soğan çuvalları yüklenmeyi bekliyor. Tek tük köyler ve hüznün resmi grup grup mevsimlik işçilerin çadırları hafif siste göze batıyor. 

İç muhasebe ve empati… Hüzün bastırıyor. Sonbaharın verdiği etki olabilir diyeceğim fakat aslında bizler, duygusal insanlarız. Acının tablosu derin sarsar kalbimizi. Gözlerimizden yaş, kalbimizden sevgi eksilmiyor. Yoksa Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Mem ile Zîn, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre'nin destanımsı aşkları nasıl yaşayabilirdik. 

Gazetelere düşen töre cinayetlerindeki ruhsuz, canice davranan hayvanları demeyin. Onlar insanlıklarını kaybetmiş, insan olmanın neyi gerektiğini unutmuşlar. Hayvanımsı duygularla aramızda geziyorlar.  Vicdanları yok. Tüm hayatları mide ile uçkur arası. Bir gün çocuklarını şefkatle öpselerdi, eşlerine gül getirselerdi, başlarını annelerinin göğsüne yaslasalardı, insanların hayatını sonlandırmaya, evlerine ateş düşürmeye bu kadar hevesli olmaz, aksine tiksindikleri bir hayvanı dahi öldürmeye teşebbüs etmezlerdi.

Hayat işte… Caniyle yiğit aynı zamanda yaşıyor.  Baba katiliyle baban bir safta! Çalı yurdunda sıla hasretiyle nasırlı ellerde yüreği taşımak da varmış. Aşkın odunu söndürmek için gözyaşlarını içe akıtmak, evladını sırtlayarak tarlada iş yapmak ve onun başını taşa yaslayarak uyutmak, kırık aynada taranmak…

Yiğit budur. Ele muhtaç olmamak için sabahın seherinde yola düşüp, ekmeğini taştan çıkarandır. Yorgun el tok karnın üzerinde durur. Öldürmekle değil yaşatmakla, avuç açmakla değil çalışmakla yiğitlik olur.

Düşündükçe yol kısaldıkça uzuyor. Ankara yakınlaştıkça uzaklaşıyor. Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece, bilmiyorum ne haldeyim, gidiyorum gündüz gece. Selam olsun Aşık Veysel'e. cümleler anlamını yitiriyor.

 
Etiketler: ANKARA, NOTLARI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Aralık 2021
TAŞ BAĞLAYACAKSAK DA BERABER ET YİYECEKSEK DE BERABER…
273 Okunma.
26 Kasım 2021
HER GÜN ÖLMEKTENSE BİR ÖLÜNÜR
494 Okunma.
03 Kasım 2021
ANKARA NOTLARI - 4
610 Okunma.
02 Kasım 2021
ANKARA NOTLARI-3
436 Okunma.
01 Kasım 2021
ANKARA NOTLARI - 2
385 Okunma.
26 Ekim 2021
FAİZ VE DOLAR KADERİMİZ Mİ?
452 Okunma.
21 Ekim 2021
KELİME VE KAVRAMLARIN ÖNEMİ
365 Okunma.
16 Ekim 2021
ÇOCUKLARIN EVLENDİRİLMESİ
344 Okunma.
30 Ağustos 2021
REMZİ ABİ’NİN ARDINDAN…
819 Okunma.
23 Ağustos 2021
HİSSİ DİNDARLIK
628 Okunma.
02 Ağustos 2021
ZELO NEDEN KANDAN GÖZYAŞLARI DÖKÜYOR?
842 Okunma.
15 Aralık 2020
BU HALE NEDEN GELDİK?
1927 Okunma.
08 Aralık 2020
İSLAM İNSAN HEDEFLİ, ALLAH MERKEZLİ BİR DİNDİR
887 Okunma.
18 Kasım 2020
ACABA İMAN EDER MİYDİM?
1046 Okunma.
14 Ekim 2020
DİN KRİZİ
1369 Okunma.
06 Ekim 2020
KUR'AN'DA ÖRTÜNME BİR EMİR MİDİR?
1180 Okunma.
09 Eylül 2020
İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ- TOLSTOY
1007 Okunma.
08 Eylül 2020
KUR’AN’A YÖNELİRKEN
923 Okunma.
04 Eylül 2020
ALLAH NEDEN KABUL ETSİN!
815 Okunma.
05 Mayıs 2020
CEHALET DİNE MUSALLAT OLMUŞ KÜRESEL SALGINDIR
1310 Okunma.
28 Nisan 2020
EVE DÖN, YÜZLEŞ, İBRET AL VE HAREKETE GEÇ
1287 Okunma.
02 Nisan 2020
CEHALET DİNE MUSALLAT OLMUŞ KÜRESEL SALGINDIR
1133 Okunma.
28 Mart 2020
HZ.MUHAMMED FİLMİ ÜZERİNE GEÇ KALINMIŞ BİR ELEŞTİRİ
1017 Okunma.
08 Ocak 2020
KASIM SÜLEYMANİ SUİSKATINA DAİR
1036 Okunma.
07 Ocak 2020
KELİME VE KAVRAMLARIN HAYATIMIZDAKİ YERİ
1239 Okunma.
28 Eylül 2019
SENEM MAĞARALARI VE YEMYEŞİL URFA PROJESİ
1896 Okunma.
13 Temmuz 2019
UNUTULAN SOYKIRIM TEKRARLANIR
1688 Okunma.
08 Temmuz 2019
KAHR OLSUN ‘HENDEK SAHİPLERİ!’
1699 Okunma.
21 Haziran 2019
MISIR VE TÜRKİYE’DEKİ DARBELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
1687 Okunma.
19 Haziran 2019
BİR YİĞİT ADAMIN ARDINDAN….
1356 Okunma.
09 Mayıs 2019
RAMAZAN’A DAİR YANLIŞ VE DOĞRULAR
1855 Okunma.
01 Mayıs 2019
ŞAHİT OLANA VE ŞAHİT OLUNANA: İDLİB
1496 Okunma.
27 Nisan 2019
HADİS VE RAVİLERİN DURUMU-3
1599 Okunma.
26 Nisan 2019
HADİS VE RAVİLERİN DURUMU-2
1488 Okunma.
25 Nisan 2019
HADİS VE RAVİLERİN DURUMU-1
1744 Okunma.
22 Nisan 2019
TEVHİD MÜCADELESİNDE DİN DİLİ NASIL OLUR VEYA NASIL OLMALIDIR?
1339 Okunma.
17 Nisan 2019
HACC BİR BİLİNÇLİLİK HALİDİR
1374 Okunma.
16 Nisan 2019
KERBELA LOBİSİ
1270 Okunma.
13 Nisan 2019
KUDÜS İKİNCİ ENDÜLÜS OLMASIN!
1598 Okunma.
Haber Yazılımı