Sadece kenar mahallenin yoksul gençlerinin değil, her kesimden her yaştan insanın bulaştığı belalar var:

Tefecilik.

At yarışı.

İddia.

Coin'ler.

Bunlara bir de banka kredilerini ekleyebiliriz.

Her biri ayrı bir sektör.

Her biri elini versen, bırak kolunu, bütün bedenini yutma potansiyeline sahip.

Tefeciliğin kuralları başka. Borçlanan veya bilinçli olarak borçlandırılan insanların can havliyle sığındığı, ama yağmurdan kaçarken doluya tutulduğu, içinde tehdit, şantaj ne ararsan bulunan çok tehlikeli bir bataklık.

At yarışı ve İddia ise, oyun adı altında bildiğin kumar.

Ve her kumar gibi bağımlılık yapıyor.

Kısa zamanda zengin olma hayali ile atılan ilk adımların sonrasında kıskıvrak yakalıyor. Deniz suyu gibi içtikçe içenlerin hararetini arttırıyor.

Artık kolay kolay iflah olmak mümkün değil.

Bağımlı, elinde avucunda ne varsa satıyor. Yetmiyor arabasını, evini satıyor. Yetmiyor, bankadan faizli krediler çekiyor. Yetmiyor tefecilerin ağına düşüyor.

Bu uğurda bugüne kadar nice yuvalar yıkıldı?

Niceleri de yıkılmanın eşiğinde.

Geride, gözü yaşlı anne ve babalar, perişan eşler, geleceği çalınmış çocuklar kalıyor.

Her şeyini kaybeden olayın kahramanı da, aslında en büyük kurban. Ancak o her seferinde yeni bir ümitle girdiği yolda hem kendisinin hem yakınlarının hayatıyla oynamaya devam ediyor.

Son zamanlarda bu belalara bir de coin'ler eklendi.

Aklı başında diye bildiğim, okumuş, belli meslek sahibi insanlar bile gece gündüz bununla meşgul.

Bunların hepsi kısa zamanda zengin olma hayalinin sonucu.

Uyuşturucu da biraz öyle değil mi?
Kimi kafayı bulup hayatın gerçeklerinden uzaklaşmak için, kimi az işle çok para kazanmak için bu piyasaya giriyor.

Hepsinde geniş kitleler perişan olurken, her seferinde tepedeki bir avuç azgın azınlık kazanıyor.

Tabii ben bedeli bu kadar insanın hayatı olan bir şeyin nasıl kazanç sayıldığını da bir türlü anlayamıyorum.

Yazım biraz karışık oldu ama buraya bir şey daha eklemem lazım: Tiktok...

Çin merkezli 60 saniyelik video paylaşım platformu. Hem hoşa gittiği için hem yüksek tıklanma karşılığında büyük paralar kazanma imkânı verdiği için tercih ediliyor.

Şüphesiz ciddi içerikler de, bilinçli kullananlar da vardır.

Eyyübiye ve Süleymaniye'nin gençleri arasında çok çok yaygın olduğunu duydum.

Günlerdir anlatmaya çalıştığım o bölgenin yoksul, eğitimsiz, başıboş, ailesi parçalanmış, şiddet gören ve gösteren, uyuşturucu bağımlısı gençlerinin, bu mecrayı ne şekilde kullandığını tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bir çeşit uyuşturucu ve kumar gibi...

***
Toplumu bir ahtapot gibi saran bütün bu belalara karşı neler yapılabilir?

Bir eğitimci olarak uzun vadeli çözümün kaliteli bir eğitimden geçtiğine inanıyorum.

Kısa vade için ne gibi tedbirler alınabilir?

Katı kurallar koyma, sıkı denetim, ağır yaptırım, sınırlama, belli şartlara bağlama veya kökten yasaklama gibi genel bir takım şeyler geliyor aklıma...

Fakat açık söyleyeyim, ne kısa ne uzun vade için pek de umutlu değilim.

Ancak resmi-sivil topyekûn bir mücadele şartıyla bir şeyler yapılabilir.