Dünyanın en büyük hububat üreticileri Rusya ve Ukrayna savaşta. Savaşın ilk ayından itibaren pandeminin şokunu atlatamayan tüm dünya ülkelerinde gıda krizi başladı. Hububat üretiminde kendi kendine yetebilen ülkemizde bile bizler bu etkiyi hissettik.

**
Devasa nüfuslara sahip Çin, Hindistan gibi ülkelerin yanında dünya nüfusunun 1 milyar 200 milyonunun barındıran Afrika kıtasında, normal şartlarda da açlık çeken insanlar perişan hallere düştü. Afrika'nın ayrıcalıklı zümreleri bile piyasada bulunmadığı için un tahıl alamaz hale geldi.

**
Avrupa, Afrika kısacası tüm dünya kara kara düşünürken, bazı ülkelerde karne tedbirleri devreye sokulurken Türkiye çıktı sahneye. Savaş halindeki iki ülkeyi bir araya getirmeye çalıştı ve aynı masaya oturtmayı başardı.

**
Cephede birbirlerini boğazlayan aynı dinin ve aynı mezhebin inananı Rusya ve Ukrayna, Türkiye'nin ara buluculuğunda uzlaştı. Türkiye'nin kendilerine verdiği güvenle tüm dünyanın umutla beklediği tahıl koridoru önerisini kabul ettiler.

**
Bugün gelinen noktada Ukrayna'nın işgal altındaki limanlarında mahsur kalan hububatlar, Türkiye'nin gözetimi ve kontrolünde İstanbul'a gelecek ve buradan dünyaya dağılacak. Dünya; milyonlarca insanı açlıktan kurtaran bu diplomasi başarısını konuşuyor ve Türkiye'ye teşekkür ediyor.

**
Görevleri dezenformasyonla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve Türkiye'nin imajını sarsmak olan küresel yayın kanalları bile bu başarıya dikkat çekiyor, ülkemize hakkını teslim ediyor. Pek çoklarının kavrayamayacağı bir gerçeklikle Türkiye; 21. Yüzyılın en büyük trajedilerinden birinin yaşanmasının önüne geçti.

**
İnsan hakları savunucuları neredesiniz? Geziciler, elinde sözleşmeyle gezenler, demokrasi öncüleri… 6'lı masanın şövalyeleri… Tek bir cümle yok. Tek bir yorum yok. Cumhurbaşkanına düşmanlık bir yana insan ülkesinin başarısından mutluluk duymaz mı? 'Erdoğan' diyemeyen o diller maalesef 'Memleketim', 'Ülkem' de diyemiyor.

**
3 yıldır İstemezükcülerin 'Dünyada itibarı kalmadı, İflas etti, demokrasi yok, insan hakları yok' söylemleriyle dibe gömdükleri Türkiye; yine aynı çevre tarafından 'Kaçacaklar, yargılanacaklar' söylemleriyle itibarsızlaştırdığı bir iktidar tarafından, küresel bir insani felaketin yaşanmasına engel oldu.

**
Ben imkanları ölçüsünde dünyanın en fazla insani yardımını yapan bu şerefli ülkenin ve bu merhametli milletin bir ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük gıda krizlerinden birini çözüme kavuşturmasından ötürü Cumhurbaşkanımızın şahsında devletimizle de gurur duyuyorum.

**
Eleştirmek ve hakkını teslim ederek tebrik etmek bu çevrelerin dilinden düşürmediği demokrasinin ana parçalarından biridir. Nedir bu düşmanlık? Nedir bu kin ve nefret… Maalesef bizler millet olma şuurumuzu bu gibi olaylarda iyice idrak edemiyoruz. Sevinmek için, gururlanmak için başkasının tebrikine ve takdirine bakmaya gerek yok. Bugün bile malum çevrelerin hafızalarımızda ekmeye, filizlendirmeye gayret ettiği 'Aşağılık kompleksini' söküp atmalıyız.

**
Son sözüm de AK Parti Teşkilatlarına. Sizler neredesiniz? Bakın mensubu olmayan bunca insan devletin yanlışını söylediği gibi doğrusunu savunurken siz ne yapıyorsunuz? Ben dile getireyim 'HİÇBİRŞEY' Hatta faydadan ziyade zarar ve külfetsiniz. Cumhurbaşkanına yönelik itibarsızlaştırma çalışmalarında kullanılan en büyük argümanlardan, çürük elmalardan birisiniz.

**
Bu haftalık sözümüz bu kadar olsun.
Selam ve dua ile kalın sağlıcakla…