Yazı Detayı
15 Eylül 2020 - Salı 10:39 Bu yazı 843 kez okundu
 
DİBE VURAN AHLÂK MEFHUMU VE BAŞIBOŞ YETİŞEN GENÇLİK
Mehmet POLAT
 
 

Beyinler zıp zıp, mideler koskocaman,
Anneler çocuk doğurur, köpek soyundan azman…

                                                -N.F.KISAKÜREK

Her doğan çocuk "İslâm fıtratı" üzerine doğar. Belli bir dönemden sonra "ya şâki ya da sâit" olarak toplumda yavaş yavaş yer alır. Tabii böyle ikilik bir yol güzergâhını seçmenin, temel sebebi ebeveyn'idir. Ebeveyn neyse, bu masum sabiler de öyle olur.

 Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras, iyi bir "rol model" olmaktır. Bu bahiste hiçbir mazeretin geçerliliği yoktur. Uzmanlar "evlâd-ı iyâlinize" sözlü nasihat etmeyin. Nihayetinde onlar sizlere benzeyecekler. Her türlü kepazeliği sergileyip, olmadık haltları karıştırdıktan sonra yakınmanın, şikâyet etmenin, kimsenin nezdinde bir mana, ifade etmeyeceğini bilmeliyiz. Zira O'nun yanında, bize göre mazeret olan durumların "esâmesi" bile okunmaz.
 
Allah Resulü, bugün gelip aramıza  "dünya gözüyle" katılırsa, belki yüzde yüzümüzü "iman etme" noktasında "İslâm"a davet eder. Biz yaşadığımız gibi, inandığımızın "tezahürleridir" tüm bu olumsuzluklar. Eğer "çağlar üstü" olan İslâm özümüzde mayalanıp kıvamını bulsaydı, semeresi güllük gülistanlık olurdu. Enginlerde açılan çiçekler misali bir gençlik, doğal (fıtri) olarak kendiliğinden oluşurdu. Sürümüze maalesef çobanlık etmedik, edemiyoruz. Nefsimizi ve hırsımızı dizginlememiz lâzımdır.
 
Karun'laşmış bir mantık İbrahim'in sancısına değil, Nemrut'un kamçısına imrenir. Hevâ ve hevesine dayalı bir zihniyetle, refâhtan şımarmış, azmış, menfaat ağırlıklı bir hayatı tercih eder. Böyle bir mantığın önünde "bent" olmak ancak ölüm düşüncesinin sardığı elim hesaba dayalı, mükemmel bir İslâmi hayatı (özde, sözde, izde) yaşamakla olur. Çünkü bu dünya hırslarının "panzehiri" İslâm'dır.
 
Hiçbir başarı tesadüf değildir. Maddi ve manevi olarak "zirve"lere yükselen kişilerin temelinde, harcında "alın teri" ve "büyük emek" vardır. Kendimize gelmemiz ve Allah'ın gösterdiği "sırat-ı müstakim" dosdoğru yolunu "laf"tan  (lakin-ama-fakat)  kaçınarak takip etmemizdedir kurtuluş. Yoksa "kem âlâtla kemâlat" olmaz. 
 
Dünyayı hayat ve hedefimizin merkezine koyduk. "Üç günlük dünya" sözü nostalji olarak kulaklarda kaldı. Allah ile bağımız koptu. Hafıza kaybına uğradık. Bencilleştik ve kendimizden başka, kimseyi düşünemez olduk. Bu anlayışla "sabır, kanaat, şükür, bereket" diye bir kavram yoktur. Sorgulama yeteneğini kaybettik. Ve birer modern köle olduk. (nâzenin nisâ taifesi kölesi, tv, mal, mülk, internet vb.)

 Şahsiyeti imaja feda ettik. Zor olanı değil, kolay olanı seçtik. Böyle bir hayatın bizi memnun edeceğini düşündük. Ama maalesef yanılmışız. Batı bu hayatın "trajedi"sini biz ise "komedi"sini yaşıyoruz. Hâlâ ayaktaysak bu Allah'ın bir lütf-u keremidir. Zira mes'elemiz "insan mes'elesi" olmasına rağmen fersah fersah uzaklaştık. Elbette ki böyle bir meyanda "mazi"ye dayalı bir gençliğin yetişmesi tasavvur edilemez.

