Şehirde yaşamakta iseniz, ceketinizin hem dış cepleri hem iç cepleri, ilk aldığınız gibi dikişli olsun, mevkiî ve makam sahibi iseniz.

**

Görün ki kimileri ceket düğmelerini ilikleye ilikleye, ya ipliği kopartır düğme kaybeder ya ilikler düğme tutmaz hale gelir.

**

Bir insan ne zaman gülünç konuma düşer?

İliklediği ceketi kendisine dar gelen, göbeğine söz edemeyenlerin, akıllarına göre değil, nefislerine esaretidir onları gülünç konuma düşüren.

**

Vatan, millet aşkıyla tutuş, ruhunun mayasını inançtan al, fakire ve fukaraya vaaz ver, ekmeğini garibanla paylaşma!..

Şehirde bu tür söylediği doğru, yaşadığı yanlış kimselere kefenin cepsiz olduğunu hatirlatsanız, sizden durumu iyi bildiklerini cevaben alırsınız.

**

Mevkiî ve makam sahiplerinin günahlarında, etraflarındaki şakşakçıların, yalakaların katkısı vardır.

Şeyh uçmuyorsa mürid minareden atlamıyorsa mesele kalmaz. Şeyh uçuyorsa müride bakmakta fayda vardır.

**

Utanmaz, bilinen bir kesim evindeki bozulan musluğun, aldığı eksik gramajlı ekmeğin, içtiği çayın, parasını verdiği arabanın, oturduğu evin olumsuzluğu varsa Müslümana bağlar, on yargılı olduğu için.

Bizi dahi kendinden bilen bu gruptan biri, yanıldıklarını anlamışsa da doğrulardan taraf olduğumuza tanıklık etti de gördüğümüz yanlışlıklar kimin eseri?

**

Adam, kendisini bu şehrin sahibi, başkasını işgalci görüyor.

Sorsanız doğum yeri yurt dışı, ülke toprakları değil.

O, sizden daha vatani sever, daha çok vatansever.

Ülkelerine dönmelerini teklif etseniz, baltayı tasa vurursunuz;

- Dedem, amcam bu topraklar için vuruştu?

Allah'tan Nüfus İdaresi kayıtları mevcut.

Kimin babasının, amcasının, dedesinin ve annesiyle ninesinin isminin ne olduğu artık kolaylıkla biliniyor.

Hele bunlar bir gazetede yazıyorlarsa araştırın, aldıkları maaşı ve esas görevlerini...

**

Doktorun hastaya reçetesi ilaçsızdı:

- Sabahları süt iç, bal ye, peynir ye, yumurta eksik olmasın. Çorba et suyu ile pişsin.

Öğle haşlanmış kemikli et, salata, bolca yoğurt. Et sevmezseniz balık tercih edin.

Akşamleyin, en az ceviz büyüklüğünde altı köfte, bir kase et suyu, bol salata... Köfte yaninda, kıymalı makarna, et sulu çorba.

Ara öğünleri ihmal etmeyin. Meyvelerden ikişer adet yemeniz mümkündür.

Hasta gülmeye başlar, doktor bozulur:

- Dediğimi mutlaka yapmazsanız, bir daha gelmeyin beyefendi!..

Hasta, gömlek düğmelerini ilikler:

- Doktor, sen benim maaşımı kendin kadar mı sanırsın? İstediğimi yiyebilseydim, bulabilseydim, hasta olmazdım.

Anladın mı, Doktor!..

Doktor, hastanın ekran görüntüsünden emekli öğretmen olduğunu anladı.

Babası da emekli öğretmendi.

Sadece sustu!..

**

Tavuğun yumurtasını, etini nimet belirtip, nimete saygısızlığı kabul etmeyen Konak Sahibi, her gün tavuk köfte, tavuk kıyma, tavuk sote, tavuk ızgara karşısında isyan bayrağı açanlara seslendi

- Siz, tavuk eti ve yumurtasi yiye yiye kanadınızın çıkacağını iddia edersiniz.

Ben kuzu etinden başka et yemem, başka ete bakmam, eti görmem.

Şimdi ben meleyecek miyim? Lütfen çok ayıp ediyorsunuz!...

Adam, Tavuk Çiftliği sahibiydi.

**

Şehirde ekonomiden-fiyat artışından en çok zengin konuşur.

Fakirin kaybedeceği ne malı ne mülkü vardır.

