(Kahramân TAŞDEMİR müdüre ithâf edilmiştir.)

Dedi: "Ben, bu makâma aklımın kuvvetiyle
İrâdemin gücüyle geldim. Bilmem tavassut
Tanımam Hakkt'an başka güç. Herkes niyetiyle
Yol gider, ya varır bedbaht olur ya da mes'ût

Her makâm, her mevkii, her servet yâhût şöhret
Sınavım içindir bilirim, hepsi emânet 
Yok ötesi; bir gün ben de öleceğim elbet
Yaşamalıdır zîrâ insân ölçülü, mazbut…

Çok şey değişti; sâatler, günler, âylar, yıllar
Her gün biraz daha unutuldu hâtırâlar
Tâze bir müjdenin sevinci var şu sıralar
Şu sıralar adım geçiyor, benim o mâhût

Üç yılın sonunda son turumu dün attım ben
Âltûn köşkteyim mes'ûliyetim arttı birden
Murassâ kaplamalı bana ayrılan yerden
Adımı duydum: 'Kahramân!' dedi, bir ses lâhût

Gök, Dâğ, Deniz, Gün, Ây, Yîldîz dizilmiş yan yana
Sesiyle Gök Hân sevk etti beni Yîldîz Hân'a
Âltûn mühürlü bir pûsula uzattı bana
Dedi: 'Haktan ayrılma, iyilik yolunu tut!'

Sert bakışlarla: 'Râhatlık arıyorsan şimdi
Vazgeç ve de ki: 'Söz verip câymak âdetimdi'
Yok, inanıyorum bu haklı bir merâsimdi
Zîrâ kayıtlısın bu mecliste, sensin o kût!

Meslek hayâtı, içtimâî muhît içinde
İ'tidâllisin, faâl ve cânlısın işinde
Gördük; demevî bir mizâç var gösterişinde
İyimser, şen, müteşebbis… Her fırsatta okut!

Her meziyet tahakkuk etmiş hep işâretli
Bilâkis zeki, ferâsetli ve basîretli
Kâbiliyetli, liyâkatli, tam ehliyetli
Tevzii adâletin bizce mâlûm ve meşhût

Buradan öğrendiklerini birebir amel 
Etmekle yükümlüsün, hatâ yapman muhtemel
Î'tibâr etme müspet değil ise bir emel
Karşı dur ve onu hüsn-i mizâcınla korkut…'

Ve zihninde şimşek hızıyla bir muhâkeme
Dedi: "Ben, bir halel getiremem mevkiime
Çok ders aldım, muhassalası şu üç kelime;
Muhabbet, merhamet ve ahlâk, gerisini unut!" 

Müdürüm bu vaziyet üzere hesâp etti
Bihakkın müspet kânûnlara intisâp etti
Çalışıp gayretle bir rütbe iktisâp etti
EBEDÎ der: Ye's yok, o varsa vardır hep umût 
(19.05.2023)