 Her zalim cesaret ile gücünü, gâfil ve korkakların zaafından alır. Allah korkusunu bırakan, korkulara mahkûm olur. Unutmayalım ki yaşadığımız tüm bu olumsuz olaylar, birer sonuçtur. Bir "müsebbip" aranacaksa o da biziz. Müşteki olma hakkımız yoktur.

Çocuklarımıza en büyük kötülüğü, ismi okul olan bu başıboş mekânlara göndermekle yaptık. "Eğri tezgâhtan doğru ürün" beklemek safdililik olur. Onların zamanının hep boşa gitmesine sebep olduk. Neresinden dönersek kârdır hesabı gereği, bâri bundan böyle istikâmeti henüz bozulmamış, "çizgisi düzgün olan" medreselere yönlendirelim.
 
"İslâm'i hizmet" yapıyoruz deyip aileyi büsbütün ihmal etmek, bence sorumluluktan kaçmaktır. İpini koparıp, zıvanadan çıkmış "yakındığımız" bu gençlik gökten inmedi. Tamamen sorumsuzluğumuzun semeresidir. Çünkü biz "orta yolu" seçmeyip ifrat ve tefrite kaçtık. Bu yüzden ortada bir suçlu varsa, tekrar ediyorum  "suçlunun hasosu" yine biziz. 

Lütfen samimi olalım…

 
Etiketler: DİBE, VURAN, AHLÂK, MEFHUMU, VE, BAŞIBOŞ, YETİŞEN, GENÇLİK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
22 Ekim 2021
ALLAH’IM
640 Okunma.
20 Ekim 2021
CAN AHMED
439 Okunma.
08 Ekim 2021
SAHADA KAYBEDEN BELEDİYELER
516 Okunma.
07 Ekim 2021
BEN FİLİSTİNLİ ÇOCUK
340 Okunma.
27 Eylül 2021
SÜRÜLEŞEN TOPLUM
440 Okunma.
18 Eylül 2021
ÖLÜM
692 Okunma.
31 Ağustos 2021
ANNEYİM BEN
880 Okunma.
31 Mart 2021
BİTİŞİK NİZAM DENİLEN UCÛBE YAPILAŞMA
1592 Okunma.
30 Aralık 2020
NİSÂ TAİFESİ VE AİLE
1434 Okunma.
02 Aralık 2020
BOĞAZDAN AŞAĞI İNMEYEN İSLÂM VE İSRAF
1025 Okunma.
03 Kasım 2020
FE EYNE TEZHEBÛN (GİDİŞ NEREYE?)
1335 Okunma.
22 Ekim 2020
“KAPIMIZ HERKESE AÇIK OLACAK” KUYRUKLU YALANI
1087 Okunma.
17 Eylül 2020
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI VE HAYVAN HAPİSHANESİ
1191 Okunma.
28 Mayıs 2020
BİR GÜZEL AYIN ARDINDAN
1350 Okunma.
25 Mart 2020
BİR SEVDADIR ŞEHADET
945 Okunma.
07 Ekim 2019
GARİP CAMİLER VE DİYANETİN DİNDEN BİHABER ZAMANE HOCALARI
1728 Okunma.
01 Ekim 2019
BU HÂN-I İŞTİHA VE STK BAŞKANLARI
1677 Okunma.
10 Mayıs 2019
SAMİMİYET YOKLUĞU VE ÇELİŞKİLER YUMAĞI
1894 Okunma.
23 Nisan 2019
BİR DEVİR TESLİM TÖRENİNİN ARDINDAN HALİLİYE BELEDİYESİ
1482 Okunma.
14 Şubat 2019
DEVTEŞTİ MAHALLESİ VE BAŞINI KUMA GÖMEN YETKİLİLER
1971 Okunma.
17 Ocak 2019
SURİYELİ AİLENİN DRAMI
1918 Okunma.
01 Ocak 2019
İHH VE BEHÇET ATİLA
2364 Okunma.
20 Aralık 2018
BİR DOKUN BİN AH DİNLE KÂSE-İ FAĞFUR’DAN
2559 Okunma.
14 Aralık 2018
TÜKETİM TOPLUMU VE İKİ GÖNÜL ADAMI
1818 Okunma.
13 Aralık 2018
DİBE VURAN BELEDİYECİLİK
1526 Okunma.
Haber Yazılımı