Pahalılıktan sitem eden görürseniz bunu anlarsınız!.

Kendisini ihtiyaç sahibi birisinin evine beraber gitme teklifi sunun.

Mutlaka işini bahane edip gider. Siz de rahat edersiniz.

Çay parasını ödemek, kaderde vardır.

**

Evinde tencere kaynatmayan, pazardaki hayat pahalılığından muzdarip.

Her akşam yemeğini evine telefonla sipariş eder, durur,

Kahvaltısı işyerinde, öğle yemeği dışarıdadır.

**

Oturup muhabbete dalarsanız, altın ve döviz konuşmanıza maya olursa, böyle bir sosun hayatınızda olmadığını ifade ediniz.

**

Milyonluk evde oturan, milyonluk araca binen altmış binlik gecekondudakini düşünüyorsa, yüzüne bakıp, bir aylık mekan değişimini teklif edin.

Nihayetinde tüm insanların kardeş olduğunu belirtiniz.

**

Vatandaş, fırından dinlendirilmiş/ soğuk ekmeği yatsıdan sonra ya da sabahleyin alıyorsa, pasta çeşitleriyle kahvaltı yapanlar muz fiyatlarının artışından dem vurup, alımı haftada beş kiloya düşürdüklerini söylememeli!..

**

Komşunun getirdiği bir kab bulgur, başkasının kral sofrasından daha makûl ve muhteremdir.

**

Ekmeğini suya bandırıp yumuşatarak açlığını gidermen, zengin sofrasında komutla yemeğe başlamandan kıymetlidir.

**

Sana hediye edilen elbiseyi etrafın giymiyorsa reddet.

Çağrıldığın yemekte ikram edileni bulamayan sen isen ya da komşun ise, sofradan doymadan kalk.

Bulunduğun mevkiî için saygı ve iltifat görüyorsan, dikkat et.

**

Başkasının kaşığını kepçe, yemeğini kazan bilen midesini çöplük konumuna getirir, bedava yaşamaya alışır, ruhunu satmış olur.

**

Şehirde cimrilik sonradan kazanımla değildir.

Cimriliğe tasarruf esbabı giydirenler, pazardan alış veriş yapar, market fişi gösterir, işportadan alır AVM makbuzu sunar.

Tek başına salaş yerde yemek yer, çayını cafede içer.

Topluluk arasında pahalı sigara içer, yalnızken tütün sarar.

Buna ne derseniz deyin, münafık hali...

**

Biliyoruz, ekonomik dar boğazı.

Altının ve dövizin tırmanışını.

Her şey güzel ve iyi de 'Yoksullar zenginler tok olsun.' diye mi var?

Yoksulluk dibe vuruyorsa, zenginler aç kalacaktır.

Toplumda yardımlaşma ve merhamet vicdanla at başıdır.

Üretimin olmadığı, tüketimin kamçılandığı ortamda emek ucuz, alım gücü düştükçe huzursuzluk artar.

**

Şehirdeki insan, mutlu değilse köylü, çiftçi, vatandaş ne haldedir?

Köylü üretemiyorsa, çiftçi kazanmıyorsa, hayvancılık yapan zarar ediyorsa, sebze ve meyve üreticisi feryad û figan içinde ise, ne demeli?

Marketlerde ve AVM iş yerlerinde her şey, kredi kartıyla alınıp, bankalar kazanıyorsa, ne söylemeli?

Kiralar artıyorsa, elektrik, su, doğalgaz fiyatı artıyorsa vatandaş ne yapmalı?

**

Bu ortamda televizyon reklam kuşaklarında halen tüketim kamçılanıyorsa ne demeli?

**

TV Dizilerinde aşk- meşk, cinayet, aldatma başını alıp gitmişse ve yemek yarışmaları seyredilmeye devam ediliyorsa, her akşam haber kuşaklarında hayat içinden çıkılmaz halde gösteriliyorsa sebebi nedir?

**

Durup, şapkayı önüne koymalı, insan.

Ateş üzerine benzinle gidenleri gördükçe bize düşen, dua oluyor.

**

Bu toplum, içten içe çürüyor, saklamaya gerek yok, aslında.

Bir de böyle düşünsek!

Doğrusu toplum, gençlik tüm değerlerini kaybetmek ile baş başa.

Birileri buna ' Dur!..' demeli.